turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SİZ NE DİYORSUNUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EKİM 2019

Gerçek işsiz sayısı 7 milyonu aşmış, devletin yurtları tıka basa dolu. Yurtların koridorlarına bile yatak atılmış, abartma olmasın spor salonları bile yatakhane olarak kullanılmakta.

Bütün bunların yanında dinci, gerici vakıf ve cemaat yurtlarına ise akıl almaz rakamlara varan paralar aktarılmış. Bir zamanlar Fetönün yurtları olarak bilinen yurtlar ise devletin eline geçmesi gerekirken tam tersine iktidarın yandaşlarına verilip işletilmesi sağlanmış. Sizin anlayacağınız değişen bir şey yok. Dün pıtrak gibi ortalığı saran Fetönün yurtları vardı bugün ise iktidarı destekleyen cemaat, tarikat ve vakıfların yurtları var.

Eğitim bozuldukça bozulmuş. Dağ taş imam hatip okulları haline getirilmiş. Bir bakıma imamlaştırılmak istenen bir ülke ile karşı karşıyayız. Öyle ya imamlaşma yerine bilimsel eğitimin yapıldığı bir ülkede bugün iktidar koltuğunda oturanlar hiç oturabilirler miydi? Hasbel kader iktidarı ellerine geçirmiş olsalar bu kadar uzun süre iktidarda kalmaları olası mıydı?

Bunları yazarken salt bu iktidara olan karşıtlığım üzerinden düşünüyor değilim. Gerçekler AKP ve saray iktidarının 17 yıllık iktidarı döneminde bizleri öyle çok şeylerle karşı karşıya getirdi ki bu gerçekler ışığında düşünüyor ve karşıtlığımı temellendiriyorum.

Çok değil bir hafta önce yeri göğü inleten şaşa ile Suriye’nin kuzeyine PYD/YPG üzerine operasyon yapılacağı ilan edildi. Toplar, tanklar, özel kuvvetler, komandolar bu bölgeye sevk edildi. Bugün girdiydik, yarın girdiydik derken operasyon başlatıldı. Bu operasyonla ilgili yazılar yazıp düşüncelerimizi belirtecektik ki bir de ne görelim o yasak, bu yasak, bu operasyona savaş bile demek yasak sayılıp diyenlere karşı gözaltılar ve tutuklamalar yapıldı.

Sonuçta kamuoyu tek taraflı bilgilendirmeyle coşkuya getirilip parsa toplanmaya çalışıldı. Ne var ki biz ne dersek diyelim gerçekleri saklamanın olanağı olmadığından, gerçeklerin bir gün su yüzüne çıkmak gibi bir huyu olduğu için geldiğimiz noktada her şey gün ışığına çıkıverdi.

Biz en başta ne söylüyorduk?

Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde Suriye yönetimi ile masaya oturulsun sorunlar böyle çözülsün.

Peki, yapılan neydi?

Suriye rejimini ve Beşar Esad’ı yok saymak. Oysa gerçekler hiç de öyle değildi. Hem Suriye bir gerçeklikti hem de onca terör örgütüne, ABD emperyalizmine ve ortaklarına karşı direnen Esad bir gerçeklikti. Bu yüzden de eğer sorunun çözümü düşünülüyorsa bu yoldan yürünmesi gerekirdi. AKP ve saray iktidarı bir türlü bu gerçeği kabullenemedi. Suriye ile masaya oturup çözüm aranması gereksiz zaman kaybı sayıldı. Zaten son operasyon da bu anlayış ve inat üzerinden yürürlüğe kondu.

Ne yapıldı, nerelere girildi, 30-32 kilometre derinliğinde bir güvenlik hattı oluşturuldu mu oluşturulmadı mı bunlar üzerinde durmayı gereksiz sayıyorum.

En son gelinen noktada önemli gelişmeler oldu. Membiç’ten ABD ve PYD/YPG güçleri çekildi. Suriye güçleri ve Rus askerleri buraya girdiler. Bu olaya bağlı olarak Recep Tayyip Erdoğan ise “Membiç zaten Suriye toprağıdır, bizim oraya girmek diye bir derdimiz yoktur” dedi.

Devamını konuşursak bugün Suriye’nin kontrolünde olmayan topraklar kimindi acaba?

O topraklar geri sahibine verilmek isteniyor muydu yoksa olan oldu biz buraların üstüne yatıyoruz mu denilecekti?

Erdoğan’ın sözünün gelişine bakılırsa Suriye’ye ait topraklar Suriye’ye verilecekti.

Doğrusu da budur zaten. Ancak sonuçta Suriye ile ilgili son nokta böyle konulacaksa bunca yapılıp edilenler ve acı olaylar niçin bölge halkına yaşatılmıştı bunun bir yanıtı yok muydu? Emperyalist güçlerin peşine düşüp onca alaverelerin içinde bizim ülkemizin de bataklığa çekilmesinin bir hesabı kitabı yok muydu? Kim ne yaptıysa yanına kâr mı kalacaktı?

Şu an ortalık toz duman. Hem ülke ekonomisi hem ülkede her bakımdan yaşananlar, açlık, sefalet ve yoksulluklar bu boyutlardayken ve de bir iktidar düşünün ki sürekli olarak düşman hedefler göstererek iktidarda ne pahasına olursa olsun kalabilir miydi?

Kalamazdı.

Kalamayacağı için de AKP ve saray güç kaybetmeye devam edecek ve gün gelecek bu çarklar pat diye duruverecek.

Sonrası mı?

Sermayede oyun çok. Biri iner bir başkası direksiyonun başına geçer. Ancak bu arada Türkiye kamuoyunda oluşan sol ve sosyalist dalgayı da görmek gerekir tabi…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA