turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLAR AKILLANMAZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

01 AĞUSTOS 2019

Bunlar akıllanmaz derken kastettiğim şey; AKP ve saray iktidarıdır. Bunun yanına bir de küçük ortak Bahçeli ve partisini eklemekte yarar vardır.

ABD ve diğer emperyal koalisyon ülkeleri ile birlikte davranıp hatta o ülkeleri de sollayarak BOP Eşbaşkanı bile olan Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP Türkiye’yi tam anlamıyla bataklığa itip bırakmıştır. Öyle ki bu iktidarın zararın neresinden dönersek kârdır diye bile düşünmediğini çok iyi bilmekteyiz. Bugün bölge ve Türkiye emperyal güçlerin oyunları yüzünden ağır sorunlar yaşıyor olmasına karşın, bugünkü AKP ve Saray iktidarı sorunları çözmenin çok ötesinde bir davranış sergileyerek sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

Tarihsel olarak atılan adımlar asla affetmez. Bir zamanlar Suriye’ye gireceğiz, Şam Emevi Camisi’nde Cuma namazı kılacağız diye diye ortalığı iyice velveleye veren ve İslami Terör örgütlerinin Suriye’ye yerleşmesine ortam hazırlayıp hatta destekleyen AKP ve saray bugün o yaptıklarının çıkmazı içinde debelenip durmaktadır. Şu anda bile İdlib’de kümelenmiş olan İslami terör örgütlerine salt AKP ve Saray iktidarının tutumu yüzünden yeterince dokunulamamakta, İdlib ve çevresinde bu yüzde insanlık dramı acı bir şekilde devam etmektedir.

Olay ve olgular bu kadarla da sınırlı değildir. ABD emperyal çıkarlarının gereği Suriye’nin kuzeyine PYD-YPG güçlerini de yanına alarak yerleşmiş durumdadır. Bu olgudan rahatsız olduğunu ileri süren AKP ve Saray iktidarı hemen her fırsatta bu bölgeye operasyondan söz edip durmakta, eşyanın doğası gereği de koşullar giderek daha da ağırlaşarak iktidarın önünde karmaşık bir hâl almış sorunlar yumağı olarak durup durmaktadır.

Oysa burada ABD’nin tutumu çok açıktır. ABD kendi çıkarları açısından Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak bir Kürt oluşumunu çıkarına gördüğü için orayı her anlamda destekleyip bölgeye gözlerimizin önünde binlerce tır dolusu silah ve mühimmat sevkiyatı yapabilmektedir.

Gerçekler bu denli açıkken, ABD ile sürgit devam eden görüşmeler faydasız ve oyalayıcı görüşmeler olarak bilinerek ve istenilerek devam ettirilmektedir. Pek çok nedene bağlı olarak da zaman zaman ABD’nin tehditleri AKP ve saray iktidarına iletilerek AKP ve saray iktidarı ya durumu olduğu gibi kabule ya da karşı çıkıyormuş gibi görünüp de hiçbir adım atmamaya zorlanıp durmaktadır.

Bu durumda bile AKP ve Saray gerçekleri olduğu gibi kabul edip Suriye sorununun Suriye ile yani Beşar Esad’la çözüleceği gerçeğini kabul etmez görünerek deyim yerindeyse kendi bindiği dalı kendi keserek Türkiye’yi görülmemiş bir açmazın içine itmekten çekinmemektedir. Bu yönde iktidara onca eleştiri yapılıyor olmasına karşın iktidar hiç tınmayarak kendi çalıp kendi oynamaya devam etmektedir.

Afrin’den El Bab’a ve Hatta Fırat’ın batısında bulunan ve doğusuna operasyon yapılacağı sözleriyle sürekli hareket halinde bulunan askeri güçlerin nereye kadar buralarda kalacağı da belirsizliğini koruduğu için Türkiye hem askeri kayıp hem de içinden çıkılmaz mali yüklerle karşı karşıya kalarak ağır bedeller ödemek zorunda kalmaktadır.

Bugün verilen rakamlara baktığımız zaman Türkiye’nin mali olarak salt Suriye politikasının yanlışlığı nedeniyle kaybı akıl almaz boyutlardadır. Aşağı yukarı bu yüksek tansiyon yüzünden Türkiye’nin ticari kaybının 120 milyar dolar olduğu, 40 milyar dolar mültecilere harcadığı, 40 milyar dolar gibi de güvenlik için harcamak zorunda kaldığı bilinen şeylerdir.

AKP ve saray iktidarı; gerçekler bu denli olumsuz seyrettiği halde Suriye sorununu doğrudan Suriye ve Beşar Esad’la oturup konuşmak ve bu konuda cesaretli adımlar atması gerekirken her ne hikmetse bu sorunu gerçek muhataplarıyla değil de üçüncü ülkelerle görüşmeyi daha uygun bulmaktadır. Bu yüzden de AKP’nin Suriye politikasından kaynaklanan ekonomik yıkım doğrudan kendisini duyumsatmakta, savaş olasılığının getireceği diğer başka tehlikeler de her an kapının eşiğinde durmaktadır.

Konuya bu gerçekler ışığında bakıldığında Suriye sorunu ne gece gündüz köpürüp duran Bahçeli’nin saldırgan halleriyle ne de iktidarı elinde tutmak için aynı milliyetçi-şoven tutum ve davranış göstermek zorunluluğu hisseden sarayın halleriyle çözülemez.

Aklın yolu birdir o da Suriye’nin toprak bütünlüğünü kabul edip Suriye ile doğrudan masaya oturmaktan geçer. Yoksa Suriye sorunuydu, Doğu Akdeniz’di Ege’ydi derken işler öyle bir sarpa sarabilir ki o zaman da hiçbir sorunu Bahçeli’nin kükrek kafa anlayışıyla çözemez aksine daha da batarak bataklığın dibine doğru inmeyi sürdürürüz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA