turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİTMEZ TÜKENMEZ FİNİŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 EKİM 2019

Ne söylenirse söylensin bölgemizin ve dünyanın rahata ereceği yok. Daha doğrusu kapitalist/emperyalist sistem sonuncu yenilgiye uğratılana kadar da olmayacak gibi görünüyor. Çünkü kapitalist/emperyalist sistemin her zaman için yeryüzü halklarına kuzu muamelesi yapacağı bir neden bulması olası. Gerçi kuzular suyun aşağısındalar ama kurt bir kez suyumu bulandırıyorsun dediyse su bulandırılmıştır bunun da bir bedeli olacaktır.

Dünyadaki bu gelişmelere bakıp bizim ülkemizdeki kapitalist sistem niye kurt olmaya yerinmesin ki? Gerçi bir şey olmak için epey stajdan geçmek gerekir ama son 17 yıldır AKP ve saray iktidarı da az staj görmedi hani. Bölgede ta Turgut Özal’dan bu yana stajın en âlâsı görülmüştür dersek abartmış olmayız. Çünkü Turgut Özal da bölgede Amerikalılarla birlikte bir koyup üç almak peşinde az koşmadı. Sonuç hüsran oldu ve bu koşu Türkiye’ye on milyar doların üstünde bir paraya mal olduysa da Türkiye’nin petrol düşü elini uzatıp alacağı kadar yakınlara geldi geldi gitti.

Turgut Özal’la içine edilen çark daha sonra belki olur da AKP iktidarı ile birlikte tersine döndürülürse kötü mü olurdu? Olmayacağı düşünüldüğü için AKP iktidarının başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte düşler daha da sık görülmeye başlandı. Artık Kuzey Afrika’dan Pakistan’a kadar uzanan bölgede AKP iktidarı ABD ile birlikteydi ve gördüğü rüya her an gerçekleşebilirdi.

Geçmişe yolculuk yapacak olursak Beşar Esad’la dostluğu iyice arttırmış olan Recep Tayyip Erdoğan tatillerini birlikte geçirmekteyken birden bire sular tersine doğru akmaya başladı. O zamana kadar canciğer kuzu sarması bağlamında bir görüntü sergileyen Recep Tayyip Erdoğan birden suyun aşağılarında bulunan Beşar Esad’a sesleniverdi.

“SUYUMU BULANDIRIYORSUN.”

Beşar Esad şaşırdı tabi. Ancak Recep Tayyip Erdoğan kararlıydı. Bu kararlılığının ilk nişanesi olarak da Esad’ın adı birdenbire Esed olup çıktı. Daha da ileri gidildi ve Esad’ın ne diktatörlüğü kaldı ne de halkına yaptığı zulüm. Artık bu sözleri ağzından hiç düşürmeyen Recep Tayyip Erdoğan, savaş tamtamları da çalmaya başladı ki sormayın gitsin. Olup bitenler karşısında ülkenin yurttaşlarının kulağı kirişte. Ha şimdi Şam’da Cuma namazı kılacaklar ha yarın diye beklemeye başlanıldı. Aradan geçen süre içinde pek bir şey olmadı. Şam’da Cuma namazı kılmak falan hayal torbasına tıkıldı.

Bölgede fink atan İslami terör örgütleri ile bağlantılar kuruldu. Onlara silah ve lojistik destek sağlandığı gibi ipten kazıktan kopma dünyanın her yanından gelen teröristler ise ülkemiz toprakları üzerinden Suriye’ye geçişine göz yumuldu. Artık Suriye yangın yeriydi ve yüz binlerce insan katledilip kelleleri vuruldu. Akan kan ırmak olup oluk oluk akmaya başladı. Suriye’nin tarihi kentleri yerle bir edilip talan edildi. IŞİD bahanesiyle Suriye topraklarına konuşlanan ABD ise PYD/YPG ve SDG olarak adlandırılan örgütlerin etki alanına yerleşip onları her anlamda donatıp eğitmeye ve bir devlet şekline sokmaya çalıştılar.

Yaşananlar başlangıçta Suriye açısından oldukça hayal kırıcıydı ama kısa sürede kendisini toparlayan ve Rusya ve İran gibi müttefikleri arkasına alan Suriye gidişi tersine çevirmekte gecikmedi. Artık Şam’ın burnunun dibine kadar gelip eylem yapan İslami terör örgütleri kaçacak delik aramak zorundaydılar ve savaş bütün hızıyla sürdü bu katil çeteleri de İdlib ve çevresinde yoğunlaştılar. AKP ve saray iktidarı hâlâ başka başka hesapların içinde. Yok, 30-32 kilometre güvenlik koridoru, yok, buraya kimin yerleştirileceği vb. girişimlerle halkımızı oyalamaya çalışıp duruyorlar. Onlar açısından bitmeyen bir finiş olması gerekir ki ayakta kalmaları için bir nedenleri olsun. Evet, AKP’nin dini anlayışa göre istekleri var, bu uğurda da mücadelesi sürüyor. Ne var ki Türkiye’de durum bu dini isteklere geçit verecek alt yapıdan oldukça uzak.

Şunu söyleyerek yazımızı bitirelim. Türkiye bu saatten sonra ne Osmanlılığa geri döner, ne dini anlayışla halifelik geri gelir ne de Recep Tayyip Erdoğan özlem duyduğu sıfatları üstüne bir kaftan gibi geçirebilir. Yitirdiğimiz onca zaman ve çektiğimiz acılar yanımıza kâr kalır o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA