turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YAZIK SİZE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 EYLÜL 2019

Yazık size ki ne yazık! Bir dediğiniz bir dediğinizi tutmuyor. Sonra da çıkıp kitlelerin karşısına ha babam ahkâm kesip duruyorsunuz.

İnsanlar bir garip olmuşlar. Bir bakıyorsunuz en radikal sözler ederken bir de bakmışsınız ki süngüleri düşmüş katillerinin bıçaklarını yalıyorlar. Şu Sözcü gazetesinin haline bakınca aklımıza başka bir şey gelmiyor. Adli Yıl Açılış Törenlerinde konuşulanlara bakmışlar ve gazetelerinin başlıklarını oluşturmaya karar vermişler.

Ne yazmışlar?

‘AYNEN KATILIYORUZ’ yazmışlar. Başlığın altında Recep Tayyip Erdoğan’ın resminin yanına şöyle yazılmış. “Reform süreci ile demokrasimizi güçlendireceğiz”. Yargıtay Başkanı Cirit’in resminin yanına; “Bağımsız yargı olmazsa hukuk devleti de olmaz”. TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun resminin yanına ise, “Yargı Reformu paketi bir an önce kanunlaşmalı” yazmışlar.

Sözcü tayfasını biliyorsunuz, Atatürkçülüğü kimselere kaptırmazlar. Bu yüzden de hatırı sayılır çoklukta bir okura sahipler. Ancak işin en tuhaf yanı ise şu; bunlar ya Atatürk’ün adı ile geçinen kalpazanlar ya da dik duramayacak kadar omurgasızlar. Çünkü aynen katıldıklarını söyledikleri sözlerin hiçbir anlamının olmadığını kendileri de bizlerden çok iyi bilmektedirler. Bu yüzden de gerçekleri başlık atıp konuşulmasını sağlayacakları yerde birilerinin hoşuna gidecek başlığı bilinçli olarak seçmişler.

Hani insan dünden bugün kadar geçen süre içinde Recep Tayyip Erdoğan’ın hiç değil izini sürer de böyle bir anlayışa sahip kişinin yargı reformundan söz ediyor oluşuna prim verir. Cirit’in sözleri ise kalıp sözlerden öteye bir anlamı yok. Metin Feyzioğlu’nun ise çark edip bu noktaya gelmesi ayrı bir şey “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diye söze başlaması ise sözün özüdür aslında. Neden derseniz hukukun olmadığı ve adaletin işlemediği bir yerde devlet de zaten olmaz. Bu yüzden de kendileri kalpazan olan Sözcü gazetesinin attığı başlığa bakıp kanacaklar varsa şimdiden onlara ben yazıklar olsun derim o kadar.

Gelelim şu Diyanet’e. Şimdiye kadar edilen bütün sözleri bir yana bırakmanın ve artık Diyanet’in gereksiz bir kurum olduğunu açık açık söylemenin zamanı çoktan gelmiştir de geçmektedir bile. Her ne kadar bazıları Diyanet’i salt Atatürk kurdu diye rayına oturtmaya kalkıp sahipleniyor havasında olsa da artık bu sahiplenme anlayışının da bir değeri kalmış değildir. Bu yüzden de şunun bunun tartışılması yerine doğrudan Diyanet’in kaldırılmasını savunmak en doğru yoldur. Hem kaldırılırsa kaç icracı bakanlığın bütçesinden bile daha çok bir bütçe ülkemizin çocuklarının eğitimi için kullanılabildiği gibi pek çok konuda da yatırım yapma olanağı olur.

Bugün din kisvesi altında yaşananlar iç bulandırıcıdır. Çocuklara tecavüzlerin bu karanlık odaklarda işleniyor olması asla bir rastlantı değildir. Rastlantı diyenler, diyanetin din adına yayınladığı kitaplara bakabilir, hangi sapık tarikat ve cemaatlerin arkasında durduklarını inceleyip bir sonuca varabilirler. Bu yüzden de laf olsun beri gelsin cinsinden çocuklara, kadınlara tecavüzlere karşı çıkıyor gözüküp de bu odakları savunup destekleyenlerin ne sözlerine inanılır ne de dinden aldıkları referansın insanlık için küçücük bir değeri vardır.

Bugün din adı altında sayısız anne ve babanın bile kafası odunlaştırılmıştır. Çocuklarına bu karanlık yapıların kurumlarında tecavüz edilmekte, çocukları gidip şikayetçi olurken pek çok anne ve baba gözümle görsem inanmam sersemliğine yatarak göz göre göre çocuklarına yapılıp edilenleri geçiştirmek istemektedirler. Öyle yeri gelince dinden yana ve tarikat, cemaat, vakıf ve derneklere karşı hayırhak görünmek için biz bunlara karşı değiliz, benim babam ya da ne bileyim dedem de Kurban okurdu diyerek kalpazanlık edenlerin asla sözlerinin de insanlıklarının da bir değeri yoktur. Yani sözün özü şudur; bir şeye karşı çıkılacaksa karşı çıkılmalı hem nalına hem mıhına vurur bir havada yalakalık yapılıp durulmamalıdır.

AKP ve saray iktidarının en yetkili ağızları ülkede kimse kendilerine karşı çıkmasınlar diye önlerine geleni tehdit edip durmaktalar. Bir iktidar düşünün ki tasarruflarında onları bağlayan ne hukuk kuralları söz konusudur ne de demokrasi. Kime ne yapmak istiyorlarsa devlet partisine dönüştükleri için kolaylıkla yapabilmekteler. Bu ülkede tıpkı iktidar gibi bazı belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanmasını savunan kimseler bulunduğu gibi karşı çıkanların da olmasından doğal hiçbir şey yoktur. Çünkü demokrasilerde bu olmazsa olmaz bir kuraldır. Ülkemizde iktidarın işine gelmez bir tutum içinde misin hemen yaptırım da kapıda, tehditte. Bakın şu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ettiği sözlere? Neymiş efendim İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ya görevini yapsınmış ya da HDP’lileri destekleyip oralara geziye falan gitmesinmiş. Yoksa kendisini pejmürde ederlermiş.

Arkadaşlar bu sözler varya yargıyı da anlatmaya yetiyor, yargı reformu yapacağız diyenleri de, paketin bir an önce çıkmasını isteyenlerin muratlarını da. İşte bu yüzden bu kesimlerin karşısına ilkeli ve kararlı çıkılmadığı sürece bir şeyin değişeceğini düşünmek ya çok büyük bir zavallılıktır ya da tam anlamıyla kalpazanlıktır.

Adamlardaki gözü dönmüşlüğün sınırı yok. Nazilli Kaymakamı için AKP Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, rahat rahat sözümüzü dinlemedi bende fişini çektim diyebiliyor ve kaymakam salt rant peşinde olanların isteklerini kabul etmediği için sürülebiliyorsa daha neyin reformunu konuşacağız biz?

Tek tek sivrisinekleri öldürerek sivrisineklerle mücadele edilemez önemli olan bataklığın kurutulmasıdır.

Bu nedenle de önemli olan şey; AKP ve saray iktidarının iktidarının bir an önce gönderilmesi olup gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan sosyalizm için mücadele etmek karanlıktan çıkış ve insanlığın kurtuluşu için en ışıklı yoldur.

Biz sosyalistler de bunu böyle söylüyoruz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA