turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


VER MEHTERİ!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 AĞUSTOS 2019

Ülkemizde egemen erk öteden beri sürekli olarak milliyetçiliği kabartıp durmuştur. Kabartılan milliyetçilik ise bazıları tarafından her ne kadar ülkesini ve ülke insanını sevmek olarak tanımlansa da gerçekte biç bir zaman böyle bir sonuç doğurduğu görülmemiştir. Aksine her geçen gün dozu arttırılan milliyetçilik artık kargadan başka kuş tanımayan şoven dalganın tüm topluma örgütlü bir şekilde yayılması sonucunu doğurmuş, ülkeyi daha tehlikeli sonuçların eşiğine kadar getirmiştir.

Biliyorsunuz biz zamanlar sosyalizme ve başını Sovyetlerin çektiği Sosyalist Sisteme karşı emperyalist ülkelerin başı ABD en kolay yol olarak milliyetçi ve şoven politikaların yaygın bir şekilde propaganda edilmesini bu işin de devlet eliyle örgütlü bir şekilde yapılmasını dayattığı için devlet eliyle kurulan parti ve derneklerin nasıl yerden pıtrak gibi bittiğini gördük ve yaşadık. Sonrasında ise bu örgütler arkalarına devleti de alarak sokakları nasıl kan gölüne çevirdi hepimiz yaşadık, gördük, biliyoruz.

Artık milliyetçilik hemen her hastalıkta kullanılan bir aspirin gibiydi. İşçiler sendikal örgütlenmeye mi girişmişler, suçlama hazır; bunlar ülkeyi Moskoflara satmayı düşünen kimselerdir. Hele bir hakkını almak için greve mi kalkıştı, o zaman hem ülke elden gitmiştir, hem de bunların arkasında kesin Moskoflar vardır.

Öğretmenler, aydınlar, öğrenciler, köylüler arasında uyanış yaygınlaşmaya mı başlamıştır, hiç zaman yitirilmez, karşı propaganda milliyetçilik üzerine kurularak yaygın bir şekilde yapılır, bu da etki etmezse ülkenin en değerli aydınları, öğretmenleri, öğrencileri, işçi önderleri seçilerek birer birer katledilir ve ortalığa büyük bir korku salınarak örgütlenme yaygınlığının önüne milliyetçi bir de mukaddesatçı sıfatı eklenerek geçilmeye çalışılır.

Geriye dönüp bir bakalım. Kendilerine milliyetçi ve mukaddesatçı diyen pek çok kimse ABD’nin ve diğer kapitalist/emperyalist ülkelerin komünizm karşıtlığına payanda edilip kontrgerilla örgütlerinin içinde cansiparane şekilde yer almaları sağlanırken bile onları harekete geçiren başat duygu yine milliyetçilik olmuştur. 12 Eylül 1980 faşist darbesini yapanlar da, onları izleyen iktidarların da günümüze kadar gözü kara bir şekilde sarıldıkları tek silah yine milliyetçilik olmuştur. Bugünkü AKP ve saray iktidarı bildiğiniz gibi ümmetçilik üzerinden yürürken bu iktidarı bile milliyetçi ve şoven dalganın üstünde sörf yapmaya itenin ne olduğunu anlamak için biraz kafa yorduğunuzda gerçeklerin ne olduğunu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz.

Uzun zamandır sermaye iktidarları halkın omuzlarına binip tepelerine vura vura yönettiyse şu milliyetçilik silahı işlerine çok ama çok yaradığındandır. Sermaye iktidarları tarafından sürekli olarak en küçük sorunda bile halk, her fırsatta milliyetçilikle kandırılıp uyutulmuştur. Dolayısı ile devlet katında sürekli olarak işlenen bu silahın her zaman bilenmiş olarak hazırda bekletiliyor olmasında şaşırılacak bir şey yoktur. Milliyetçi ve şoven dalgayı körükleyip kullanmak için her zaman hedef gösterilecek biri ya da birileri bulunabilir. Bunlar dün Moskoflardı, bugün Ermeniler olur, Kürtler olur şu ya da bu olur fark etmez ama kullanılacak hali hazır birileri mutlaka yedekte vardır.

Son zamanlarda Milliyetçi ve şoven duyguları köpürtmek için artık Suriyeliler gelip gündeme oturtuluverdi. Öyle ki AKP’nin İçişleri Bakanı Soylu ve İstanbul Valisi bile Suriyeliler için arka arkaya demeç vermeye başlayınca toplumda da karşılığını hemen buluverdi. Şu ya da bu nedenle iktidarın politikalarından memnun olmayan çevreler bile hop Suriyeliler üzerinden sokaklara dökülür oldular. Onlara göre bizim memleketimizde her şey Suriyelilere serbesti ama bu ülkenin öz evladı olarak bizlere yasaktı. İşsizsek onların yüzünden işsizdik, sokaklarda suç işleniyorsa yine onların yüzündendi. Ohh kıyı kentlerinde denizin keyfini bile onlar çıkarıyor, nargile içilen bahçelerde onlar nargilelerini tüttürüyorlardı. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de üstüne üstlük hepsinin maaş kartı vardı ve devletten maaş alıyorlardı. Çocuk tecavüzleri, kadın tacizleri hep bunların işiydi. Sanki bunlar gelmeden önce bu tür suçları işleyenler hiç yoktu. Oysa şu dinci, imancı tarikatlar, imamlar tarafından örnekleri çoğaltabiliriz Suriyeliler gelmeden önce de bu tür taciz ve tecavüz suçlarının işlendiği bir gerçekti. Merak edenler varsa adliyede görülen bu tür davaları elverdiği ölçüde araştırabilir tabi.

Türkiye’de görülmemiş düzeyde bir emek sömürüsü vardır. Yabancılar daha ucuza çalıştırıldıkları için bu sömürünün hem de katmerlisi gerçekleştirilmektedir. Bu yüzden de ortaya çıkan sorunların çözümü onu, bunu milliyetçi/şoven duygularla hedef gösterip hedef saptırmak değil, emeğin kardeşliği üzerinden etkili bir örgütlenmeyi gerçekleştirmekten geçer.

Bugün ülkemize göç edip gelenlere baktığımız zaman Özbek’ten Afganlısına, Iraklı’dan Suriyelisine kadar hemen hepsinin buralara kadar kaçıp gelmelerinin bir nedeni vardır. O neden emperyalist/kapitalist dünyanın insanlık düşmanı politikaları yüzündendir. Bugün Müslüman ülkelerin hemen hepsinde bu radikal İslami terör örgütlerinin hemen hepsi ABD başta olmak üzere emperyalist ülkeler tarafından kurulmuş ve kendilerine her türlü destek de verilmiştir. Göç veren ülkelerin tamamı kan gölüne döndünülmüşse ve de insanların yaşam hakkı ellerinden alınmışsa onlar için ülkelerini terk etmekten başka bir yol kalmamıştır. Hepsini geçelim Suriye’ye gelelim. Suriye’de çıkarılan içsavaşın sorumluları kimlerdir. AKP ve Saray iktidarının bugün ülkemize gelmek zorunda kalan 4-5 milyon Suriyelilerin kaçıp gelmelerine kim sebep olanlar arasında yer aldığı bilinmemekte midir? Şimdi gerçeklerin üzerine örtü çekip hiçbir şey olmamış gibi milliyetçilik üzerinden şaha kalkanların gerçekte bu suçu işleyen ABD ve diğer emperyalist ülkelerle birlikte onlarla işbirliği içine girmiş olan AKP ve saray iktidarının ekmeğine milliyetçilik yaparak yağ sürülmüyor mu?

Evet, böyle giderse siz Kazdağları’nda doğayı, Karadeniz'de dereleri, Salda Gölü’nü savunursunuz onlar sizin karşınıza milliyetçilikle çıkar. Sonra da birde bakmışsınız ki CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Fındıklı, Artvin, Şavşat teşekkür gezisine çıkmıştır ve ülkücülerle ve milliyetçilerle milliyetçilik yarıştırır hale gelmiştir.

Şimdi anladınız mı bu işin topluma nasıl ve kimler eliyle şırınga edilip yığınların uyutulması yolunda gayretlerin büyüklüğünü.

Ya da verilen mehterin hikmetini…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA