turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAYYUM VAR DEMOKRASİ YOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 AĞUSTOS 2019

Kim neyi konuşursa konuşsun son bir hafta içinde Türkiye’de en çok konuşulan şey Van, Diyarbakır ve Mardin Belediyelerine atanan kayyum oldu. Sürekli söylenen minareyi çalan kılıfını uydurur örneğinde olduğu gibi rejim bu tasarrufuna bir kılıf bulmaya çalışsa da yaşananlar, ortaya çıkan siyasi olgular ve keyfilik mızrağının çuvala sığmadığını bütün çıplaklığı gösteriyor.

Bazı çevreler gelinen noktada ülkemizde normalleşmeye doğru gelişmeler olduğunu yazıp çizseler de böyle bir şeyin olmadığı aksine seçimlerde güç yitiren ve başta ekonomik sorunlar olmak üzere bütün diğer sorunların üstesinden gelmekten çok uzak bulunan AKP ve saray iktidarı faşizan baskı ve uygulamalarını çok daha arttıracak gibi gözüküyor. Gerçi AKP ve sarayın güç yitirmesi aynı zamanda gidici olduğunun da işaretidir fakat AKP ve sarayın bütün bunlara karşın iktidarı geldiği gibi giderek bırakmayacağını da gösterdiği bir gerçek.

AKP ve saray iktidarının bir geleceğinin olmadığı, önümüzdeki günlerde her ne kadar AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan bütün kanaat önderlerini bulup çıkarmalıyız ve yeniden gücümüze güç katmalıyız vs. şeyler söylemiş olsa da değişen pek bir şey yok. AKP’den ayrılıp parti kurmak isteyenlere söyledikleri bile aksine yıkılışı daha da bir güçlendirdiği gibi iktidarın hiçbir akla yakın tutum ve davranışına tanık olunmadığı için koşullar çok daha ağırlaşarak ülkeyi ve ülke insanlarını zorluyor.

İktidarın doğası gereği böylesine bir anlayış olağan bir ortamın doğmasını olanaksız kılarken, sarayın tartışmasız iradesinin politikayı belirlemeye yeltenmesinin de bir işe yaramadığını görüyoruz.

Değişik zamanlarda ve değişik anlayışlarda Türkiye kümelenmeleri yaşamış bile olsa ki bugün de bu durum yaşanıyor, bu yaşananlar sorunları daha da bir ağırlaştırmanın ötesinde bir işe yaramıyor. Bildiğimiz gibi 1950’lerde iktidara gelen Demokrat Parti’nin, 12 Eylül 1980 faşist darbesinin ekonomik danışmanı Turgut Özal’ın 1983’ten sonra yarattığı ortam ve nihayet 2002 yılında bir proje olarak kurulup bir proje olarak iktidar koltuğuna oturtulan AKP iktidarının yarattığı ortamı yaşadık, AKP iktidarının yarattığı ortamı da yaşamaya devam ediyoruz.

Bütün bunları dile getirirken elbette basit bir kümeleşmeden de söz etmiyoruz. Çünkü yaşanan bütün siyasi olayların özünde sınıflar mücadelesi yatmakta olup sermaye iktidarları gerektiğinde bu gerçeği gizleyerek basit bir kümelenmeye indirgemek isterler ki gelişmeler kapitalizmi tehdit eder yönde kendini gösterip sisteme değin içinden çıkılamaz sorunlar yaratmasın. Bu kümelenme ileri kapitalist ülkelerde hemen hop diye yaşanmazken bizim gibi ülkelerde sıklıkla yaşanmasının da şaşırtıcı bir yanı yoktur. İleri kapitalist ülkelerde sistem arızası kendisini daha uzun aralıklarla gösterirken bizim gibi ülkelerde bu arıza neredeyse kesintisiz ve süreklidir. Çünkü kapitalizm adına iktidar koltuğunda oturan sağ ve dinci, gerici, faşist iktidarlar yaşanılan krizleri kümelenmeler yaratarak sınıf eksenli çıkış yollarının dışında çözmeye kalkarlar ki başarılı da olmadıkları söylenemez.

Ne var ki her zaman evdeki Pazar çarşıya uymaz. Bu yüzden de yaşanan olay ve olgular yerini gerçeklere istenilmese de bırakmak zorundadır. Şu an, AKP her ne kadar çevresine toparlayıp sağlamlaştırmak istediği kümelenme ile iktidarını götürmek gayretinde olsa da bunu başaramamakta çözülmeler gözle görülür hale geldiği için AKP er ya da biraz geç de olsa yıkılıp gitmek ve tarihe karışmakla karşı karşıyadır. Aynı durum AKP ve saray iktidarının karşısında yer aldığı dile getirilen kümelenmede de yaşandığı için bu kümelenme de umut verici olamamaktadır.

AKP’nin karşısında iktidar seçeneği olarak kümelenmiş bir politik bir güçten söz edemediğimize göre; AKP iktidardan gönderilse bile iktidarı nasıl bir güç devralacaktır bizce belirsizliğini korumaktadır. Böylesine bir ortam aynı zamanda da politikada bir boşluğa işaret etmektedir ki asıl sorun bu boşluğun kim ya da kimlerle doldurulacağı ile ilgilidir.

Bugün üç kentin belediye başkanlarının görevden alınmalarının ve yerlerine o ilin daha önce atanmış olan valilerinin atanmış olmasının yarattığı kargaşa her yönüyle gözlerimizin önündedir. Dikkat edilirse AKP ve saray iktidarı ve hatta bütünüyle Cumhur İttifakı’nın hedefinde PKK’dan çok HDP vardır. Eğer başka türlü olsaydı Abdullah Öcalan’ın mektubu 23 Haziran İstanbul BB Başkanı seçimlerine kısa bir süre kala iktidar tarafından getirtilip basına görev verilenlerce açıklaması yapılmayacağı gibi Osman Öcalan’a da TRT’de program yaptırılmazdı. HDP hedef tahtasına konulmuştur demişsek söylediklerimiz öyle tahmin falan değildir. O HDP ki, İstanbul’da İBB Başkanlığı seçimini AKP ve saraya yitirtmiş CHP’ninse seçimi almasını sağlamıştır. İktidarın bu gerçeği unutacağını asla aklımızın ucunda bile geçirmiyoruz, geçiremeyiz de.

Van, Diyarbakır ve Mardin belediyelerine kayyum atama furyası CHP’nin İstanbul başta bazı belediyelerinde uzak bir olasılık ama yaşanır ya da yaşanmaz şimdiden kestirmek zordur ancak AKP ve saray iktidarının HDP’ye bunca yüklenmesinin altında başka gerçeklerin yattığını da unutmamak gerekir. Çünkü HDP başta yerel seçimler olmak üzere Türkiye politikasının şu ya da bu şekilde şekillenmesinde çok büyük payı olan bir partidir. Bu yüzden de AKP ve sarayın HDP’nin gücünü azaltmak başta olmak üzere Kürt halkı ve Türk seçmenleri nezdinde saygınlığını ortadan kaldırmaya yönelik bu kayyum olayını atılan ilk adım olarak görmek gerekiyor. Arkasının geleceğini de hemen herkes bilmelidir.

Acaba iktidar bu kayyum atama yöntemi ile başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokrasi güçlerini mi sınamak istemektedir? Eğer böyleyse kayyum olayına gösterilen tepkiler, iktidar için bir ölçü olacak işi nereye kadar götürebileceğinin de ipuçlarını verecektir.

Sonuç olarak AKP ve saray iktidarının bu tasarrufu bu kümelenmede nasıl bir ölçü için düşünülürse düşünülsün bütün demokrasi güçleri kayyum olayına karşı çıkmalı, bu yolda HDP de asla tek başına bırakılmamalıdır. Çünkü böylesine sudan sebeplerle HDP’li belediye başkanları görevlerinden alınıyor, yerlerine kayyum atanabiliyorsa demokrasi olmadığı apaçık bir gerçektir.

Bunun adı da, kelli felli faşizmdir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA