turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HİÇLERE HADDİNİ HADDİNİ BİLDİRMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EYLÜL 2019

Bu ülke böyle böyle Nereye götürülmek isteniyor hiç kafa yoruyor musunuz? Haber Türk’ün bir programına çıkmış olan Bülent Turan’a soruluyor. Partinizden istifalar var, milletvekillerinizden de istifa edenler olur mu diye. Muhterem yanıtı yapıştırıyor. “Olmaz” diye. Gerekçesini de hemen arkasından söylüyor. “Bakın” diyor, “ben çok çalışıyorum ve çabalıyorum. Eğer Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmasa ben bir hiçim!” Bu yüzden de milletvekillerinden kimsenin partiden istifa edemeyeceğini çünkü ettiklerinde bir hiç olacaklarını bilirlere getiriyor sözü. Demek ki neymiş? Eğer Recep Tayyip Erdoğan olmazsa Bülent Turan dahil Bütün milletvekilleri bir hiçmiş.

Biat kültürünün insanoğlunu ne kadar da hiçleştirebileceğini görüyor ve kendi kendinize; çağımızda hâlâ böyle kafalar nasıl olur diye hayıflanıyorsunuz ama bunda hayıflanacak bir şey yok. Yok, çünkü olur hem de dikalası olur. Hem olmasa AKP’nin onca milletvekilinin içinden bir kişi çıkıpta Bülent Turan’a demez mi; Sen ne diyorsun arkadaş otur oturduğun yerde, konuşacaksan da kendi adına konuş, biz hiç miç değiliz…

Gördüğünüz gibi demiyorlar. Demek ki hiç olmak onlar için bir erdem, bir şan, bir şeref ki hoşlarına bile gidiyordur inanın ki. Öyle ya günümüzde özgürce düşünüp özgürce davranmak para mı ediyor ki? Ne güzel hep birlikte bir yerlere bağlı olmanın ödülünü alıp oturuyorlar. Alıp otursalar yine neyse de bu ülkenin milyonlarca insanı açık, yoksulluk ve sefaletle boğuşurken hiçliğin karşılığı olan 25 bin liraya yakın parayı ceplerine koyup sizin bizim sırtımızdan sülükler gibi şişiyorlar işte.

İş buraya gelmişken sizlere bu hiçlerin haddini bildirmek gerekir diyeceğim de demiyorum. Niye derseniz sizlerden kaçıncı kez AKP’ye oy verdiğim ellerim kırılsın dediğinizi az duymadık. Duyduk da yine de kalkıp sandığa gittiğinizde bir kez daha AKP’ye oylarınızı verdiniz. Sonra sizlerle yüz yüze gelip sorduğumuz da pişkin pişkin yüzümüze bakıp “vermeseydik de ne yapsaydık, oy verecek başka kim var ki” dediğiniz için içimiz bulandı. Niye mi? Bülent Turan gibi hiçleri siz seçip siz meclise gönderdiniz de onun için.

Eee kardeşim sizin oy verdiğiniz kimselerin kırdıkları yumurta bir değil beş değil kırkı geçmiş, sizler hâlâ bataklıkta kulaç atmaya devam ediyorsunuz. Şimdi şu Ortadoğu’da bunca belaları başımıza açan adam kimdir? Tartışmaya gerek yok, böbürlene böbürlene; “Ben BOP Eşbaşkanı’yım” diyen adamdır. Şimdi aynı kişi yani AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan çıkmış ne diyor? “Ben ilgili yerlere güvenli bölge oluşturalım dedim. Hem o bölgeye 250 metre kare bina 250 metre kare de bahçe yapalım ve Suriyelileri buralara yerleştirelim. Eğer onlar bu konuda adım atmazlarsa biz 2 haftaya kadar bir şeyler yapacağız.”

Şimdi buyurun cenaze namazına. Türkiye’de TOKİ’nin yaptığı plansız, programsız inşaat yüzünde dünyanın parası toprağa gömülmedi mi? Gömüldüğü halde ülkemizde yurttaşların konut sorunu çözüldü mü? Çözülmedi. Be adamlar sizler şu inşaat fikrinden niye ülkeyi bunca zarara soktuğunuz halde vazgeçmiyorsunuz? Sizin başka bildiğiniz iş yok mu? Bu rantçılık size niye bu kadar tatlı geldi ki iki sözünüzden birisi inşaat oluyor? Hem 450 kilometre tutan PYD/YPG’nin bulunduğu sınıra villalar yapıp Suriyelileri oturttuğunuzda güvenli bölge mi oluşturuş ve Suriyeli göçmenlerin sorunun çözmüş olursunuz? Hiç mi sizde bir durum değerlendirmesi yapabilecek yeti yok? Bu konu üzerine sayfalar dolusu yazı yazılır ama gerek yok. Çünkü aslına bakarsanız Bütün gerçeği Bütün çıplaklığı ile Bülent Turan anlatmış.

Gelelim AKP ve Saray iktidarının Kürt sorunu ile ilgili olarak bulduğu yeni çözüme. Kim ne derse desin umurumda bile değil. Ismarlama anne ve babalar iktidar tarafından ta İranlardan bile bulup buluşturulmuş HDP Diyarbakır İl binasının önüne oturtulmuş. İktidar orda, iktidarın yalakaları orda. Eğer işin içinde çocuklarını acısı falan olmasın eylem neredeyse davul zurna halay havasına dönüşecek. Kimse bunlara burada ne işiniz var diyemiyor, diyemiyor çünkü eylem bizzat iktidar tarafından kurgulanmış. Eee peki, dün bir akademisyen AKP’nin Ankara İl binası önünden oturma eylemi yapacaktı ne oldu? Eylemci yaka paça alındı AKP İl binasının yakınına bile yaklaştırılmadı. Askeri okul öğrencisi olan ve Fetö davasından içerde olan gençlerin anneleri İstanbul AKP binasının önünden eylem yapmak istediklerin de ne oldu peki? İl binasının önüne bile anneler yaklaştırılmadılar. Polis adeta şahin kesilmiş AKP binalarına kimseyi yaklaştırmıyor bile. Ya İstanbul’da İBB’den işten atıldıklarını iddia edip CHP İl binasının önünden oturma eylemine geçenlere ne yapılıyor? Hiçbir şey, aksine benzer eylemleri AKP ve saray iktidarı köpürtme peşinde. Bazıları da bu eylemlere bakıp işçi eylemi zehabına kapılıp destekler gibi bir vaziyet almıyor mu işte insanın tepesi atıyor. Çoklarının söylemekte zorlandıklarını biz doğrudan söyleyelim de olsun bitsin. Bunlar işçi mişçi değil, siz bakmayın bazılarının biz ekmeğimizin peşindeyiz deyip durmalarına. Eğer bu ülkede gerçekten işçilerin kanı bir sülüğün kan emdiği gibi emiliyorsa bilinsin ki bu gibi değerlerini yitirmiş, dibe vurmuş insanların yüzündendir. CHP’ye karşı yürütülen bu tür eylemlerin bile tanısını CHP hâlâ doğru koymuş değil, kıvırtıp duruyor, şöyleymiş de böyleymiş de diye…

Sonuç; AKP ve saray iktidarı bu yeni bulduğu yöntem nedeniyle ya kazanacak (çünkü bunların planı kazanma üzerime kurulu) ya da kaybedecek.

Kaybetme yüzdesi çok fazla.

Eğer bizler yeni bir Gezi dalgasının kopmak üzere olduğunu görür, bilir ve doğru değerlendirirsek AKP ve saray iktidarı da böylece kendi kazdığı kuyuya kendisi düşmüş olacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA