turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


11 EYLÜL 1973 ŞİLİ’DE FAŞİST DARBE 12 EYLÜL 1980 TÜRKİYE’DE FAŞİST DARBE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 EYLÜL 2019

11 Eylül 1973 tarihini Şilililer asla unutmayacaklar.

Bildiğiniz gibi seçimle işbaşına gelen Şili’nin Devlet Başkanı Salvador Allende ABD’nin eylemli olarak içinde bulunduğu faşist bir darbe ile devrildi ve Allende yaşamının son anına kadar direnerek bu faşist darbeye karşı koydu ve yaşamından oldu.

Darbeyi yapan ABD yanlısı General Augusto Pinochet idi. Richard M. Nixon başkanlığındaki ABD hükümeti, Şili egemen sınıfının suç ortaklığıyla bu kanlı 'rejim değişikliğini' gerçekleştirdi. Ve Uluslararası Telefon ve Telgraf Şirketi gibi çok uluslu büyük ABD şirketleri karşı devrimi planlamak ve emirleri vermek için CIA ile birlikte çalıştı. İşte bugün o faşist kanlı darbenin üzerinden tamı tamına 46 yıl geçmiş olmasına karşın, Şili hâlâ bu darbenin izlerini taşıyor. Başka bir deyişle 10 binlerce Şili yurttaşının katledilmesinden eli kanlı ABD emperyalistleri sorumlu.

Allende Eylül 1970’te, Şili Başkanı olarak seçildi. Dr. Salvador Allende 1933 yılında Şili Sosyalist Partisi’nin kurulmasında emeği geçen sosyalist bir öğrenciydi. Şili Kongresinde temsilci olan Allende daha o zamanlar yoksulların savunucusu olarak ün yaptı. Allende Unidad Popular'ın bir adayı olarak, 1970'te en sonunda seçimleri kazanıncaya dek üç defa başkanlığı kaçırdı.

Bu dönem bilindiği gibi dünyanın her tarafında devrimci yükselişin devam ettiği bir dönem olup Şili işçilerinin, öğrencilerinin en etkili eylemler gerçekleştirdiği bir döneme de denk düşer. Yüz binler kendi hakları ve ABD’nin Vietnam’da işlediği cinayetlere karşı tam bir hareket halinde olduğu dönemdi. Dolayısı ile Şili halkı da dünyada yükselen devrimci savaşımın dışında değillerdi.

Sonuçta Şili’de yaşananlar işçilerin kökten değişiklikler istediğini açıkça ortaya koyuyordu. Bu yüzden de Şilili işçiler sömürüye, onları yok etmek isteyen emperyalizme karşı savaş veriyor her türlü esaretten kurtulmak istiyorlardı. Dolayısıyla Şili işçileri ve emekçileri kurtuluşlarının sosyalizmde olduğunu bildikleri için istedikleri bir an önce ülkelerinde sosyalizmin kurulmasıydı.

Dolayısı ile Şilililer 1970’te Allende ile birlikte sosyalizmin ülkelerinde kurulmasını neredeyse soluklarını tutmuşlar coşkuyla bekler durumdaydılar. Savaş, işçiler ve emekçilerle emperyalizmin uşağı konumunda olan Şili burjuvazisi arasında şiddetlenerek devam etti ve ABD’nin uşağı General Pinochet’nin 11 Eylül 1973 tarihinde gerçekleştirdiği faşist darbe ile Allende’yi devirip Pinochet işbaşına geçti.

1970 Eylülünde, bir New York Times editörü, "Allende yönetiminin kesin önlemler alması halinde, hükümetinin bir askeri darbe ile yıkılması gerekeceği" uyarısında bulunmuştu. Times, hatta adliye üyelerini değiştirilmesini yeni hükümetin tehlikesi olarak belirleyerek tehdit etmişti.

1970 Ekiminde, Allende, Kongre aracılığıyla kendi resmi seçimlerinde hazır bulunma işini iptal etmek zorunda kalmıştı, çünkü sıkı yönetim vardı. Şili Silahlı Kuvvetler Genel Kurmay Başkanı General Schneider Cherau, seçimlerden yalnızca bir ay sonra Allende'ye açık ölüm uyarısı olarak suikasta uğramıştı.

Bu uyarılara karşın, sonraki iki yılda Allende hükümeti, kitlelerin istekleri doğrultusunda önlemler gerçekleştirdi. Büyük malikaneler yıkıldı ve topraklar yoksul çiftçilere dağıtıldı. Allende çelik, kömür ve en can alıcı bakır sanayilerini ulusallaştırdı.

Zamanın üç ABD bakır devi, Kennecott, Anaconda ve Cerro Şirketleri, ulusallaştırıldı. Bu şirketler toplam Şili bakır üretiminin yüzde 80’ini kontrolleri altında tutuyorlardı ve yılda 80 milyon doları bulan kârlarını ise ülke dışına çıkarıyorlardı. (Workers Worl, 1971)

Hükümet ücretleri artırdı, fiyatları dondurdu, sütü sübvansiyonla destekledi ve sağlık ve eğitimi daha fazla insan için erişilir hale getirdi. Küba devrim hükümetiyle de iyi ilişkiler kurdu.

Kitleler hareketleniyor ve örgütleniyorlardı. Tekstil işçileri ve otomotiv işçileri işten çıkarmaları önlemek için fabrikalarını ele geçirdiler. Kazançlarını her türlü araçla savunmak için savaşıyorlardı. Topluluklarda insanlar yeni komşulukları oluşturuyorlardı ve genellikle de Yeni Havana ismini veriyorlardı.

Militan mülksüzler hareketi önemli bir rol oynamaya devam ediyordu. Hareketin büyük bir kısmını Şili Devrimci Sol Hareketi (MIR) organize ediyordu.

MIR Allende hükümetini destekliyordu ancak onu ilerideki gizli tehlikelere karşı da uyarıyordu. MIR o zaman Şili'de yetkiyi almak ile iktidarı almak arasındaki gerçek farkı anlayan bir avuç örgütten biriydi. 1972 Mart'ında Şili halkını örgütlememenin, seferber olmamanın, savaşmamanın faşizme kapılarını açmak olduğu şeklinde uyarıda bulundu.

ABD emperyalizmi, yeni Şili için uzlaşamadığı Allende hükümetini devirmek için gece gündüz çalıştı.

Salvador Allende hükümeti, hareketlerini anayasa ve burjuva yasalarıyla sınırlamıştı. Halkın silah talebine karşın, hükümet bunu sağlamakta başarısız oldu. İşçiler nihayetinde ordu tarafından yapılan teröre karşı kendilerini savunamadılar.

Şili'deki ABD yanlısı gerici güçlerin büyüyen güç ve cesaretinin muazzam kanıtlarına karşın, Allende hükümeti sendeledi. Ulusal Kamyon Sahipleri Konfederasyonu tarafından 70 bin kamyonu felce uğratarak ulusal çapta bir 'grev' örgütlediler. Bugün Venezüella'da olduğu gibi bu grev gerçekte ekonomiyi sabotaj etmeyi hedefleyen patronların bir lokavtıydı.

Silahlı kişiler Allende'nin ordu komutanı yardımcısını vurdu. Hala, Allende hükümeti halka devrimci tepki çağrısı yapacağına kapitalist partilerle uzlaşmak için girişimlerde bulunuyordu. 11 Eylül 1973'te, şiddetli askeri bir darbe ile Allende devrildi.

Faşist generaller Allende yandaşlarını ve diğerlerini yakaladıkları yerde infaz ettiler. Bir çoğu işkence gördü, tecavüze uğradı, sakat bırakıldı ve öldürüldü. Günlerce, caddelerden kan aktı. Savaşan sanatçıların, sendikacıların, öğrencilerin, kadınların ve diğerlerinin kahramanca direniş öyküleri ortaya çıktı.

O neslin sevgili devrimci protest şarkıcısı Victor Jara stadyumda öldürüldü. Bugün onun müziği halen yaşıyor ve yeni devrimci kuşaklara esin kaynağı olmaya devam ediyor. Jara'nın ölüm öyküsü onun kahramanlığını, nasıl işkence gören yoldaşların ruhlarını yüksekte tutmaya çalıştığını anlatır. Pravda’nın muhabiri, faşist generallerin şarkı söylemesini engellemek için dilini kestiğinde, onun ellerini çırptığını ve ayaklarını yere vurarak ritim tuttuğunu daha sonra da generallerin öldürmeden önce parmaklarını da kestiklerini yazmıştır.

Aileleri ıstırap içinde, o korkunç günlerde onlara ne olduğunu düşünürken, cesetleri askerler tarafından uçaklara taşınıp okyanusa atılıyordu. Allende elinde silah sonuna kadar direndi. Ölmeden önce, Şili halkına ilham veren şu sözleri söylemişti: "Benim yurdumun işçileri, ben Şili'ye ve Şili'nin geleceğine inanıyorum. Yaşasın Şili, Yaşasın Şili halkı, Yaşasın işçiler!"

İşte bu yüzden bizler asla Şili’de ABD’nin uşağı Şili burjuvazisi tarafından organize edilip Pinochet aracılığı ile yapılan faşist darbeyi unutmayacağız. Dünya işçilerinin ve emekçilerinin yaşadıklarından büyük dersler çıkaracağız kendi ülkemizde yaşadıklarımızla birleştirip halk düşmanlarının üstüne bir daha bir daha yüklenerek sonuçta kesinlikle kazanan biz olacağız.

(Yarın ülkemizde gerçekleştirilen 12 Eylül 1980 Faşist darbesini anlatacağız.)

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA