turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ELİNİ KORKAK ALIŞTIRMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 TEMMUZ 2019

Bizde bir şey yapacakken; “elini korkak alıştırma” derler. Derler, çünkü elini korkak alıştıranlardan hiçbir şey çıkmaz. Onlar ne tarihin aktörü olabilirler ne tarihte iz bırakırlar. Pasiflikleri ve korkaklıkları ile geçip giderler.

Ülke yangın yerine dönmüş. Geniş halk yığınları yaşam savaşı veriyor. AKP iktidarı ise değil çözüm her anlamda koşulları daha da ağırlaştırarak yığınların sırtına bindikçe biniyor. Bu durumda bile CHP kendi gücüne ve dinamizmine dayanarak sorunların çözüleceğine inanmıyor ve AKP’nin kendi kendine erimesini bekleyerek deyim yerindeyse bizim yaşamımızdan gün çalınmasına ortaklık ediyor.

Neymiş efendim ülke ağır ekonomik sorunlar yaşıyormuş, böyle bir ortamda seçime gitmek doğru olmazmış. Üstelik iktidar da ben bu sorunu çözeceğim diyormuş, dediği için de onlara süre tanımak gerekirmiş. Daha da önemlisi gerçi bunlar bunca iktidarları döneminde sorunları çözememişler ama bakalım işin içinden çıkabileceklermiymiş çıkamayacaklarmıymış görmek gerekirmiş. Sizin anlayacağınız CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu muhalefetin erken seçim konusundaki görüşlerini böyle özetlemiş.

Peki, ne olacak böyle giderse?

Olacağı şu; AKP ve sarayın durumunu kitleler daha iyice görememişler görsünlermiş. Bu kadarla olsa iyi. AKP ve sarayın ayağa kalkacak takati kalmasınmış ki iktidar olayı da CHP’nin kucağına armut piş ağzıma düş hesabı CHP’ye geçsin. Başka türlü CHP iktidar olacağına ne güven duyuyor ne de iktidarı almak için militan bir muhalefet yapmak gerektiğini aklından geçiriyor. Bütün bunları ne yazık ki bakıp görüyoruz CHP yerine İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener dillendiriyor.

CHP’nin genel olarak muhalefetin, AKP bu konumdayken iktidarına devam etmesinin uygun görülmesinin altında yatan sizce ne olabilir ki? Bize göre bunun nedeni bu çevreler kesinlikle birilerinin aklıyla hareket ediyorlar ki o da tartışmasız kendisi de seçimlerden yana olmayan Türkiye sermaye güçleridir. Çünkü sermaye güçleri dırdırsız, hırgürsüz bir iktidarın peşinde. Eğer böyle bir iktidar çıkartılabilirse ülkenin büyük sermaye kesimleri de biliyorlar ki kendileri açısından kazanım büyük olacak. Dolayısı ile CHP aklı bu alandan ayrılarak farklı bir çizgi izlemek gibi bir yola kapalı.

Ne güzel, AKP’nin içinden çıkacak partiler beklenir ve de beklenen olursa, bir de dişleri iyice sökülmüş ve ehlileşmiş bir AKP şekillendirilirse sermaye için yemede yanında yat hesabı bir durum olacaktır. Her fırsatta da aynı gemide olduklarını söyleyip siyaset yaptıklarını sanan partiler bir araya getirilmiş olur ki tasada da, kıvançta da oh ne iyi kol kola girilmiş olunur.

Bu durumda sermayede AKP’siz olunamayacağını düşündüğü için CHP ve diğer partiler bilinçli bir şekilde AKP ile kurulacak mutabakatların peşindeler. CHP bu işe dünden razı. Onlara göre ne bu ülkenin fabrikaları satılmış ne insanlar hak ve özgürlüklerinden edilmiş, ne çalışan yığınlar işlerinden olmuşlar, ne vurgun talan yaşanmış, ne havadan zengin olup Karunlaşanlar var, ne kimse vur patlasın çal oynasın bir yaşam standardına yükselmiş, ne doğanın tahribatı söz konusu ne şu an Kaz Dağlarında altın aramak için orayı zehir deposuna dönüştürecek girişimler var, ne tren kazaları yaşanmış, ne eğitim bitirilmiş ne sağlık hizmetleri dibe vurmuş özetle bir çırpıda her şeyin üstüne çizgi çekmeye yatkın bir muhalefet sözkonusu. Üstelik Recep Tayyip Erdoğan’ın da kendi geleceğini bu anlayışta görüyor olması bir gerçek. Çünkü bu yönde atılan “Türkiye mutabakatı” gibi sözleri onun ağzından duyduk. Sonra yine o bildiğimiz görüntüye bürünerek herkesin ağzının payını verir havada davranıyor olsa da onların cephesinde de böyle bir arayış olduğu bir gerçek. Kimi alttan alta görüşmeler bile yapıldığını söylesek yalan çıkmayacağından eminim.

Hem muhalefet bunca kriz noktasına gelmiş konuları nasıl çözecek ki değil mi? Suriye’de, Akdeniz’de, Ege’de kimin karşısına dikilip de ne sonuç alacak biliniyor mu? ABD emperyalizmi ve AB ülkelerinin bölgede istekleri ne, bu isteklere muhalefetin yaklaşımı nasıl olacak? Onları karşılarına alabilecekler mi? Aldılar diyelim sanmıyoruz ama bu işin üstesinden gelebileceklerine inanıyorlar mı? İşte bu yüzden beklemedeler. Bir yandan da emperyal güçlerin Türkiye’deki işbirlikçilerine gereksinimleri de olduğu bilinmeyen bir şey değil. Bu yüzdendir ki S-400 olayında bile ABD alttan alır bir havada. Kimse Türkiye’yi kaybetmek istemiyor. Bu durumda muhalefetin nasıl davranacağını sanıyoruz ki? Hani öyle bir noktaya gelmişiz ki bundan böyle bölgemizde gelişmesi olası olumsuzluklar bugünkü noktasında kalamaz. Türkiye aleyhine gelişebilecek her görünür bir gelişme iktidarları siler süpürür. Bu yüzden de Türkiye’de iktidarın nimetleri zamanı dolmuş durumda. Türkiye’de iktidar ateşten bir gömleğe dönüştüğü için kimse alıp sırtına geçirmek istemiyor. Bütün bu gerçekler ışığında konu ele alındığında muhalefetin erken seçim isteyen taraf olmamaya özen göstermesinin nedeni ortaya çıkmış oluyor.

Bugün her duruma askeri çözüm diye atlayan bir AKP ve saray iktidarı var. Suriye’de gelinen noktada da durum önemsenmiyor görünse de tehlikenin eşiğine gelinmiş dayanılmış. Yani iktidar çıkmaza saplanmış özetle.

Yerel seçim sonuçları AKP ve sarayın dişlerini önemli ölçüde törpüledi. Şimdi istenilen şey AKP’yi de yumuşatıp sistemin korunup kollanmasına hizmet eder hale getirerek kapitalizm mübareğinin bizlerin kanını iliğini emmeye devam etmesini sağlamak için taşlar yeniden diziliyor o kadar…

İçinde komünistler olmasın da dinciliğe de razılar, tarikatçiliğe de, faşizan baskı yöntemlerine de, talana da vurguna da…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA