turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KABADAYILIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 EYLÜL 2019

Gün geçmiyor ki iktidar kanadından yeni bir kabadayılık gösterisi ile karşılaşmayalım. Kimisi Anakara’yı Mansur Yavaş’a dar ediyor, kimisi de Ekrem İmamoğlu’nu pejmürde. Oturup düşünüyorsunuz, hukuk devletinin kırıntısının olduğu yerde hem de en yetkili kişilerce böyle bir açıklama nasıl yapılır diye, ister istemez sizin de kanınız tepenize sıçrıyor.

Bu açıklamayı yapanları sanki ne hukuk ne de bir kural bağlıyor. Onlara her yetki verilmiş. Sanki bulundukları göreve getirilirken siz her şeyi yapabilirsiniz, kimse de kılınıza bile dokunamaz denilmiş. Öyle ya bizim geldiğimiz nokta bunca zamandan sonra sanki kabile anlayışının hükümran olduğu yer.

Bakın şu külhani ağıza bir. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde “işçi kıyımı” olacağına ilişkin duyumlar aldıklarını söyleyen Fatih Şahin AKP Genel Sekreteri miymiş neymiş nasıl bir açıklama yapıyor:

"Eğer işçi, emekçi kardeşlerimizin ekmeğiyle oynarsan, onlara bu zulmü reva görürsen, Ankara'yı sana dar ederiz, karşında bizi bulursun, karşında AK Parti teşkilatlarını bulursun" diyor.

“Allah…Allah” diyorsunuz, bu nasıl iştir nasıl oldu da bugüne kadar işçileri ve emekçileri akıllarının ucundan bile geçirmeyen AKP ve AKP’liler birden işçi ve emekçileri kardeşleri olarak görmeye başladılar? Bugüne kadar bir kez bile olsun işçilerin, emekçilerin yanında yer almayıp OHAL’i bile patronları rahatlatmak ve işçilerin grev yapmalarını engellemek için ilan ettiklerini söyleyenlerin başına taş mı düştü acaba?

Ne diyelim yavuz hırsızlık böyle bir şey olsa gerektir. İstanbul’da araç saltanatı sürmekle kalmayan AKP’liler bir de üstüne üstlük bu araçlara su gibi yakıt harcayarak israfın da zirvesini yapmışlar ama ne gam. Goygoycular harekete geçirilmiş, sanki bu araçların Yenikapı’ya çekilmesi ile birlikte İBB’de bütün hizmetler durmuş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Sayıştay’ın bile denetlemelerde raporuna giren onca bilgi bile bunlar için bir şey ifade etmiyor.

Sonra nasıl işe aldıkları bile çok belli kimseler İBB’nin önünde “hak arayışı” gösterisi yapıyorlar. Öyle bir oyun oynanıyor ki bu gösteride yer alanlar sadenin de sadesi işinde, gücünde, ekmeğinin peşinde kimseler sanki. Yandaş basın bunlardan kime mikrofon uzatsa “biz ekmeğimizin peşindeyiz” diyorlar. Tabi bazıları da ne partizanlığı falan dese de “elbette bizler de bir parti tutuyoruz” diyerek gerçeği gizleyemiyorlar ama önemli olan algı yaratmak değil mi? İşinde, gücünde, ekmeğinin peşinde işçileri Ekrem İmamoğlu kapının önüne koymuş gibi bir ortam yaratarak akıllarınca kamuoyu hazırlıyorlar. İşin daha da kötüsü bunların nasıl işe girdikleri, sınavdan geçirilip geçirilmedikleri ve de yapıp ettikleri olmadıkları hiç konuşulmuyor bile.

Bir şey daha var. Bugün hak aramak için bir grup işçi ister iş yerlerinin önünde, ister kendi seçtikleri bir yerde açıklama ya da gösteri yapmaya kalkışsalar polis hemen bunların başında biterken İBB’ninönünde gösteri yapan iktidarın seçilmiş işçileri olduğu için kıllarına bile dokunmuyor. Değil kıllarına dokunmak üstelik olur da burada gösteri yapmaları engellenirse düşüncesiyle korumaya bile alınmışlar.

Eh bir de bankamatikçiler var. Sanki AKP’nin militanlığının dışında hiçbir iş yapmadan maaş alıp oturanlar yokmuş gibi AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin bu konuya da külhani ağız kullanırken değinmiş. Ne yani siz bu ülkenin milyonlarca yurttaşına cehennem hayatı yaşatıp yandaşlarınıza her yeri peşken çekerken bu yapıp ettiklerinize katlanmamızı mı bekliyorsunuz? İstanbul’daki araçlar gündeme geliyor, sanki şu Kavakçıların binecek bir araca güçleri yetmiyormuş gibi bu aileye bilmem kaç tane araç tahsis etmişsiniz. Konuşulunca vay sizi pejmürde ederiz vay size Ankara’yı dar ederiz diye basıyorsunuz yaygarayı. Bir yandan başkalarını Fetöcü olmakla suçluyorsunuz, öte yandan da Fetöcünün daniskasını önemli makamlara getiriyorsunuz. Dün rüşvetçiliği alenileşmiş Egemen Bağış’ı bile Prag’a Büyükelçi yapıyorsunuz. Daha sayılamayacak kadar keyfiliğiniz var.

Ayrıca her şeyi ne çabık unuttunuz. Sizler pek çok belediyeyi aldığınızda belediyelerde çalışan işçi ve emekçilere neler yaptınız unuttuk mu sanıyorsunuz. Siz değil miydiniz en yetkin memurları Ankara sokaklarına çıkarıp kırmızı araba saydırmaya kalkışan? Siz değil miydiniz binlerce işçiyi işinden eden memurları oradan oraya süren. Şimdi işçiler ve memurlar kardeşiniz oldu öyle mi?

Sizin bu yasa tanımazlığınızı kim ya da kimler nereye kadar çekecekler sanıyorsunuz? Madem işten atılan işçiler haklılar üstelik de haksız yere işlerinden atılıyorlar yargı sizin elinizde değil mi gitsinler yargıya haklarını arasınlar. Yoksa her istediğinizi yaptırdığınız yargıya da mı inanmaz oldunuz?

Öyle ya artık kendinizi öyle güçlü sanıyorsunuz ki denetlediğiniz yargıya gitmeyi bile gereksiz görüyorsunuz. Bu yüzden de güç zehirlenmesine uğramışsınız. Sizin gibi düşünmeyen insanları ya pejmürde etmekten söz ediyorsunuz ya da Ankara’yı onlara dar etmekten…

Ne garip aklınıza kendinizin de pejmürde edileceği ya da size de bir yerlerin dar edilebileceği hiç aklınıza gelmiyor niyeyse. Bence gelmeli, gelmeli ki hiç değil hukukun size de gerekeceğini anımsamış olursunuz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA