turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİN ALIP DİN SATANLAR BAŞA BELA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 EYLÜL 2019

Dünden bugüne Orta doğu’da yaşananlara ve şu anki yaşadıklarımıza şöyle bir göz gezdirsek gerçekleri şıp diye anlatacağım ama koşullanmış, AKP ve sarayın dümen suyunda kulaç atanlara bu gerçekleri anlatmak gerçekten de çok ama çok zor. Biliyorsunuz, emperyalist/kapitalist dünyanın değirmenine su taşıyan çeşitli isimler altında organize olmuş İslami terör örgütlerinin Suriye’de tutunmaları neredeyse olanaksız hale geldi. Bu nedenle de bu örgütlerin oluşmasında dünyanın her yerinden getirilmiş olan halk düşmanı kimseler önemli bir rol oynadılar. Bunları Suriye topraklarına sokanların kimler olduğunu, neyi murat ettiklerini de şimdiye kadar pek çok kez yazıp çizdik.

İşte bu yapılar bozguna uğrayınca Türkiye sınırına doğru sökün edip kaçmaya başladılar. Türkiye sınırında durdurulunca da başladılar TSK ve Türkiye karşıtı slogan atmaya ve Türk bayraklarını yakıp çiğnemeye. Bu haller yaşanırken AKP’nin kontrol ettiği televizyon ve gazetelerde bu haberlere dair iki satır özet bile geçildiği yok. Yok, çünkü bunca işlenen suçun ve yanlışın sorumluları bilinsin anlaşılsın istenmiyor. Bu protestocular hakkında kısaca bilgi verilmesi gerekirse emperyalistler Suriye’de amaçladıklarına ulaşmak için bu terörist unsurları dünyanın her yerinden toparladılar ve AKP iktidarının yardımıyla bu teröristleri Suriye’ye soktular. Bunların çoğunun paralı asker konumunda oluşlarını da düşünürsek nasıl finanse edildiklerini de anlamakta zorlanmayız.

Bu terörist grupların kendine özgü din anlayışları var. Dışardan bakıldığında sanırsınız ki bunlar kendi aralarında öğretisel olarak farklı farklı görüşlere sahipler. Oysa gerçekler hiç de öyle değil, aksine bunların bölünmüşlükleri daha çok kendilerini emperyalist dünyaya pazarlamak ve parsa kapmak için. Bu yapılar için din, şu bu boş laflar, işin özü yağmacıların bir yerlere yaslanma isteğinden kaynaklı gruplara ayrıldıklarını görüyoruz.

İşte bunlar var ya öküz öldü ortaklık bitti noktasına geldikleri için dişlerini TSK ve Türkiye’ye karşı gösterirken bu arada AKP’yi de ihmal etmiyorlar. AKP’de onların menzili içinde. Ana muhalefet Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’nin bir dış politikası olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu’na göre Erdoğan’ın hali ABD ve Rusya arasında pinpon topu gibi bir oraya bir buraya gidip gelmekten ibaret. Hem bu politika izlenirken hem Rusya hem de ABD’nin idare edilebileceği sanılıyor. Politikanın içeriği o kadar ilkel ki neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Amerika’ya gidilip Türkiye’nin kendileriyle nasıl stratejik müttefik olduğu anlatılıp kendileri dururken niye PKK-PYD seçimi yaptığı soruluyor, Rusya’ya da Beşar Esad’la değil kendileriyle yürümeleri daha doğru olacağı anlatılıyor. İşte böylesine bir çıkmaz kapı önünde bekleşen bir kafa ile dış politika yapılmak isteniyor ki bu politikanın kurtlar sofrasından küçücük bir şey elde etmesinin bile olanağı yok. Dolayısı ile AKP ve saray iktidarı aklınca cin olmadan adam çarpmaya kalkan bir zavallılık içinde. Bu yüzden de aklınca girdiği bütün oyunların daha başında pili bitiyor dili dışarda kalıp sürünür hale düşüyor.

İşin özüne gelirsek AKP basit bir kuralla dış politika yapabileceğini sanmakta tıpkı Osmanlının çöküş dönemlerinde izlediği politikaya benzer bir politika ile ayakta kalabileceğini düşünmektedir. Bu yüzden de Osmanlının bir İngilizci, bir Fransacı ya da Almanya’cı oluşuna benzer yöntemleri, dış politikada AKP ve saray iktidarı başat olarak kullanmaktadır. Ancak tarihte göstermiştir ki Osmanlının politikaları nasıl Osmanlı için bir kurtuluş olmadıysa ve Osmanlının çöküşünü önleyemediyse AKP ve saray iktidarının benzer politikası da bugün benzer bir çöküşün önüne geçemeyecektir.

Taktiksel yöntemlerle bir ona bir buna yaslanarak ya da bir ona bir buna tehditkar bir tutum takınarak dış politika götürülemez. Sizin anlayacağınız bu basit ve ilkel politika dışında AKP ve sarayın iş başına geldiği günden bugüne kadar izlediği kalıcı ve ilkeli bir politikası olmadığından işin sonuna gelinmiş dayanılmıştır.

AKP ve saray iktidarı zararın neresinden dönülürse kardır deyip Suriye politikasını değiştirmeye yanaşmamaktadır. Aksine inatla Suriye sorununu Suriye yönetimi ile oturup konuşması gerekirken tam tersi bir davranış içinde hareket edilmektedir. Bunun nedenini anlamak zor değildir. Öteden beri eleştirdiğimiz sözü geçen tüm İslami terör örgütlerinin anlayışlarının şu ya da bu şekilde AKP ve saray yönetimine sızmadığını söylemek safdillik olur. Bu yüzden de gelinen noktada bir türlü radikal bir dönüş yapılamamakta kaptırılan ipin ucu başkalarının elinde olduğu için kukla durumuna düşülmektedir.

AKP ve saray iktidarının ne büyük bir çıkışsızlık içinde olduğu bilinip görülmektedir. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tarihinde Ağustos ayının zaferler haftası olmasını muştulama sözleri bir gerçeğe dayanmasa da Erdoğan’ın en önemli arzusudur. Çünkü bundan böyle AKP’yi de Recep Tayyip Erdoğan’ı da ancak ünüyle sanıyla bir zafer kurtarır diyeceğim de zafer kime karşı nasıl kazanılacak belirsiz. Üstelik de bugün 5 Eylül, Ağustos biteli 5 gün olmuş yani. Ancak Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidardan düşmemek için savaş dahil pek çok şeyi kazanılsın ya da kazanılmasın göze alabileceğini de unutmamak gerekir. Bir savaş ortamında da kimseye iktidar falan teslim edilemeyeceğine göre, al sana işin ucu nereye uzanır belli olmayan bir macera…

Bu macera göze alınır mı diye soruyorsanız eğer; çöküş noktasına gelindiğinde bu tür anlayışların her zaman egemenlerce kullanıldığı çok görülmüş fakat çöküşün de önüne geçilememiştir.

Görülüyor ki çöküşü getiren politikalarla hiçbir şey onarılamaz. Onarılmaya kalkılsa bile dikiş tutması olanaksızdır.

Bu yüzden de gündüzlerinden sömürülmeyen gecelerinde aç yatılmayan yeni bir Türkiye için sosyalizm kaçınılmazdır.

Hedefi büyütmenin tam da zamanıdır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA