turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SORUMLULUK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 EYLÜL 2019

Evet, AKP ve saray iktidarının ülkeyi getirdiği noktayı hepimiz gözlerimizle görüyoruz.

Bugüne kadar izlenen dış politikanın en kötüsü izlendiği için bugün Türkiye boğazına kadar Suriye batağının içindedir. Kim kime karşı ne söylerse söylesin AKP ve saray iktidarının Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar geniş bir coğrafi alanda izlediği yanlış politikalar yüzünden Türkiye resmen burun üstü yere çakılmıştır. Bugün pinpon topu gibi bir Rusya’nın yanına bir ABD’nin yanına koşulması ve sonucu değiştirmeyeceği gibi daha da ağırlaşmış risklerle karşılaşılabileceğinin işaretidir. Bu arada iç kamuoyunun tepkisini en aza indirmek ve milliyetçilik ayranını kabartarak onu yaparız, bunu yaparız, girdik yine gireriz, ey Avrupa kapıları açarız gibi sözlerin de fazladan ne bir anlamı vardır ne de Türkiye’nin bu iktidar tarafından düşürüldüğü kuyudan çıkışına yardımcı olur.

AKP ve saray iktidarı ve bu iktidarın başı konumundaki kişi salt dış politikada çuvallamış değildir. Bu iktidar içerde de dış politikadan daha ağır politikalar izlediği için kendisi gibi düşünmeyen herkesi korku ile boyun eğdirmeye çalışmaktadır. Bugün iktidarın istediği gibi yapılandırdığı polis teşkilatı sanki bu ülkede hukuk mukuk yokmuşçasına davranmakta yurttaşların Anayasal haklarını kullanmalarına bile katlanılamamaktadır. Kim ki Anayasa’da yazılı olan haklarını kullanmak ister polisin saldırısıyla karşılaşmakta ya da yurttaşların Anayasal hakları doğrudan emniyet güçlerince ihlal edilmektedir. Bu konuda sayısız örnek vermek olasıdır ancak artık örnek vermenin de bir gereği kalmamıştır, çünkü benzer olayları hemen her gün sayısız kez yaşamaktayız zaten.

Günümüzde artık yargının bağımsız olmasından ya da yargının hakkaniyetle bir karar verebileceğinden kimsenin umudu kalmamıştır. Gerek atamalar, gerekse idarenin yargı üstünde oluşturulan baskısı sonrasında ülkemizde yargı tam anlamıyla göstermelik bir hale gelmiştir. Özellikle de politik nedenlere bağlı olarak açılan davaların hemen hepsi bir yerlerden gelecek olan işarete bakmakta, dolayısı ile hükmünü yasaların nesnelliğine ve yargıç vicdanına göre vermekten alabildiğine uzaklaşmış bulunmaktadır.

Bu anlayışın son uygulamasını CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında 9 yıl 8 ay 20 günlük dün verilen kararda görmekteyiz. Verilen karar hukuki olmayıp siyasi bir anlayışla verildiği için bu kararla birlikte toplumda oluşan yargıya güvensizliğin tavan yaptığı görülmektedir. Olayın öyle ince elenip sık dokunmasının gereği kalmamıştır. Bu konuda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri AKP ve saray iktidarı tarafından yargının içine düşürüldüğü durumun özetidir. Yani bu durumda Türkiye’de hukuk diye bir şey yoktur, karar veren yargıçlar karar verirken yasanın nesnel olarak uygulanmasına ve yargıç vicdanına göre değil de yüzünü bir yerlere çevirerek vermektedir.

Gerçekte kim neyi uydurursa uydursun, kendi öznelliği içinde Canan Kaftancıoğlu’na hangi anlayışla saldırmaya kalkarsa kalksın bu karar öç almaktan öteye hiçbir anlam taşımamaktadır. Durum bu olunca da birinci derecede suç işleyen yönetim olmakla birlikte aynı anlayışa bilerek ve isteyerek katılan yargıçların da suçlu oldukları bir gerçektir.

Eğer bizim ülkemizde yargıçlık görevi de dahil, sorumluluk çerçevesinde içselleştirilmiş olsaydı bugün hiç kimse siyasi iktidarın isteklerine göre bu denli kolay kararlar alıp uygulamaya kalkamazlardı ya da ne bileyim hüküm veremezlerdi. Kuşku yok ki her dönemde ideolojik davranan kimseler olacaktır bunu sıfırlamanın olanağı yoktur. Ancak ister iktidarlar olsun isterseniz yargı geçmişte verdikleri apaçık hukuk dışı kararlarından sorumlu sayılıp hesabı sorulabilseydi kimse yarın başka bir iktidarın işbaşına gelebileceğini düşünüp böylesine akıllara ziyan kararlar veremezlerdi.

12 Eylül öncesi ve sonrasında iktidarların işledikleri o kadar ağır suçlar vardır ki bunların hiçbirinin hukuk çerçevesinde hesabı sorulmuş olmadığı gibi aman şimdi eski defterleri karıştırarak ortamı bozmayalım diyerek hep üstünden atlanılması nedeniyle siyasiler de rahat rahat istedikleri kararı alıp uygulamakta birçoğunun adı birçok yolsuzluğu karıştığı halde unutulup gitmektedir. Aynı durum raflardan tozlu dosyalar indirilip yeniden üzerinde durulsa ne çok haksız ve mesnetsiz verilmiş siyasi kararlar vardır sayıları bile akla durgunluk verecek denli çoktur. Ama ne olmaktadır? Yaptığı şey herkesin yanına kâr kalmaktadır. Bu yüzden de yargıç olmaktan çoktan uzaklaşmış olan kimseler pırasa doğrar gibi ceza kesebilmektedir.

Yani? Yanisi şudur. Kim hangi görevi yürütürse yürütsün sorumluluğunu da taşımalı, bilerek ve isteyerek sorumluluğunu birilerinin yararına birilerinin de zararına kullananlar bugün değilse de günü geldiğinde mutlaka hesabını vermelidirler.

Sonuç olarak CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen ceza en basit söyleyişle siyasi iradenin isteği doğrultusundadır, yargı da bu konuda resmen hukuk cinayeti işlemiştir.

Bu nedenle Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun yanında olmamızdan doğal bir şey yoktur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA