turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖRGÜTLÜ OLMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 EYLÜL 2019

Örgütlü olmakla örgütsüz olmak arasında farkı en iyi anlatacak şey; örgütsüz olmak başı kesik tavuk haline gelip ne yaptığını bilmeden oraya buraya tozuttuktan sonra devrilip ölmektir. Örgütlü olmaksa neyle karşılaşıyorsan, ne tür tehlikeler seni bekliyorsa ona karşı ortak akıl ve birleştirilmiş bir güçle yanıt vermektir. Bu yüzden de örgütsüzlerin çıkarsamaları ve çözüm önerileri olamaz. Onlar olmadık şeylerle karşılaşırlar; akıl nizan hiçbir şey olmadığı için başı kesik tavuk tepkisi gösterip arkasından da pat diye yıkılıp cartı çekerler. Öncesi ve sonrası olmayan bir karanlığın derin dehlizlerinde yitip giderler. Sonra aynı şey yinelene yinele sürer ki başı kesik tavukların çokluğunda yöneticilerin işleri kolaylaşsın.

Bir düşünün AKP, PKK’ya katılımlarla ilgili bula bula böylesi yalanları buluyor, kim oldukları belirsiz bir kandırıcı grubu tarafından çocuklar kaçırılıyor ve kaçırılan çocuklar da PKK militanı olup çıkıyorlar diyorlar. Bu yüzden de iktidar topluma başı kesik tavuk muamelesi yaptığı için gidiyor, oradan buradan topladığı anne ve babaları HDP binasının önünde oturtup onlara gösteri yaptırarak kaba bir planla yeniden daha güçlü olarak iktidarını sağlamlaştırmak istiyor.

Özellikle 1980’li yıllardan itibaren PKK’ya katılmaların hızlandığını görüyoruz. Katılanlara baktığınız zaman öyle kandırılacak kimseler değiller. Hepsi de özgür iradeleri ile seçimlerini yapmışlar ve örgüt elemanı olmuşlar. Bizimkiler ise hep aynı dümbeleği çalıyorlar. “Kandırılanlar dağa çıkıyor” diyorlar. Öyle ya kandırılmasalar kim dağın yolunu tutar ki değil mi?

Konu buraya gelmişken aklıma bir şeytanlık geldi. Hani her olayda Recep Tayyip Erdoğan’dan bilmem kime kadar “Kandırıldık, Allah bizi affetsin” diyorlar ya işte bu kafada olanlar herkesin kandırılabileceği üzerine kuruyorlar planlarını ve toplumun kafasını da böyle ütülüyorlar.

Oysa bu sözlerin sahipleri de kandırılmadıklarını, bugün tu kaka ettikleri düşünceleri kendilerinin de dibine kadar savunucusu olduklarını bilmiyor değiller ama ne yapsınlar ki madem toplum bu sözleri yiyor onlar da paçayı kurtarmak için sarılıyorlar bu söze. Arkasından da bu tür köylü kurnazlığı yol ve yöntemler her şey için kullanılır hale getiriliyor. Tıpkı bugün HDP İl binası önüne oturtulan anne ve babalara söylendiği gibi sizin çocuklarınız kandırıldı. Ver gazı onlarda ne yapsınlar kandırıldılarrrrr diye verip veriştiriyorlar. İktidar yanlısı kim varsa annelerin ziyaretinde gözükmek için yarışa girişiyor. Memleketin İçişleri Bakanı bile orada ve annelere diyor ki “Devam yanınızdayız.” Yani bu iktidar tarafından resmen oraya götürülen anne ve babalar kandırılıyor. Bir süre sonra da başı kesilmiş tavuk gibi bir kenara atılacaklar sonra oyunun bir yenisi sahneye konulacak.

Şimdi gelelim örgütlü olsaydık bu işler nasıl olurdu sorusuna.

Eğer örgütlü olsaydık Hiçbir şeyi unutmazdık. Neyi niye yaşıyoruz bilirdik. Bilmekle kalmazdık aynı zamanda da içine itildiğimiz cehennem kuyusundan çıkmak için mücadele ederdik. Bir araya geldiğimiz on binlerce düşündaşımızla büyük bir güce ulaşır bize oyun oynamak isteyenlerin oyunlarını bozardık. Halkın canına okuyan, bir kene gibi sırtından inmeyenlere dünyalarını gösterir, hesaplarını kitaplarını altüst eder bir kenara iter geçer ve bütün insanlığın tek kurtuluş seçeneği olan sosyalist sisteme ulaşırdık.

İşte bu nedenle kimse bizi terördü, şuydu, buydu, Amerika ile kucak kucağa oturup da kalleş Amerika kalleş Amerika diye eğleyip duramazdı. Kimse bizi kuru ekmeğe muhtaç hale getirip de sonra da alay eder gibi “herkes iş bulmak zorunda değil” diyemezdi. Kimse bizlerin acıları üzerinden prim yapmaya da kalkamazdı.

Size çağrımızdır.

Adama bakın bir, bir gün bir kitap okuyor dünyası değişiyor. Siz de bir karar verin partimiz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin kapısından içeri girin, önünüz aydınlansın.

Bugün güçlü gördüğünüz kimseler ne kadar da güçsüzlermiş o zaman görürsünüz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA