turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KUTSAMAK İNSANIN GÖZÜNÜ KÖR EDER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 EKİM 2019

Gelmiş geçmiş dinleri bir yana bırakalım ve en son kitaplı dört dine ve kitapları için söylenenlere bakalım.

Nasıl söyleniyor? Dört kutsal kitap.

Peki, nedir bunlar?

Davut Peygamberin kitabı, Zebur.
Musa Peygamberin kitabı, Tevrat.
İsa Peygamberin kitabı, İncil.
Muhammet Mustafa’nın kitabı, Kur’an.

Bu kitapların dördü de hak dördü de kutsal, bu dört dinde hak dini.

Kutsal sayıldığı için kimse ne bu kitaplarda yazılanlar için bir şey söyleyebilir ne de bu dinlere yönelik bir eleştiri getirilir.

Olanı ve söyleneni olduğu gibi kabul eder. Sonra da insanoğlu kendisini kul olarak betimleyerek her şeyi karşı çıkmaksızın yerine getirir. Bu konuda söylenenler bu şekilde insanoğluna kabul ettirilmeye çalışılınca insan ister istemez bu işin içinde bir iş olduğunu anlıyor ve insanoğluna söylenenlerin de peşini bırakmıyor. İşte bu yüzdendir ki insanlık tarihinde pek çok kişi kutsal sayılan dinlere eleştiri getirenleri dinlerin egemen kayıt kuyut koyucuları ağır cezalara çarptırdılar. Binlerce kişi dinlerin ağır cezalarıyla karşı karşıya gelerek canlarından oldular.

Kutsallık sözü salt dinlerle sınırlı da kalmadı üstelik. Egemen olan ne varsa hepsi ama hepsi kutsal sayılarak dolayısı ile dokunulmazlık kazandılar. Krallar dokunulmazdı, kralların kurdukları krallıklar da dokunulmazdı dolayısı ile. Kim köleci egemenliğe karşı çıktıysa kutsallığa karşı çıktığı ve alışılagelmişin karşısına geçtiği ve kurulu düzeni bozduğu için kellelerini yitirdiler, ipe çekilip canlarından oldular.

Kimse zamanı durduramazdı. Her şey değişip aktı. Dün bugüne, bugün yarına ulaştı. Her değişim insanoğlunu da değiştirdi. Kralların egemenlikleri sarsıldı. Milyonları köleleştirmiş olan düzen yerini daha yenisine bıraktı. Kapitalizm böyle doğdu. Kapitalist üretim ilişkisi içinde tarih sahnesine ulus devletler böyle çıktı. Dünkü egemenlikler kutsaldı, bugünkü de kutsal olmak zorundaydı fakat ipler biraz daha gevşetilerek insanlara yeni yeni hak ve özgürlükler verildi. Öz değişmese de kutsallık betimlemesi daim kılınsa da insanoğlu daha çok şeye kafa yorar oldu. Örneğin insanlar arasında var olan farklılık düşündürücü bulundu. Düşünenler bu farklılığın temeline inip gerçekleri söylemeye başladıklarında ise artık mal mülk sahibi olmak da kutsal olduğu için hele dur bakalım diye ortalığa dökülenlerin gücü dünden bugüne egemenlerin yedekledikleri ne varsa onlarla ve onların kutsallığı ile önleri kesilmeye çalışıldı.

Siz insanlar sömürülüyor mu dediniz, vay bizim kutsallıklarımıza saldırılıyor denilerek bu yönde düşün bildirenlere ve değişiklik isteyenlere günleri gösterilmeye çalışıldı. Dün kutsanan köle imparatorlukları ve bu imparatorlukların kralları sonra feodal sistemi sürdürmek isteyen derebeyleri, din adamları kutsallıklar kazanıp dokunulmazlık elde ederek değirmenin bütün suyunu kendilerinden yana çevirdiler. Ticaretle uğraşıp zenginleşen kentsoylular sahneye çıkıp yanlarına da köylüleri ve emekçileri alarak sistemi yıkıp yerine de ulus devletler kurunca kutsallıktan vazgeçilmiş olmadı. Geçmişten kalan kutsallıklar aynen korunurken bazı kutsallıkların yerine de yeni düzenin egemenleri kendi kutsallıklarını koydular.

Dinler kutsaldı, dokunulamazdı.
Burjuvazi kutsaldı, dokunulamazdı.

Bütün bu kutsallıkların koruyucusu ve kollayıcısı devlet aygıtı da kutsaldı dokunulamazdı.

Yeni düzene uygun milliyetçilik de öyleydi dokunulamazdı.

Sonuçta kuru ekmeğe muhtaç hale getirilip o ekmeği de elinden alınan işçiler hak isteğinde mi bulundular, hemen hadleri bir şekilde bildirilir, karşısına da bir avuç sermaye kesimi çıkarılmaz, devletin kurumlaşmış olma halini koruma ve kollama gücü olarak kurulmuş olan asker ve polis teşkilatı gereken görevi üstlenir ve hak isteyenin hakkına düşen baskı ve zulüm payidar edilerek yığınlar susturulur olup biterdi.

Bugün bölgemizde ve dünyada yaşananlara baktığımız zaman gördüklerimiz gerçekten de dudak uçuklatıcı şeylerdir.

Basit birkaç örnekle yazımızı tamamlayalım.

Suriye harekatı öncesi Trump ne dedi?

Çizdiğim sınırların ötesine geçerseniz, ekonominizi mahvederim.

Herkes ayağa kalktı. Vay sen nasıl olur da koskoca Türkiye Cumhuriyeti için böyle söz edebilirsin diyenden ortalık toz duman oldu. Yer yer emperyalizm karşıtlığı üzerinden Trump’a laf yetiştirenlerin de sayısı hiç de az değildi. Oysa Trump gibilerini bu denli küstahça konuşmaya iten ve onlara yol veren bizim sermaye düzenini savunan yöneticilerimiz değil miydi?

Bu yöneticilerin dünya görüşü emperyalist/kapitalist sistemle canciğer kuzu sarması olmasını getirmiyor muydu?

Şimdi kalkılıp da bazıları niye kapitalizme karşı çıkmaksızın Trump üzerinden ayran kabartmaya soyunuyorlardı ki sanki?

Eğer dünya ve de bizim ülkemiz büyük acılarla karşı karşıya ise bunun nedeni kapitalizmden kaynaklanan emperyalizm değil miydi?

Doğal olarak emperyalizme karşı mı çıkacaksınız, doğaldır ki olmazsa olmazı seçeceksiniz. Yani kapitalizme cepheden karşı çıkacaksınız. Ancak o zaman söylenenlerin bir anlamı olur.

Bir de var ya kutsamak insanın gözünü kör ediyor ya bu konuda da artık taşların yerine oturmasının zamanı gelmiştir de geçiyor bile.

Kimse bize kutsallıklar üzerinden name okumasın.

Çünkü bütün bu şifa denemeleri ancak insanoğlunun gözünü kör etmekten öteye bir işe yaramıyor.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA