turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


PEŞİNCİLİK ve ÇOK BİLMİŞLİK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 AĞUSTOS 2019

Türkiye soluna bir şeyler oldu. Yaşanılan pek çok nedene bağlı olarak solun önemli bir kesimi artık emperyalizme eskisi kadar karşı çıkmaz ve mitinglerde, toplantılarda emperyalizm karşıtı belgiler atılmaz oldu. Gün geldi denildi ki artık günümüzde salt emperyalizme karşı çıkmak yetmez kapitalizme de karşı çıkmak gerekir. Bu yüzden de eskiden sokakların “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi” belgisi ile inletildiği günler çok geride kaldı. Şurası doğrudur, emperyalizme karşı çıkmak tek başına elbette bir şey ifade etmiyor günümüzde ancak emperyalizme karşı çıkarken pekâlâ bir sosyalist parti, kapitalizme karşı çıkmak gerektiğini de bilir ve göz ardı edemez. Başka bir deyişle emperyalizme ve kapitalizme karşı çıkış birbirinden kopuk şeylermiş gibi algılanırsa elbette ki aralarındaki bağı görmemek anlamına gelir ki bunu bu şekilde anlayan ve dile getirenler de yok değildir. Bir peşincilik ve çokbilmişlik bir anda ortalığı dolduruvermiştir.

Ancak emperyalizm ve kapitalizm karşıtı bir politika yürütürken iç içe geçmişliği de göz ardı etmenin olanağı yoktur.

Öyle görünüyor ki emperyalizm karşıtlığı birilerini gocunduruyor olması gerekir ki bugün bu sloganı yadsıyanların sayısı sol içinde epey artmaya başladı. Bizce nedeni şudur. Örneğin bizim ülkemizde emperyalizm karşıtı politik karşı koyuş ne kadar yoğunlaşırsa o kadar milliyetçiliğin de artacağı düşüncesi birçoklarında yoğunluk kazanmıştır. Bu yüzden olsa gerek Türkiye en haklı davasında bile solun belli kesimlerince haksız çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu kesimlere göre Türkiye; Ege’de bir sorun mu yaşanıyor kesinlikle haksızdır. Ya da Kıbrıs konusu ve Akdeniz’de son zamanlarda dozu epey arttırılan doğalgaz ve petrol aramalarında olduğu gibi. Özetle söylersek her konuda peşin peşin Türkiye haksız olan taraf sandalyesine oturtuluveriyor.

İyi de bu politikaları güden, uygulamaya geçerek sayısız sorun yaşanmasına neden olacak bu emperyal ayakların sorumlusu emperyalist/kapitalist ülkeler acaba niye böyle davranmaktadırlar hiç kafa yoruluyor mu?

Partimiz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi programında ‘Bütün dünya halklarının baş düşmanı emperyalizm, kurtuluşları de emperyalizmin sonuncu yenilgiye uğratılmasıdır” derken; yenilecek olan şeyin sadece emperyalist bir ülke mi olduğunu söylemektedir?

Emperyalizmin yenilgisinin aynı zamanda da kapitalizmin yenilgisi olacağı gerçeğini göz ardı mı etmektedir?

Bize göre bazı zorlama politik yöntemlerle politika yaptıklarını düşünenler büyük bir yanılgı içindedirler. Yanılgıları da dünyanın bütün mazlum halklarının baş düşmanının emperyalist/kapitalist sistem olduğu gerçeğini çeşitli savlarla örtüleyerek bilinç kaymasına neden olan tutum ve davranışlarıdır ki bu politika yüzünden kimi yapılar ABD ile hiç vicdan sızlaması bile yaşamadan kolaylıkla iş tutabilmekte ve hatta bu iş tutmayı savunma yürekliliği de gösterebilmektedirler.

Bunlara değinmişken bir konuya daha değinmekte yarar var. Biz ne dersek diyelim adı sola çıkmış kimi yapılar var Türkiye’de. Bu yapıların politikalarına baktığınız zaman sürekli olarak devletin güçlendirilmesi gerektiğini savundukları için en olmadık şeyleri bile savunurlar. Örneğin nükleer santralden tutun da atom bombası bile yapılması devleti güçlendireceği için savunulur. Ya da devletin güçlendirilmesi için altın mı çıkarılacak, çıkarılacak altın doğaya yıkım mı getirmektedir hiç önemli değildir. Önemli olan devletin güçlendirilmesidir. Nasıl İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda ve Amerika gibi ülkeler güçlüyse güçlü oldukları için de halka daha çok pay verebiliyorlarsa bizde de güçlü olmak aynı sonuçları doğurur diye düşünüldüğü için bu bakış açısı bu gibilere egemen olur.

Oysa gerçekler hiç de düşünüldüğü gibi değildir. Güçlenen devlet geniş emekçi yığınlara zırnık bile koklatmaz. Tam tersine onların tepesinden sopayı eksik etmemek de güçlülüğünün gereği olarak uygulanır. Bir başka deyişle halkını gözeten ve halkın çıkarları yönünde kararlar alıp uygulayan bir sosyal devlet anlayışı çoktan tarihe mal olmuş ve göçüp gitmiştir. İşte bu yüzden olay ve olgulara şaşı bakarak yanlış politikalara zemin hazırlayacak yöntemlerden uzak durulmalı, karşı çıkılması gereke şeylere karşı çıkarken, emperyalist/kapitalist dünyanın çıkarlarına uygun düşen politikalara da karşı çıkılmalıdır. Yoksa ileri sürdüğümüz politikaların yanlışlığı kısa sürede yüzümüze çarpar ve bizler bu yanlış duruş yüzünden yamyassı olabiliriz.

Bu yazıyı yazarken bile Kazdağları’nda Kanada şirketinin altın çıkarma işi engellenmeye çalışıldığı için içten içe kızanlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü ölçü bir kaçırıldı mı arkası gelir. Kazdağları’ndan çıkarılacak altın miktarının yüzde 2’si bile devlete verilmiş olsa bu devleti güçlendirecektir diyen ve bunu engellemeye çalışanlara kin ve nefret besleyenlerin olduğunu iyi biliyorum. Bu yüzden de diyorum ki tartacaksanız bir şeyi elinizdeki terazi bilim terazisi olacak.

Yoksa hep şaşıracak hep uluslararası ve yerli işbirlikçiler çıkarına kumaş biçmekten öte geçemeyeceksiniz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA