turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEPREM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 EYLÜL 2019

Ülkemiz pek çok kez deprem yaşamış olmasına karşın, yetkililer bir türlü çıkıp da kalıcı ve etkili tedbirler almadılar, alamadılar.

17 Ağustos 1999 depremi bu konuda daha önceki depremlerden çok daha uyarıcı oldu ve birtakım tedbirlere girişildiyse de bir süre sonra Bütün tedbirler tavsatılıp yine eski han eski hamam ortamına hem de kolayca dönüverdik.

Bilim insanları açıklamalar yaptılar; “deprem öldürmez, çürük yapılar öldürür” diye. Sonra da o dönemin iktidarları, madem öyle deyip kolları sıvadılar ilk işleri de telefonlardan deprem vergisi almak oldu. Sonrasında ise yaşamımıza DASK girdi. Buralardan gelen milyarların şu an hesabını verebilmek olası mıdır bilemiyorum ama küçük bir inceleme yapılsa bu alanda bile yapılan vurgun ve soygunların kesinlikle içinden çıkılamaz.

17 Ağustos depremi sonrası İstanbul ve bazı kentlerimizde depremden sonra toplanma yerleri belirlendi. Belirlenen bu yerlere de depremde acil gerekli olacak ve malzeme konulacak yerler yapıldı. Yıllar geçtikçe de yetkililer baktılar gördüler ki deprem falan olmuyor, olsa da küçük sarsıntılar olarak geçiyor, bilim insanlarının onca uyarılarına kulak asılmadı ve ayrılan bu toplanma yerlerinin yerlerinde yeller esti. Toplanma yerleri ya yapılaştı ya da yerlerine AVM’ler dikildi. Tabi Bütün bunları olurken ilk ayak bu toplanma yerlerinde malzeme konulan yerlerin kapıları kırılıp malzemeler birer ikişer uçup gitti. Sonra da o yerlerin toplanma yeri olduğu herkesin belleğinden silindi. Bu yüzden de dünkü deprem sonrası kimse toplanma yerinin neresi olduğunu bilmiyor. Halkın toplanma yeri diye gittiği yerler ise sadece boş alan. Bu boş alanda insanlar evlerinden yataklarını, yorganlarını getirmiş öylece boş Alana serilmişler. Diyelim ki yağmur olsaydı, kış kıyamet olsaydı insanlarımızın gittikleri bu yerde çilesi yüze, beş yüze katlanacaktı.

Deprem olduğunda ya da benzer bir afet kitleleri bilgilendirmek için kim açıklama yapar, kim yetkilendirilmiştir bilmiyoruz ama anladık ki bu konuda da yetkili kişi meğer Recep Tayyip Erdoğan’mış. Bizim dikkatimizi çeken açıklamalarda bulundu. Bulunurken de sosyal medyada yazılanları bile hadlerini bildirerek yanıtladı. Erdoğan’ın açıklamasına baktığımız zaman İstanbul’da meğer binlerce değil on binlerce toplanma yeri varmış. Oysa İstanbul halkının niyeyse bu on binlerce toplanma alanından haberi bile yok. Öyle ya, bu durumda binalardan biraz uzak her yer toplanma alanı sayılıyor olmalı ki Recep Tayyip Erdoğan’ın bildiği yerleri biz bilmiyoruz. Daha da önemlisi bizimle Recep Tayyip Erdoğan arasında toplanma yeri ile ilgili hiç benzeşmeyen görüşlerimiz olduğu için biz verilen rakamların asla ama asla doğru olmadığını düşünüyoruz. Dedim ya toplanma yeri demek insanların can havliyle canlarını kurtarıp boş bir Alana koştukları yer değildir. Toplanma yeri acil gereksinmelerin aynı zamanda da kolayca karşılanabileceği yer demektir ki böylesine örgütlü tek bir tane toplanma alanı ne yazık ki yoktur.

Oysa Erdoğan hem sayı belirten açıklamalar yapıyor hem de sosyal medyada bilmem biri şöyle demiş de diyerek had bildiren sözler söylüyor. Neymiş efendim birisi köprülerin çökeceğinden söz edip sakın geçmeyin demiş de o da böyle açıklamaları hadsizlik olarak görüyor ve veryansın ediyor. Unutmayalım ülkemin güzel insanları; bir tarihte Avrasya koşusu vardı da insanlar köprü üzerinde çok büyük tehlike geçirmemiş miydi? Üstelik ortada ne deprem vardı ne de başka bir şey. Bilim insanlarımız köprülerde yatay halatların tehlikeli olacağını rapor bile etmişlerken uyulmayıp sonradan halatlar yabancı bir kuruluşun uyarısı ile dikey hale getirilmedi mi? Yani sözün özü kimbilir bizim bilmediğimiz daha ne baştan savma işlerimiz vardır Sayın Erdoğan. Siz kalkıp bazılarını suçluyorsunuz ya bırakın lütfen böyle suçlamaları da gerçeklere dönün gerçeklere.

Evet, şimdi gelelim can alıcı noktalara. Depreme dayanıklı yapılar yapılmayacak mıydı yapılacaktı. Bu anlayışa ne kadar uyuldu acaba?

Çarık çürük binaların depreme dayanıklı hale getirilmesi de ne demek?

Herkes bilir ki makyajlama yapmak dayanıklılığı arttırmaz, aksine görüneni görünmez hale getirerek tehlikeleri daha da büyütür. Bu yüzden de iddia ediyoruz dayanıklı hale getirme olayı koca bir kandırmacadan ve birilerine para kazandırmaktan öte bir şey değildir. Yeni yapılan binaların da depreme dayanıklılığına çok da güvenilemez. Çünkü bizdeki anlayış bu olduktan sonra kimse eski düşüncesini değiştirecek değildir. Ya peki, başta okullar olmak üzere devletin binalarına ne buyurulur?

Okullar, hastaneler en çürük yapılardır niyeyse. Bu dünde böyleydi bugün de böyledir. Bu yüzden de depreme karşı alınan ve alındığı söylenen bütün tedbirlerin içi boştur. Dolayısı ile bu konuda en güvenilmez açıklamalar her niyeyse öncelikle iktidar çevrelerinden gelmektedir. Oysa bu konuda birinci derecede sorumlu olanlar iktidarlardır.

Soracağımızı soralım yazımızı bitirelim. Deprem tehlikesinde zayiatı en aza indirmek için telefonlardan alınan deprem vergisi paraları şimdi nerededir ve ne için harcanmıştır? Ya binalardan alınan deprem vergisi DASK paralarına ne oldu?

Tamam biliyoruz kaç gidişli kaç gelişli yollar yaptırdınız, tüneller, köprüler yapıp oralara harcadınız da bu söylenen şeyler her zaman yapılır evet ama İstanbul ya da başka bir kentimizde yaşanan büyük bir deprem sonrası yitirdiklerimizi geri asla getiremezsiniz asla.

Sizler tıpkı işçilerin işsizlik paralarını bir yerlere kullandığınız gibi deprem paralarını da kullandınız.

İşte bu yüzden hepiniz tedirginsiniz, hepiniz sosyal medyada yazılanlara bile yanıt verme telaşı içindesiniz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA