turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAZDAĞLARI’NA GEL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 AĞUSTOS 2019

Türkiye’nin her yanından insan seli Kazdağları’na aktı. AKP sözcüsü Hüseyin Çelik gözümüzün içine baka baka yalan söyler ve Kanadalı ve onların işbirlikçisi yandaş şirketi savunurken birde kalkmış üstüne üstlük yalan söyleyerek burada altın aranması ruhsatını CHP’li belediyenin verdiğini söylüyor. İddia ettiği tarihler de birbirini tutmuyor, belediyenin böyle bir ruhsat verme yetkisi de yok. O zaman bu ruhsat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ormanlarımızı talana açan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın oluru ile gerçekleşmiş oluyor.

Bilindiği gibi 31 Aralık 23 Haziran seçimlerinde AKP ve Cumhur ittifakı ağır bir yenilgiye uğradı. Elinde tuttuğu ve kendi çıkarları için kullandığı İstanbul ve Ankara’yı da yitirince işler iyice karıştı. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan eriyen oyları durdurmak ve karşısına dikilecek muhalefeti dağıtıp işlevsiz hale getirmek için hemen harekete geçti. Bu nedenle yurt gezilerine çıkacağı söylenen Recep Tayyip Erdoğan neler yapacak göreceğiz. Bu arada Suriye konusu hep sıcak tutuluyor. Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin yardımı ile oluşan PYD-YPG oluşumu da öyle ya da böyle dağıtılabilirse Erdoğan kesin üstünlük sağlayacağını düşünüyor. Gerçi Afrin, El Bab, Cerablus operasyonlarının bir getirisi olmadı ama bu operasyonla eğer başarı elde edilirse beka sorununun da halledildiği söylenecek böylece AKP’nin bir kez daha muhalefete karşı üstünlük sağlanmış olacak.

Muhalefetin dağıtılma planlarına gelince; biliyorsunuz Erdoğan, Bahçeli’yi evinde ziyaret etti. Bu olayın hemen arkasından da Bahçeli, İyi Parti’den koparabileceğini umduğu kimseleri partisine çağırarak işe başladı. Eh tabi muhalefetten koparılacak her parça ittifak için %50+1’i tamamlamaya yarayacağı için çok önemseniyor. Bütün bunlar yaşanırken MGK ve YAŞ toplantıları da peş peşe geldi. Dolayısıyla sınır bölgesinden içeri doğru 32 kilometre bir güvenli alan oluşturulacağı sürekli dile getirilip durmakta. Bu nedenle de ABD ile görüşmelerin biri bitiyor diğeri başlıyor. Gerçi ABD buna izin verilemeyeceğini söylüyor olsa da olası bir geri adım sonrası böyle bir güvenlik alanı oluşturulursa MHP’nin tabanındaki memnuniyetsizlik de böylece giderilmiş olacağı gibi yeni katılımların da olacağı hesaplanıyordur kesin.

Suriye’nin kuzeyinde 32 kilometre derinliği olan bir tampon bölgeyi ABD kabul etmediği gibi Rusya’nın da kabul etmediği bilinen bir şey. Öyle ki Recep Tayyip Erdoğan’a bir başarı gerekli o da şimdi olduğu için daha az derinlikli bir tampon bölgeye bile razı. MHP ve BBP ise savaş denilince akılları başlarından giden iki yapı ki onlar için ülke yararıymış, şuymuş buymuşun hiç ama hiçbir önemi yok. Dahası bu tampon bölgeye Recep Tayyip Erdoğan aklınca Suriyelileri ve Suriye’de teröre karışmış unsurları yerleştirerek bir alanı elinde tutarsa böylelikle suriye topraklarından bir kısmına el koymuş olmak da fiiliyat kazanacağı için yararlı olacağı düşünülüyor. Gerçi topluma söylenirken terör örgütü PKK’nın belinin kırılacağı söyleniyor ama gerçekte hiç de böyle olmayacağını bu işi planlayanlar da iyi biliyorlar. CHP ise burada iki arada bir derede kalmışlık örneği sergileyerek “ülke yararınaysa elbette operasyondan yanayız” diyerek tuzaklarla dolu Erdoğan’ın bu girişimine kolaylık sağlıyor. Üstelik de Erdoğan’ın durumu zayıflamışken bu yanlışlığa düşülüyor, bu da demek oluyor ki ülke içinde faşizan baskılar daha da bir artacaktır.

HDP’nin barış doğrultusunda CHP ve tüm muhalefet partilerine bir çağrısı var. Bu çağrının önemsenmesi gerekiyor. Çünkü Suriye’de savaş tamtamları çalınıyorsa eğer; iktidar durumunu içerde güçlendirmek istediği içindir. Bölgemizde halklar arası savaşı ve düşmanlığı kışkırtıcı tutum ve davranışlar bölge halklarının hiç de yararına olmayacağı gibi komşumuz Suriye’nin de toprak bütünlüğüne karşı ağır bir tutum sergilenmesidir. Dolayısı ile başta sosyalist partiler olmak üzere tüm muhalefet güçleri bölgede güçlü bir emperyalizm karşıtı bir politika izlemeli bu doğrultuda da kendilerini yeni baştan olası gelişmelere karşı ayarlamalıdırlar.

Daha düne kadar Suriyelilerle ilgili en üst seviyeden sahiplenme konuşması yapan Süleyman Soylu birden ağız değiştirmiş, Suriyeli sığınmacıların memleketlerine geri gönderileceğini ve bulundukları şehirlere yollanacaklarını söyleyerek dil değiştirmiştir. Bu konuda politika değişikliğine gidilmesinin belli ki bir amacı vardır. Amaç da şimdiden belli olmuştur. Öyle görünüyor ki Suriyeliler operasyonlar için pazarlık konusu yapılacaktır. Ta başından bu yana başka hesaplarla Suriyelileri yerinden yurdundan eden AKP iktidarı ülkemize 5 milyona yakın Suriyelinin gelmesine göz yumar ve birçok terör örgütlerinin arkasında dururken şimdi Suriyelilerin sıcak bölgelere yerleştirilmesinden söz eder hale gelmiştir. Öyle görünüyor ki İdlib’te sıkışan İslami terör örgütleri de bu yolla koruma altına alınmış olacak ve tampon bölgelere yerleştirilerek gerektiğinde yeniden kullanmak için uykuya yatırılacaktır. Sosyalistler olarak savaşın yarattığı acı sonuçlar sonucu oraya buraya savrulan Suriyeliler bu şekilde bir politikaya kurban edilmemeli, insani ölçüler sonuna kadar kullanılarak en uygun çözüm yollarının bulunup uygulanması için harekete geçilmelidir. Yoksa onları tampon bölgede kullanmak üzere yeni acılar yaşamaları için kullanmaya kalkmanın hiç mi hiç insani yanı yoktur. Dünyanın her yerinde diktatörlük heveslileri göçmen düşmanlığı yaratarak politika yapmaya yeltenmektedirler. Öyle görünüyor ki AKP’nin son geldiği noktada bu noktadır.

Türkiye’de ekonomik krize çare bulunamıyor bu kafa ile bulunamaz da. Rusya’dan alınan S-400 füzeleri ile birlikte yeni sorunlar yaşandığı da bir gerçek. Öbür yandan da AKP’nin oyları giderek daha da düşüyor, düşecek. Merkez Bankası faizleri düşürdü. Böylece enflasyonun da ineceği hesaplandı ancak verilere baktığımız zaman tam tersi sonuçlar çıkıyor. Kimsenin rahatladığı yok, kimsenin çarşıdan pazardan en temel gereksinimlerini bile alacak güçleri kalmadı. Bu yüzden de halkın ezici bir çoğunluğunda memnuniyetsizlik giderek tavan yapıyor.

Bilindiği gibi ülke talan edilmeye devam ediliyor. Kazdağları’nda altın çıkarmak isteyen Alamos Gold şirketi büyük bir direnişle kaşılaştı. Bu direnişin başını da büyük ölçüde Çanakkale Belediyesi çekiyor. Bu konuda Çanakkale Belediyesi’nin gösterdiği tutum övgüye değer, tabi partisine de getirisi var. Bu direniş nedeniyle hemen her yerde CHP’den söz ediliyor. Son yerel seçimlerde kazanan ve iktidara da geleceğini yani seçimleri kazanacağını düşünen CHP örgütleri de bir moral kazandılar. Ancak sadece Kazdağları değil, Munzur’da da, Salda Gölü’nde de, Aydın’da da özetle her yerde bu talan ve doğayı yok etme girişimine karşı herkes karşı çıkmalı ve eylemlere katılmalı, sosyalistlerse başı çekmelidir. Ancak o zaman AKP ve saray iktidarının yapmak istediklerine dur denilebilir. Ancak o zaman mücadelenin kapitalizm karşıtı bir yöne doğru evrilmesi mümkün olabilir.

Sosyalistler, AKP iktidarının parababalarına ve yağma ve hırsızlık ittifakına sağladığı olanaklara karşı halkta büyük bir öfke patlaması söz konusudur. Öfke, öfke olarak kaldığı sürece bir anlamı yoktur. Bu yüzden de öfkeye doğru bir eylem çizgisi kazandırılmalı ve sosyalistler bu mücadelenin öznesi olmayı başarabilmelidirler. Yoksa yukarıda sözünü ettiğimiz gelişmeler, yarın sabun köpüğü gibi sönümlenip gidecektir.

İşte bunun için değerli yurttaşlar; işini, gücünü bırak Kazdağları’na geliyor?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA