turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HALKLAR SORUNU ÜZERİNE GÖRÜŞLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 AĞUSTOS 2019

Dünyanın neresinde olursa olsun farklı halklardan ve kültürlerden gelmiş olanların sorunlarının çözümü sanıldığı kadar kolay değil.

Bu yüzden de farklı kültür ve etnik kökenden gelenleri buluşturacak ve ortak bir mücadele şemsiyesi altına alacak yollar bulmak gerekiyor. Bu konuda en etkili yöntem yine de sosyalistlerin ileri sürdükleri mücadelede yaşam buluyor. Eğer mazlumlar ve eziliyorlarsa ki bu tartışma götürmez bir gerçektir, onları kardeşleştirecek olan tek seçenek emperyalizme, kapitalizme ve sömürü düzenine karşı yürütülen mücadelede birlikte davranılması gerekiyor. Bir araya gelmeme ve düşmanlıklar ise sömürücülerin en önemli silahı olarak karışımıza çıkıyor.

Şöyle bir dünya tarihine göz atacak olursak, emekçiler hangi nedene bağlı olursa olsun ülkelerini terk ettiklerinde kolay kolay geriye dönmediklerini görüyoruz. Çünkü buraya gidenler için artık doğdukları yer değil de doydukları yer vatan haline gelmiştir. Üstelik de sömürücüler için daha ucuz işgücü konumunda oldukları için kolay kolay vazgeçilip geldiğiniz yere geri dönün denilmez, denilemez. Zaman zaman kapitalist sistemden kaynaklanan sorunlar yaşandığında da suçlu olarak ilan edilen yeni gelenler hedef tahtasına konur, onlara karşı toplumun hoşnutsuzluğunun gazı yeni göçmenler üzerinden almaya çalışılır. Bu evrede iktidar sahipleri de topluma dönüp dışarıdan gelenleri geri geldikleri yere göndereceğiz diyerek milliyetçi ve şoven dalgayı yükselttikçe yükseltirler ki asıl düşman yığınlar nezdinde görülmesin. Bugün ülkemizde de egemen erk aynısını yapmaktadır. Sanki ülkenin geniş emekçi yığınlarını Suriye’den, Afganistan’dan, Irak’tan ya da diğer Afrika ülkelerinden gelenler ekonomik batağa sokmuşlar gibi bir anlayış sürekli olarak işlenir. Dolayısı ile asıl hedefe yönelmesi gereken yığınların tepkisi de en az kendisi hatta daha da fazla masum olan başka etnik köken ve kültürlerden gelenlere karşı körüklenip durur.

Amerika’ya baktığımız zaman da aynı şeyleri görüyoruz. ABD’nin tarihine baktığımız zaman zaten göçmen halklardan oluştuğunu bilmeyenimiz yoktur. Buraya göç akışı sürekli olarak öyle ya da böyle sürdü. Şimdi ise daha çok ABD’ye komşu Meksika ve Güney Amerika ülkelerinden gelenler yoğunlukta. Özellikle Trump seçilmeden önce ve sonra sürekli olarak göçmen karşıtı bir politika izliyor ve Meksika sınırına duvar örmek için her şeyi yaptı yapıyor. Ancak göçmenlerin geri gönderilmelerine karşı da Amerika’da kitlesel mitingler yapılıyor ve karşı çıkılıyor. Ayrıca Amerika sermayesi de ucuz iş gücünden vazgeçtiği yok. Yine de Trump’un bu politikası Trump’u iktidara taşıdı ve bugün o Trump dünyanın bütün ülkelerinin başına bela kesilmiş durumda.

Özellikle ülkemizde 5 milyona yaklaşan bir Suriyeli nüfus öyle ya da böyle bir şekilde kandırılarak Türkiye’ye göç etmeleri sağlandı. Yığınlar olarak Suriye’den gelenlere baktığımız zaman kendi memleketlerinde neleri var neleri yok gelirken yanlarında getirmeye gayret ettiler. Getirdikleri şeylere baktığınız zaman durum gösteriyor ki bunlar buraya bir daha geri dönmemek üzere gelmişler. Bazı servet sahipleri de servetlerini Türkiye’ye taşımışlar. Şimdi bunların bazıları bayramlarda ülkelerine dönüyorlar, bu demektir ki yaşamları tehdit altında değil. Ancak orada kalmayıp bayram bittiğinde de gerisin geri Türkiye’ye dönüyorlar. Bir başka deyişle tıpkı kendi ülkemizin bir gurbetçisi gibi yaşam kurmuş durumdalar. Bu yüzden de sorsanız kendilerine geri dönmeyi akıllarından bile geçirmiyorlardır kesin. Duruma baktığımız zaman Türkiye’de Suriyeliler üzerinden milliyetçilik sürekli pompalanıp duruyor. Bir başka deyişle faşizm bile Suriyeliler üzerinden palazlandırılmaya çalışılıyor. Oysa bu kadar kısa süre içinde neler olmuş neler. Kadınlar ikinci eş olarak alınmış, bazıları kadın ticareti yapanların eline düşmüş. Özetle koskocaman bir sorunlar yumağı var ve bu yumak haydi Suriye’ye dönün demekle de çözülecek gibi görünmüyor. Zaten böyle de olmamış daha önce yaşanan pek çok örnekte olduğu gibi.

Bu konu ile ilgili bazı sol görüşlü kesimlerden gelen öneriler var. Onlara göre; onlar da işçi emekçi. Onların da kadın sorunları yaşadığı çok açık. Buralardan kalkarak onları emek ve özgürlük mücadelesine katmalıyız diyenler var ama bu çok ama çok güç. Bu güçlük yüzündendir ki Suriye karşıtı kimi gösteri ve linç girişimlerinde bugüne kadar faşist unsurlardan hep uzak durmuş olanlar her niyeyse Suriyelilere karşı kolaylıkla kol kola girebilmektedirler. Bu durum gerçekten de acı bir şeydir.

Bu gerçekler ışığında Suriyeli ya da başka etnik köken ve kültürlerden gelenlere karşı faşizan tertipler yaşandığını herkes biliyor.

Bu tertiplerin boşa çıkarılması gerektiğini de bilmemiz gerekiyor.

Bu yüzden de olası daha büyük saldırganlıkların karşısında mazlum ve sömürülen Suriyelinin yanında olmak çokları için zor gibi gelse de bu konuda sosyalistlerin duyarlılığının bir kez daha öne çıkması ve farklı etnik köken ve kültürlerden gelen başkalarına karşı düşmanlık geliştirip sömürüye, soyguna devam diyenlerin önüne barikat kurulması da bir görev olarak önümüzde duruyor…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA