turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN RESİMLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 EKİM 2019

Gerçekte ‘Barış Pınarı’ Harekâtı niye yapıldı?

AKP ve saray iktidarına sorarsanız bu harekât ülkenin güvenliği için yapılmıştır. Bu sözleri ileri sürenler dönüp iktidara geldikleri günden bu yana izledikleri politikalara bir bakmaları gerekmez mi? Gerekir elbette ama dün dündür, bugün de bugün tekerlemesine uygun bir şekilde davranılarak ne yaşanmış ne olup bitmişse unutturulmaya çalışılmaktadır.

Bilindiği gibi ABD Irak’ı işgal etmeye kalkıştığı günlerde işgal Türkiye üzerinden yapılacaktı. Mecliste tezkere bile beklenmeksizin AKP iktidarı tarafından Amerikalılar Türkiye’ye gelmeye ve güney sınırımız boyunca konuşlanmaya başladılar. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı ve tezkere CHP ve bir kısım AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. İşgalin yönü ve haritası da böylelikle değişti. Tabi doğal olarak ABD’nin işleri zorlaştığı için ABD bu durumu bir yana not etti.

Olup bitenleri doğru dürüst göremeyen Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığındaki AKP hükümeti ise sanki suçlarını hafifletmek istercesine Irak’ın işgali sırasında ABD ve koalisyon güçlerinin işlerini kolaylaştırmak için elinden geleni yaptı ve ABD’ye limanlar, havaalanları, ülkemizin hava sahası sonuna kadar açıldığı gibi savaş için her türlü lojistik destek de ülkemiz üzerinden gerçekleştirildi. Irak işgal edildi. Koalisyon güçleri Irak’a yerleşti. Sonrası malum; Irak tam anlamıyla ABD’nin önceden kurup yönettiği terör örgütlerinin serpilip gelişmesi için bir alana dönüştü. Dolayısı ile Türkiye için gelecekte baş belası olacak bütün tehlikelere ortam hazırlanmış oldu.

Sonra ABD’nin planı çerçevesinde Libya’dan Pakistan’a kadar geniş bir alan emperyalist/kapitalist dünyanın planları doğrultusunda uygulamalı laboratuarlara dönüştürülüp bu aşamalarda Recep Tayyip Erdoğan’a da BOP Eş Başkanlığı verilerek bölgede işler karmakarışık hale getirildi.

İsrail için en ciddi güç olarak görülen Suriye’nin parçalanması için de ABD beslemesi İslami terör örgütleri Suriye’ye sokularak Beşar Esad’ı devirmek Suriye’yi ise parçalanmak için görülmedik planlar ve oyunlar devreye sokuldu. Bu aşamada AKP Hükümeti dibine kadar işin içindeydi ve olmadık yöntemlere başvurarak Suriye ve Suriye yönetimini düşman ilan etmişti.

İşte bu karmaşa bölgede terör örgütlerini güçlendirdi. Ne var ki terör örgütlerinin varlığı aynı zamanda da AKP iktidarının işine geldiği ve her zor durumda kullanılması düşünüldüğü için gerçekler bir yana itilip ABD emperyalistleri ve ABD’nin kuklası konumundaki terör yapıları ile oynaşmalara girişildi.

İktidarın her bir insanının kendine göre hayalleri vardı. Kimisi ‘Yeni Osmanlı’ hayali görürken kimisi de Şam’da Cuma namazı kılma sevdasındaydı. Bütün bunlar yaşanırken ne dünyadaki dengeler gözetildi ne de ABD emperyalistleri ile birlikte davranmanın nelere mal olacağı hesaplandı. Bir kez bile adları İslam olan İslami terör örgütleri İsrail’e yönelik tek bir eylemde bile bulunmamışlardı ama Suriye’de kafa koparıp çoluk çocuk demeden önlerine geleni katledenlere sempati ile bakıp silahlar vererek iş yapmanın gelecekte de bir bedeli olacaktı ve oldu da. Gerçi 7 Haziran 2015 seçimlerini yitiren AKP seçimleri yineleme yoluna gitmiş terör örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemler sonrasında yaratılan korku yüzünden 1 Kasım tarihinde yinelenen seçimleri AKP yüzde 49’ları geçen bir oyla kazanmıştı ama işte o kadar. Seçimleri kazanmak sorunları çözmezdi. Sıkıntılar üst üste geldi. Fetöcü darbeydi, ekonomik yıkımdı, hileli anayasa değişikliği oylamasının kazanılması, vb. derken her şey daha da kötüye gitti. Ekonomik yıkımın önüne geçilemediği gibi gelişen ortamda terör örgütleri de etkisizleştirilemedi.

Son geldiğimiz noktada ise AKP yerel seçimlerde umduğunu bulamamış partisinden de yaprak dökümü başlamıştı. Partiden ayrılanların sayısı bir milyonu buluyordu. Böyle giderse parti daha da küçülecek, sarayın arkasındaki destek de giderek azalacaktı. Bir şeyler yapılması gerekiyordu o da yapıldı. Suriye’ye terör bahanesi ile girilecek ve halkın azalan desteği yeniden kazanılacaktı. Nitekim harekât başlar başlamaz Recep Tayyip Erdoğan Millet İttifakının parçalanmasının önemine değinirken herkesi AKP’ye çağırarak AKP’nin saflarında görev almaya çağırıyordu.

Sonuçta harekât başladı. Değişen koşullarda işler bir kez daha karıştı. Menbiç bilindiği gibi Rusya’nın da desteği ve çabaları ile Esad güçlerinin eline geçti. Kobene’de durum oldukça karışık. Yani özet olarak AKP ve saray iktidarı pazılın parçalarını bir kez daha yerli yerine oturtamamış ve bu harekâttan da umduğunu bulamadan durdurulmuş sayılırdı.

Ama bizler bir şeyi öğrendik. Bütün bu yapılanlar gerçekte sadece ve sadece güç yitiren AKP ve sarayın yeniden güç kazanmasına yönelikti o da olmadı, yani evdeki Pazar çarşıya uymadı. Öngörüsüzlük bir kez daha başımıza iş açtı.

Ne yapılabilir?

Aracısız, şunsuz bunsuz Suriye ile masaya oturulmalı ve Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde bir anlaşmaya varılmasının yolu bulunarak ABD’nin de bölgede işi kalmadığı kesinlikle gösterilmelidir.

Yoksa AKP ve sarayın selameti için ülkemizin zerre kadar özveride bulunması söz konusu bile edilmemelidir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA