turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARIN NASIL BİR GÜNE UYANACAĞIZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 AĞUSTOS 2019

Ülkemizde gündem öyle hızlı akıyor ki yarın nasıl bir güne uyanacağız belirsiz. Bu yüzden de AKP ve saray iktidarınca içine düşürüldüğümüz durum dibi balçıklı bataklık sulara benziyor.

Bilindiği gibi Suriye’nin çeşitli yerlerine dağılmış olan IŞİD, El Kaide, El Nusra, Ahrarı Şam vb. İslami terör örgütleri Esad güçleri tarafından bozguna uğratıldılar ve bir kısmı ABD tarafından toplanarak uçaklara bindirilip Afganistan gibi İran gibi yeni eylem bölgelerine sevk edilirken çok büyük bir kısmı da süpürüle süpürüle İdlib ve çevresine yığıldılar. Bu güçlerin Suriye’de İslam adına kafa kopardıkları unutulmuş gibi bazı güçler tarafından adeta korumaya alındılar. Bu güçlerin başında da AKP ve saray iktidarının tutum ve davranışları geliyor.

Astana görüşmeleri sırasında bu güçlerin silahsızlandırılmaları için Türkiye’nin gözlem noktaları oluşturması ve bu güçlerin tasfiyesi için görev alması istenmesine karşın, gözlem noktaları oluşturuldu fakat Türkiye hiçbir zaman bu terör örgütlerinin tasfiyesi için herhangi bir adım atmadığı gibi aksine bu güçleri şu ya da bu şekilde arkaladı. Şimdi ise Suriye, Rusya ve İran’la birlikte bu terör örgütlerini İdlib ve çevresinden temizleme operasyonları yürütüyor ve bu sırada da ister istemez harekat noktalarının ortasında kalan silahlı güçlerimiz zaman zaman atış sahasının ortasında kalarak daha ciddi yaşanabilir bir çatışmanın nedeni olabilecek gibi görünüyor.

Bugüne kadar bir Rusya ile bir ABD ile birlikte davranan ve ikili oynaşmayı sürdürme heveslisi olan AKP ve sarayın bu bölge için ciddiye alınacak bir politikası olmadığı için de atılan her adım büyük tehlikeleri de özünde barındırıyor. Durum bu haldeyken bazı gazeteler örneğin Sözcü bunlardan birisi olup akıllı politikalar dile getirip gazetede yazması gerekirken şişirilmiş şoven duyguları körükleyerek yangına körükle giden bir tutum takındığı görülüyor. Neymiş efendim Esas ‘ın Zulmünden kaçanlar akın akın sınırlarımıza geliyorlarmış. Devamında ise noktayı koyuyor. Mehmetçiğe dokunan bedelini ağır ödermiş.

İyi de bizler bugüne kadar olacakları hep yazıp dile getirip durmadık mı? Neden AKP’nin doğru dürüst bir Suriye politikası yok da işi hem ABD hem de Rusya ile oynaşma içinde götüreceğini sanıyor? Sizce Mehmetçiği asıl tehlikeye atan politika AKP ve sarayın Suriye politikası değil mi de hemen oklar Sözcü tarafından Beşer Esad’a çevriliyor?

İktidarın politikası salt Suriye konusunda mı çuvallamış durumda?

Elbette hayır. Ormanlarımız kaç gündür cayır cayır yanarken Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin açıklamalarının ipe sapa gelir yanı var mı sizce? Adam artık kim ya da kimlere suyun geverini çevirdiyse THK’ya bağlı uçaklar için neler söylüyor neler. Yok efendim, THK siyasete alet ediliyormuş da, THK CHP’nin emrinde hareket ediyormuş da. Motorların içine kuşlar yuva yapmışlar da, bu uçakların hepsi bozukmuş da falan filan bir sürü zırva savuruyor. Değil de gerçekten bu uçaklar kullanılmayacak durumdaysa niye iktidar tarafından gerekli tedbirler alınmıyor acaba hiç aklından geçirmiyor. Uçuş sertifikalarına bile güvenmediğini söylerken nasıl bir ruh hali içinde acaba bu Sayın Bakan dersiniz?

Kafa bu olunca da şu ya da bu nedenle yakılan ormanlar günlerce gözümüzün önünde yanıp kül oluyor. Bir başka deyişle ülkemizin doğası bu vurgun iktidarı döneminde tepeden tırnağa bir daha eski haline getirilemeyecek şekilde bozuluyor. Dağ, taş siyanürle altın arama sahasına çevrilmiş. Sularımız, havamız, göllerimiz, topraklarımız biz bakıp dururken adeta zehirlenip yerli ve daha çok da yabancı sermaye güçlerine peşkeş çekiliyor.

Söyledik ya, iyi olan tek bir şey yok. Eğitim bitirilmiş. Devletin görevi olan eğitimde özel eğitimin payı yüzde 25’lere gelip dayanmış. Özel okulların fiyatlarına baktığımız zaman dudaklarımız uçukluyor. Devletin okullarında ise eğitim müfredatı bozulmuş okullar dini eğitim veren kurumlara dönüştürülmüş. Uzatmayalım AKP ve saray iktidarı eliyle ülkemizde çökertilmeyen bir tane kurum ya da kuruluş göstermenin olanağı kalmamış.

Sonra yaşadığımız keyfilik. Ülkede seçimler yapılırken Diyarbakır BB kayyumdaydı. Kayyum görevini üstlenen vali ile ilgili neler yazılıp çizildi hepsini unutmuş değiliz. Dahası ne yaşanmışsa günü gününe belleklerde ve arşivlerde duruyor. İşte o vali 31 Mart seçimlerinden 1 gün sonra ve 7 Ağustos tarihinde İçişleri Bakanlığı’na yazı yazarak DBB’nin kayyuma teslim edilmesini istemiş. Bu durumu değerlendiren Süleyman Soylu ise basmış imzayı atamış Diyarbakır Valisi’ni kayyum olarak.

Şimdi bu durum bölgede ve ülke genelinde protestolara neden oluyor. Protestoları susturmak için alınan ve uygulanan polisiye tedbirler ortada. İktidar ve iktidar yanlılarının ise suçlamaları hiç değişmiyor.

Bunlar hain, bunlar terörist deyip duruyorlar.

Sonra da vatan kurtaran numarası yapmıyorlar mı gel de sus susabilirsen, gel de olup bitenleri sineye çek çekebilirsen…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA