turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEPREM VE VURGUN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 AĞUSTOS 2019

Büyük Marmara depreminin üzerinden tamı tamını 20 yıl geçmiş.

Depremin hemen arkasından görülmüştür ki, insanı öldüren şey deprem değil, alınmayan tedbirler, plansız ve gelişigüzel yapılan çürük yapılardır. Bu nedenle de 17 Ağustos depremi sırasında iktidar olanlar gelecekte olası depremlerde bir daha bu boyutta acı yaşanmaması için birtakım kararlar almış yapı denetiminden tutun da plansız yapılaşmaya kadar birçok önlemler getirilmiştir. Olası depremlerde de halkın toplanma yerleri belirlenmiş, bu yerlere de ilk elde gerekli olacak ne olması gerekiyorsa konulmuş. Ayrıca yaraların sarılması için bir deprem fonu da oluşturularak pek çok şeyden deprem vergisi alınmaya başlanmıştır.

17 Ağustos 1999 Büyük Marmara depremi üzerinden bugün tam 20 yıl geçmiş. Bu sürenin tam 17 yılı ise AKP ve saray iktidarı dönemine rastlıyor. Alınan tedbirlerden bugün gözünüze takılan ne kaldı diye soruyorsanız söyleyelim. Var olan yapıların sağlamlaştırılması veya yıkılıp yenilerinin yapılması başarılamamıştır. Aksine AKP ve saray iktidarı tarafından çıkarılan imar aflarıyla birlikte depreme dayanıklı olmayan binalara göz göre göre izin verilmiştir. Marmara bölgesinin tümünde plansız yapılaşmaya hız verilmiş, TOKİ aracılığı ile on binlerce apartman inşaatı yapılarak üstüne üstlük eldeki paralar da betona gömülmüştür. Bütün bunlar yapılırken de iktidar tarafından yurttaşların gereksinimlerinden çok birilerine kazandırılacak rant anlayışı ön planda tutulmuştur. Dolayısı İstanbul ve çevresi tam anlamıyla bir talan alanına dönüştürülerek ormanlar ve su havzaları yok edilmiş, İstanbul’un doğası biline biline katledilmiştir.

Dün oluşturulmuş olan deprem toplanma merkezlerinin ise bugün yerinde ya yeller esmektedir ya da orada bir iş merkezi veya apartmanlar dikilerek biri ya da birileri zengin edilmiştir. Bütün bunlarla da yetinmeyen AKP ve saray iktidarı Çamlıca Tepesine 60 bin kişilik bir cami dikerken İstanbul Atatürk Hava Limanı gereksinmeleri karşıladığı halde doğru dürüst incelemesi bile yapılmadan yeni bir havaalanı yapılarak akıl almaz büyüklükte bir orman sahası ve su havzası yok edilmiştir. Bu talan sisteminde yaşanan ağır ekonomik krizler olmasaydı biliyorum ve inanıyorum ki AKP ve saray iktidarı şimdi başımıza çoktan Karadeniz'den Marmara’ya yeni bir kanal açma felaketini bize yaşatıyor olacaktı. Çünkü o bölgede İstanbul kadar başka bir İstanbul daha yaratılarak vurguna ve talana yeni bir kapı daha aralanması düşünülüyordu. Bütün bu yönde adımlar atılırken de AKP ve saray iktidarının aklından deprem felaketinin olabileceği gerçeğinin geçtiğini hiç ama hiç sanmıyorum.

Sonra daha da önemli bir şey; hâlâ devam ettirilen deprem fonu adı altında toplanan paraların akıbeti ile ilgili hiçbir bilginin olmamasıdır. Bu fonda şimdiye kadar ne kadar para toplanmıştır, ne kadar toplanmaya devam ediliyor ve deprem için nereye ve ne kadar bir harcama yapılmıştır belirsizdir.

Biliyorum bugün 17 Ağustos olduğu için televizyonlarda o günü ve o günün acılarını anlatan görüntüler ve anmalar izleyeceğiz. Yaşanan bu acılarla içimiz burkulacak, bir kez daha duygusallaşarak yaşamını yitirenler için üzülecek ve geride kalanlar için ne yapıldığını kendimize sormadan gün bitmiş olacak. Sonra da bir daha böyle acılar yaşamamak için elimizden duadan başka bir şey gelmez havasında yeni felaketleri bekleyip oturacağız.

Oysa bilim insanlarımız daha o depremin hemen arkasından iktidarları ve bizleri sürekli uyardılar. Bu bölgede çok daha ağır depremlerin olabileceğini gösteren pek çok bilimsel savlar ileri sürdüler. Sonra bir de baktık gördük ki ne bu bilim insanlarının dediklerini yapanlar var ne de bunları takanlar. Bazıları hâlâ umutlu olmalı ki zaman zaman televizyonlara çıkıp başta iktidar olmak üzere bizleri uyarıyorlar. Bazıları ise uyarmanın bir işe yaramadığını görmüş olmalılar ki artık onları eskisi kadar hiç görmüyoruz. Hatta çoklarının isimlerini bile unuttuk. Sonra 17 Ağustos depremi sonrası bu ülkenin çoğunun deprem dedesi olan kişi de uyarılarının yerine geldiğini görmeden aramızdan göçüp gitti.

Şu an işbaşında bulunan iktidar her şeyi Allaha havale etmiş, başka başka işlerin peşinde koşuyor. Ülkenin pek çok yerinde hemen her yere maden arama ruhsatını bu iktidar vermiş. Böyle giderse önümüzdeki günlerde ülkemizin kazılmayan hiçbir yeri kalmayacak. Eh tabi kazılacak yerlerin çoğu da deprem bölgesi. Hani siyanürle altın aranıyor ya altın aranan böyle yerlerde bir de deprem yaşanır ve bölgenin altı üstüne gelirse var ya inanın söylüyorum ülkemize atom bombası atılmış gibi olacak ve kendi ellerimizle işbirlikçi iktidarlar ve sermaye güçlerinin aldıkları kararlarla üzerinde yaşadığımız cennetin bağrına hançer saplamış olacağız ki yazıklar olsun bu felaketler karşısında ranttan ve vurgundan başka bir şey düşünmeyen AKP ve saray iktidarına. Yazıklar olsun bizlere ki bu iktidarın gerçek yüzünü bildiğimiz halde seçimlerde bunların iktidarına son vermiyor oluşumuza.

Bir felaket yaşadığımızda çıkıp birileri bize bu felaketin Allah tarafından geldiğini anlatmaya çabalayacaklar. İşte bu doğru değildir.

Bu felaketin sahiplerini bilmeyenimiz, tanımayanımız yoktur.

Biz size bir kez daha söyleyelim de sizler ister inanın ister inanmayın siz bilirsiniz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA