turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAT SAV KAYYUM ATA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 AĞUSTOS 2019

Ülke varlıkları ne var ne yok elden çıkarıldı. Vurgunun talanın bir türlü önü alınamıyor. Ekonomi çökmüş, gelirler düşmüş kasaya para girmiyor. Bu yüzden de ülkede çok ağır seyreden ekonomik krize kağıt üstünde müdahale etmenin dışında yapılan edilen bir şey yok. Hak ve özgürlükler dün olduğu gibi bugün de en ağır şekilde çiğnendiği gibi kimse eleştiri hakkını bile kullanamaz hale getirildi. Kimse her türlü siyasi yetkiyi elinde bulunduran AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiremiyor. Eleştirirse de kendisini ya demir parmaklıkların arkasında buluyor ya da yargının önünde.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay Recep Tayyip Erdoğan’la olan dostluğu nedeniyle işçi haklarını savunmak için çıktığı yolda işçiyi satışa getiriyor. Eleştirilince de arkasındakilere güvenerek kim ki kendisini eleştirmiştir terörist veya vatan haini oluyor. Tabi onun bu yaklaşımının bin katını kendisine iade ediyorum, o da ayrı bir şey ama bunların ikiyüzlülüğüne katlanmak gerçekten de çok zor çok.

Ne kadar güzel değil mi? Adam sendika ağası. İşçilerden toplanan ödentilerle bir grev fonu bile oluşturmamış çünkü hak arama listesinin içinde grev diye bir şey yok. İşçiyi adam satıyor, dönüp bir de sattığının hesabını vereceği yerde vatan, millet, Sakarya sözlerinin arkasına sığınarak başkalarını suçlu çıkarıyor. İş böyle olunca da iktidar bildiğini okuyup işçilerin ve emekçilerin alın terini son damlasına kadar sömürmekten küçücük bir çekince bile duymuyor. Eh tabi bu görüntü tümüyle kamu çalışanları için de geçerli. Kamu çalışanları adına masaya oturup da iktidarın bir dediğini iki etmeyen Memur-Sen şimdi iktidarın zam teklifine karşıymış gibi bir görüntü sergileyerek memurlar karşısında düştüğü komik durumdan kurtulmak için sözüm ona bazı eleştiriler yapıyor. Oysa bu sendika hepinizin bildiği gibi iktidarın hık deyicisinden de beter bir sendika.

Ha bu arada vurgun, talan öyle hız kesmeden devam ediyor ki kim hangisini izleyeceğini şaşırdı. Dün Sakarya Tank Palet Fabrikası’nın Katarlılara satışı konuşuluyordu, üstüne gidildiği için ses seda kesilir gibi oldu ama işler yine de alttan alta devam ettirildi. Eğer bir sabah burası satıldı diye uyanırsak hiç mi hiç şaşırmayalım.

Yukarıda vurgundan, talandan, doğanın katliamından, çiğnenen hak ve özgürlüklerden, sendikaların çalışanları satışa getirmesinden söz ettim evet, bunların her biri elbette bir felaket. Ama felaketin arkası gelmekte gecikmiyor. Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanları görevlerinden alındılar ve yelerine de kayyumlar getirildi.

Haberler özetle şöyle:

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan görevden alındı. Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Valisi Mustafa Yaman, Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, belediye başkan vekili olarak görevlendirildi.

İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada; Mızraklı, Türk ve Ertan'ın "terör örgütleriyle iltisak-irtibatı olduğu", "terör örgütlerine destek verdikleri yönünde tespit ve deliller bulunduğu" belirtildi.
Açıklamada üç belediye başkanının, "haklarındaki adli/idari soruşturma/kovuşturmaların selameti için" Anayasa'nın 127. maddesiyle 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak görevlerinden uzaklaştırıldıkları kaydedildi. Ayrıca aynı kanunun 45. maddesi uyarınca üç ismin yerlerine belediye başkan vekillerinin görevlendirildiği kaydedildi.

Açıklamada görevden alınan belediye başkanlarıyla ilgili olarak, "bazı belediyeleri terör faaliyetlerinin desteklenmesi için militan kaynağı, mali kaynak ve araç-gerecin temin edildiği lojistik merkezlere dönüştürmeye çalıştılar" ifadeleri de yer aldı.

İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre görevden alınan belediye başkanlarından Adnan Selçuk Mızraklı hakkında 1 kovuşturma ve 8 soruşturma, Ahmet Türk hakkında 2 kovuşturma ve 4 soruşturma, Bedia Özgökçe Ertan hakkında da 1 kovuşturma ve 6 soruşturma dosyası bulunuyor.

Böyle bir işleyiş olağan demokratik koşulların şu ya da bu şekilde işlediği bir ülkede yaşanamaz, yaşanmamalıdır da. Çünkü sözü geçen belediye başkanları makamlarına seçimle ve halkın iradesiyle geldiler. Bu yüzden de eften, püften suçlamalarla eğer belediye başkanları görevlerinden alınacaklarsa bu anlayışın sonu gelmez, iktidarlarla girişilen seçim yarışlarının da hiç ama hiçbir hükmü kalmaz. Bazıları işin içinde HDP olduğu için HDP’yi farklı bir yere koyarak bu görevden almayı ve kayyum olayını onaylayabilirler. Ancak unutulmamalıdır ki bu durumda iktidarın belediye başkanları dışında hemen herkesin görevden alınması olasıdır, bu da iktidarın egemenliğinin kayıtsız koşulsuz kabulü anlamına gelir ki aklı başında hiçbir yurttaş bu anlayışı kabul edemez, sineye çekip oturamaz. Ayrıca bu yetkinin bu kadar da kolay kullanılması demek, sıranın AKP’nin ve yandaşlarının en çok çöplendiği İstanbul, Ankara, Antalya, Adana vb. kentlerde de uygulanmayacağını kimse garanti edemez.

Kaldı ki HDP bugün parlamentoda milletvekilleri ve grubu olan bir parti olup diğer partilerin konumu neyse demokratik haklar konusunda HDP’nin konumu da aynıdır. Bu yüzden de iktidarın böyle bir yetkiyi kullanmasına karşı çıkmak demokratik bir hak olarak görülmeli ve iktidarı bu huyundan vazgeçirmek için demokrasi güçleri birlikte tavır almalıdırlar.

İşin daha da tuhaf yanı daha önce kayyuma teslim edilen yerlerde belediyelerin nasıl borçlandırıldığını da, atanan kişilerin buraları nasıl babalarının çiftliği gibi kullandıklarını da bütün çıplaklığı ile gördük. Bu yüzden de iktidarı da bağlayan bir hukuk sistemi olmalı, keyfiliğinin önüne mutlaka geçilmelidir. Aksi taktirde önümüzdeki günler çok daha ağır siyasi ortamların yaşanacağı günler olacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA