turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FAŞİZME SELAM KAYYUMA DEVAM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 AĞUSTOS 2019

Dün sabahın erken saatlerinde çok sayıda polisle Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediye’sine gelindi ve sözüm ona bu belediyelere bir kez daha ilin valileri atanarak belediyeler kurtarılmış oldu. Hoş bu işin böyle sonuçlanacağı ve perşembenin geleceği çarşambadan belliydi ama yine de herkes bir şok havasındaydı niyeyse.

Bilindiği gibi 31 Mart yerel seçimlerinden önce bu konu ile ilgili bir konuşma yapan Recep Tayyip Erdoğan “seçilseler bile görevden alınacaklar” demişti ama yine de insanlar sandık demokrasisine inanmak istiyorlardı. Tıpkı Erdoğan’ın dediği gibi oldu. Zaten eşit koşullarda yapılmayan seçimlere karşın Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını HDP ezici bir üstünlükle kazanmıştı kazanmasına da bunun bir önemi yoktu ki. Daha da önemlisi Türkiye çoktan bir hukuk devleti olmaktan çıkarılmış, hukukun yerini bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak söz almıştı ki bu durumda da neyin ne zaman olacak belli olmazdı. Gerçi daha önce kayyumun atandığı yerlerde nasıl bir iz ve izlenim bıraktığını bir dünya biliyordu ama bütün bunların ne önemi vardı ki? İşin içinde iktidar olunca yolsuzlukmuş, israfmış, adam kayırmaymış bu işlerin lafı bile edilemezdi.

Üç büyük şehrin büyükşehir belediyelerine kayyum atandı ya yetkililer konuşuyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun say say bitiremediği terör suçlamaları ile suçlanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan görevden alınıp yerlerine de o illerin valileri kayyum olarak atandılar. Bu olayın hemen sonrasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu kutlarken Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de fırsatı ganimet bilip bir kez daha HDP’nin kapatılması gerektiğini dile getirdi. Sizin anlayacağınız faşist anlayışa sahip kim varsa zil takıp bir oynamadıkları kaldı.

Bu arada iktidar ve iktidarı destekleyenlerin dışında kim varsa onlarda bu kayyum atama ve belediye başkanlarını görevden alma tasarrufunu eleştirdiler. Eh tabi bütün bu eleştiriler arka arkaya gelirken iktidar da boş durmayıp haklılığını kamuoyuna göstermek için dağda, taşta ve kentlerin içinde operasyonlara başladı. Sonuçta görüldü ki iktidarın önceden hedef tahtasına koyduğu kimseler de bir bir gözaltına alınmaya başlandılar. Şurası bizim için hep düşündürücü olmuştur. Böyle durumlarda birileri diyelim ki suçludur niye beklenir beklenir de böyle günlere denk getirilip topyekun bir operasyona dönüştürülür? Bu iş de aslında çok da sır değildir. Bir anlamda şark kurnazlığı olup iktidarın da yaptığı budur.

Seçimleri ve halkın iradesini yok sayacak bir tek kendi doğrularının geçerliliğine inanıp hareket edeceksin. Olağan siyaset yapma kanallarını iyice tıkayıp kimseyi kıpırdatmayacaksın sonra da çıkıp şunlar şunlar teröre bulaşıyor diyeceksin. Biz bildik bileli egemenler hep böyle davranmışlardır. Bugün de olup biten Kürt kökenli yurttaşlarımıza siyaset yapma yollarının kapatılmasıdır ki AKP ve saray bu yaptıklarıyla değil ülkede iç barışa hizmet etmek, tam anlamıyla içbarışı dinamitlemeye yönelik adımlar atmaktadır. Bugün yapılanları hukuksal bir temele dayandırmanın olanağı olmadığı gibi atılan bu adımların yanında durmak da dinci, gerici ve faşist anlayışın şanından olsa gerektir.

İktidarın bu kayyum atama tasarrufu olağan karşılanamaz. Her üç belediye başkanı da haklarında bir hüküm bile yokken suçlanıp eğer seçilirlerse görevden el çektirileceği söylenmiş, şu anda sanki hüküm yemişler gibi adeta ellerinde bulundurdukları yargıya talimat verircesine yetkililer açıklamalarda bulunmaktadırlar. Yok, kayyum atanması bir tedbirmiş de falanmış, fiş mekanmış da biz bu sözleri çok işittik çok. Bundan böyle de işiteceğiz ancak bizim gibilere bu sözlerin hiç mi hiçbir etkisi olmayacaktır. Çünkü olup bitenleri yan yana getirip bir değerlendirme yaptığımızda açıkça görüyoruz ki kayyum atama işi de AKP ve saray iktidarının sivil darbe girişiminden başka bir şey olmayıp OHAL’li hali OHAL’li hale çevirmek için atılmış bir başka adımdır.

Eğer ülkemizde bağımsız bir yargı olsaydı, talimatla değil de olağan işlerliği içinde görevini yapar ille de görevden alınmasını gerektiren bur durum varsa da hukuka dayandırılarak gerçekleştirilirdi. Şimdi olanlar nedir? Meclisin devre dışı bırakılması, yargının bu işin dışında tutularak sonradan müdahil olacak halde gerektiğinde yardımına başvurulması için bir köşede bekletilmesi olayını yaşıyoruz ki bütün bunlar burjuva hukuk sisteminin bile kaldıramayacağı şeylerdir.

Şu soruları sorarak yazımızı bitirelim. Gerçekten de AKP bu yol ve yöntemlerle nereye varacağını düşünmektedir? Kendilerine ters gelen bütün belediye başkanlarını görevden almayı düşünmekte midir? Sırada Ankara, İstanbul veya başka kentlerimizin belediye başkanları da var mıdır?

Son bir soru daha.

AKP ve saray iktidarının bu gibi tasarruflarına karşı yurttaşlar silahsız, saldırısız tepki gösterileri ve mitingler düzenlerlerse iktidar ne yapmayı düşünmektedir? Polis zoru, Tomalar ve daha başka yol ve yöntemlerle yurttaşları ezip içeri mi doldurmayı aklından geçirmektedir?

Son söz; CHP üç ilin il başkanlarını çağırmış ve onlarla bir görüşme yapmış. Onlara demiş ki “gösterilere katılmayın ama bu işin doğru olmadığını anlatın.” Peki, nasıl olacak bu iş? Sanırız CHP il başkanları illerine dönecekler, bu konuyu uluorta kimseyle konuşmayacaklarına göre sanırız, evlerinde geçecekler aynanın başına, içinde bol demokratlık olan konuşma talimleri ile geçirecekler günlerini…

Aman ha dışarı bile çıkmayın sonra ne olacağını bilemezsiniz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA