turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


“AH PARA SEN NELERE KADİRSİN”

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 AĞUSTOS 2019

Bu sözleri bir sosyalist olarak ben söylemiyorum. Başka bir sosyaliste de ait değil. Bu sözler, Recep Tayyip Erdoğan tarafından söylendi. Erdoğan konuşmasında para için her şeyi yapanlara çatarak, bunların doğayı düşünmediklerini, kıyıları yağmaladıklarını, rant uğruna ellerinden ne gelirse yaparak dikey yapılaşma yoluyla akıl almaz miktarlarda para kazandıklarını söylerken sanırsınız ki kendisi bir doğa hayranı ve çevreci bir görüşe sahip.

Bu sözleri muhalefette biri söylemiş olsa doğasever ya da çevreci olmasa bile dersiniz ki tabi, muhalefettir söyleyecek. Oysa Recep Tayyip Erdoğan olağanüstü yetkilere sahip. Deyim yerindeyse onun bir söylediğini ikinci kez kimse tekrarlatma yürekliliğine sahip değil. O söyler, ilgililer kimse artık şak diye yerine getirirler.

Şu Kazdağları’nı yoluk yoluk yolanlara karşı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Hanım da sesini çıkarmış. Yani bu doğa katliamına karşı çıkıyormuş sizin anlayacağınız. Hani bu tutum ve davranışları duyduğunuz zaman bir rahatlama duyuyor musunuz diyeceğim ama demeye ne gerek var, bunların bütün güç ellerinde olmasına karşın doğa tahribatı ve kıyılarda yapılaşma, bütün hızıyla devam ediyor. Şu Kazdağlarında çöle çevrilmiş yeri görünce içiniz acıyor. O güzelim dağımızı kanırta kanırta çölleştiren ve oradaki bütün doğal dengelerin bozulmasına neden olacak altın çıkarma ve işletme işini almış bulunan Kanada Şirketi ve içerdeki işbirlikçileri almışlar devlet gücünü yanlarına hepimizin malı ve canı olan dağımıza ölümcül vuruşu yapmışlar gerisini de getirme aşamasındalar.

Şimdi sizler şunu diyebilir misiniz, “ne yapsın Recep Tayyip Erdoğan, her şeyi o görüp engelleyecek değil ya bunu da başkaları engelleyip düzeltsin.” Oysa değil Kazdağları gibi hemen her gün haber olan bir konu kış lastikleri için KHK yayınlamaya bile zamanı olan ve her işe el atan bir kişi Kazdağları’ndaki doğa tahribatını görmeye bilir mi? Hem sahi doğa tahribatını eleştiren, doğa onların neyine onlar para kazanmaktan başka bir şey düşünmezler, ellerine geçirdikleri yerlere dikey yapılaşma yaparak para kazanmayı bilirler, ah para ah sen neye kadirsin dedikten sonra da kapitalizmi de eleştirmesine ne buyrulur?

Dikkat buyurun açılışı yapılan herhangi bir fabrika falan değil. Açılışı yapılan yol. İstanbul – İzmir arası yapılan otoyoldan söz ediyoruz. Bir de buna eklenen Bursa Şehir Hastanesi. Sanki bu yolu kim ne kadar paraya yaptı? Kime ne ödendi, ne ödenecek? Geçiş ücretleri hakkında ne gibi bilgilere sahipsiniz? Bu ücretleri tespit ederken iktidar neyi nasıl düşündü ve bu parayı nasıl taahhüt etti? En önemlisi de İstanbul – İzmir arasında kısalan yol bizim sırtımıza ne kadar bir yük getirdi? Getirisi ve götürüsü ile ekonomik midir, değil midir?

Sonra daha dün su boruları patladığı söylenen ve tavanı çöken Bursa Şehir Hastanesi’nin de açılışı vardı biliyorsunuz. O hastane ki daha yeni yapılmıştı ama tavanı su patlaması sonucu çöküvermişti. Yetkililer de bu çöküş için hasta ve hasta yakınlarının borulara çocuk bezi vb. şeyler attıkları için boruların patladığını ve tavanın çöktüğünü söylemişlerdi. İnandık mı derseniz, şahsıma böyle şeylere inanmam olası değil. Bu iş olsa bile tavan çökmesi arkasından geliyorsa bilinmeli ki hastane de düşünülenin de ötesinde mühendislik hatası var demektir. Eğer gider borular atılan yabancı cisimler yüzünden tıkanmışsa kısa bir süre içinde bir yerde kendini belli eder ve ilgililer de hemen tedbir alarak sorun neyse çözüp düzeltirler. Yani hastanenin bu nedenle tavanı çökmez. Eğer hastane bu ve buna benzer mühendislik hatalarıyla doluysa şurası bilinmelidir ki bu hastane gelecekte çok büyük tehlikeler de içeriyor demektir. Dikkat edin, biz hastane kaça yapıldı demiyoruz, kim yaptı diye sormuyoruz, kim hangi koşullarda işletecek de dediğimiz yok. Oysa işin bir de bu boyutları var.

İşte Recep Tayyip Erdoğan hem yol açılışını hem de hastane açılışını yaptı. Konuşmasına baktığınız zaman söyledikleri Suriye’ye yönelik operasyonlardan ibaretti daha çok. Afrine giremezsin demişler girmişiz, Cerablus’a giremezsin demişler oraya da girmişiz sonra efendim Fırat’ın Doğusuna da giremezsin diyorlarmış oraya da girermişiz. Konuşmalar böyle başladı böyle bitti. Yani sizin anlayacağınız ne yolun kaça çıktığı, ne geçiş ücretlerinin ne olduğu, ne hangi koşullarda burasının işletileceği konularına falan değinilmedi. Elbette Bursa Şehir Hastanesi için de aynı şeyleri söylememiz olası.

Özetle isteniliyor ki ülkede ne işsizlik konuşulsun ne açlık ve sefalet ne ekonomik yıkım ve bu yıkımın getirdiği hemen her gün bir yenisi açıklanan zamlar da konuşulmasın. Peki, ne konuşulsun o zaman?

Afrin’e nasıl girdiğimiz,
Cerablus’a nasıl daldığımız,
Fırat’ın doğusuna da nasıl gireceğimiz.

Sürekli sonuçları pahalıya mal olacak amiyane sözler, biz şöyle kahramanız, böyle yürekliyiz övünmesi ile gerçeklere gözümüzü yummamız için üzeri kalın bir perde ile örtülmüş bol palavralı hamaset dolu söz kalabalığı duyalım ve dinleyelim ki göğsümüz kabarsın.

AKP ve saray iktidarı da ocağımıza iyice incir ağacı diksin.

İşte gördüklerimizin, göreceklerimizin özeti budur sevgili halkımız…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA