turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FAŞİZMİ ÇEYREK GEÇE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 AĞUSTOS 2019

Faşizm in değildir, cin değildir. Herkese göre de bir tarifi yoktur. Bu yüzden de Türkiye’de nasıl bir rejim olduğunu tartışmak bile artık abes kaçmaktadır.

Şunu bilelim ki kapitalizmin gönüllü savunucuları liberal leş kargaları; AKP’nin proje olarak kurulmasını, iktidara gelmesini, iktidara geldikten sonra bu iktidarı öve öve bitirememelerini asla ama asla unutacak değiliz. Öyle ki oraya buraya kapak atıp kapılananlar beslendikçe kudurdular, kudurdukça hem AKP iktidarını savundular hem de bu iktidarı eleştirenlere ise demediklerini bırakmadılar. Kalemlerinin ucundan kan damlayan bu zavallı güruh, beş paraya satılmışlardı satılmasına da her niyeyse işlerinin bittiğini, sıranın kendilerine de bir gün gelip dayanacağını göremediler.

Kimse seçimlerin hangi koşullarda yapıldığını tartışmadı. Eşit olmayan koşullarda yapılan seçimlerin hemen hepsini AKP kazanınca herkesin ağzında bir söz sakız gibi çiğnenmeye başlandı. Recep Tayyip Erdoğan’ı seçimlerde kimse yenemez denildi. Böylece Erdoğan’a görülmemiş bir güç vehmedildi. Bu güç ve propagandanın da etkisiyle yığınların morali bozuldu, AKP ile mücadele istekleri kırıldı. Oysa daha ilk seçimlerden başlanılarak AKP yerli ve yabancı pek çok güç odaklarının desteğini almış ve seçimleri de böyle kazanmıştı kazanmasına da bu gerçek pek öne çıkarılmadı.

Süreç içinde devlet ele geçirildi. Artık AKP partilerden bir parti değildi. Doğrudan devlet partisine dönüştürülmüş bir heyulaydı. Devletin bütün olanakları ve paraları elinde olup istediği gibi propaganda yapmak gücüne sahip olduğu gibi ele geçirdiği yargıyı da kullanarak seçim sonuçlarını bile değiştirecek bir konuma gelmiş dayanmıştı. Nitekim kazanılan seçimlerin birçoğu ve yapılan halk oylamalarının tamamı hileli yollardan kazanılmış ve de toplum ve siyasi partiler bastırılarak sonuç kabul ettirilmişti.

Ancak gidiş hiç de hayra alamet bir gidiş değildi. Bir yandan ekonomik kriz şaha kalkarken bir yandan da dinci, gerici ve faşizan bir uygulama neredeyse tavan yapmış, yargı tam anlamıyla kontrol altına alınıp iktidar böylece istediğini yapar hale gelmişti. Yeni sistemde güçler ayrılığı ortadan kaldırılmış, yasama, yargı ve yürütme bir tek kişinin iradesine verilmişti. Bu süreci bu noktaya taşıyan bugün ne söylenirse söylensin AKP’nin dipten doruğa bütün sorumluları Fetullah Gülen’le içli dışlıydılar ve ülkeye birlikte egemen olup operasyon çekmeleriydi ancak şimdi her niyeyse bu kadar suçun vebalini omuzlarında taşıyan iktidar başkalarını hedef göstererek bu suçun bile hesabını başkalarına kesmeye kalkışabiliyordu.

Biz sosyalistler, daha ilk günden başlayarak AKP’nin proje oluşundan tutun da dinci, gerici ve faşist bir iktidar amaçladığını hep söylüyorduk söylemesine de liberalinden bazı sol kesimlere kadar uzanan yelpazede bazıları bu iktidarla iş tutmayı çıkarlarına uygun görmekten çekinmeyip oynaşmalara girişip duruyorlardı.

Her neyse bütün bunları daha önce de sayısız kez dile getirdiğimiz için şimdilik bu noktanın değerlendirmesini bir başka zamana bırakıp konumuza dönelim. Partiler ve gerektiğinde kişiler bağımsız olarak seçimlere girebilir. Bu hak kim olursa olsun her yurttaşın hakkıdır. Madem seçimler yapılıyor, madem iktidar partisinin de dışında seçimlere giren parti ya da kişiler girdikleri seçimleri kazanıyorlar elbette onların hakkının hukukunu koruması gereken yasal dayanaklar da olmalıdır. Anayasamız dahil, pek çok yasada halkın yararına olmayan değişiklikler yapılmış bile olsa bugünkü yasalarda bile bu haklara işaret eden hükümler bulunmakta ve de bu hükümlere Recep Tayyip Erdoğan’ından dağdaki çobanına kadar herkesin uymak zorunluluğu da vardır.

Ne var ki işin böyle olmadığını sayısız uygulamalarda gördük. Daha önce de bazı belediye başkanları görevlerinden alınıp yerlerine kayyum atandı. İnsanlar hiçbir hukuki dayanak gösterilmeksizin KHK’larla işlerinden edilip sokağa atıldılar. Atılanlara da hak arama kapılara sonuna kadar kapatıldı.

19 Ağustos günü yeni bir furya başlatan AKP ve saray iktidarı Van, Diyarbakır ve Mardin Belediye Eşbaşkanlarını görevden alıp yerine de valileri kayyum atadı. Şimdi Türkiye bu yeni yaptırımlarla çalkalanıyor. Konu ile ilgili düşüncelerini dile getirmek amacıyla basın açıklamaları, yürüyüş vb. protesto yapmak isteyenlere ise polis ağır saldırılarda bulunuyor, gözaltılar yapılıyor. Bu tür gösterilerin valiliklerce yasaklandığına dair açıklamalar arka arkaya geliyor. Yaşananlarla ilgili bir açıklamada bulunan Pervin Buldan haklı olarak Ana muhalefet Partisi Genel Başkanı’nı doğrudan muhatap alarak bu kayyum olayının suskunlukla geçiştirilmesinin doğru olmadığını söylüyor.

Evet, bu işin aması, fakatı yoktur kim ki kendisini ilerici, demokrat, devrimci ve sosyalist saymaktadır suskunluğu seçip oturmasının olanağı yoktur. Dedik ya faşizm ne olduğu belirsiz bir şey değildir. Ülkemizde AKP ve sarayın uygulamaları ile faşizm çoktan yol almış, Türkiye faşizmi çeyrek geçe bir çizgide yuvarlanıp gitmektedir. Bu nedenle de ya geri adım attırmalıyız, ya geri adım attırmalıyız.

İdareyi maslahatçılık faşizme teslim olmaktan başka bir şey değildir.

Bunu da herkes böyle bilmelidir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA