turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ZAFER AL SANA ZAFER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 EKİM 2019

Türkiye Suriye sınırlarından içeriye 30-32 kilometre güvenlik şeridi oluşturmak için operasyon yaptı. Operasyon herkesin bildiği gibi davulla, dümbelekle ve zurnayla yapıldı. Sonuçta oraya girildi, buradan geçildi denilirken ABD ile 120 saatlik bir anlaşmaya oturulup harekât durduruldu. Türkiye kamuoyuna da isteklerimizin Amerika tarafından kabul edildiği açıklanıp PYD ve YPG’nin bu süre içinde Amerika tarafından içerlere çekileceği söylendi ancak bu tam olarak yerine getirilmedi. Bu kez de Soçi toplantısı Ruslarla yapıldı. Buradan da PYD ve YPG’ye 150 günlük bir süre alındı sonuçta o da doldu.

ABD Suriye’den çekilecekti çekilmedi. Tam tersine Suriye’nin petrol bölgesine Irak’tan asker sevkiyatı yaparak yerleşti. Yani sizin anlayacağınız ABD tam olarak gücüne dayanıp haydutluk yaparak Suriye’nin petrollerine el koydu. Bu arada da Suriye ve Rus askerleri de PYD ve YPG’nin kontrol ettiği yerlere geliverdiler. Buralardan da PYD’nin 40 bin kişilik askeri gücünü çektiği kalanları da çekmeye başladığı söylendi. Önümüzdeki bir iki gün içinde de tıpkı daha önce nasıl Amerikan askerleriyle devriye attıysak bundan sonra da Rus askerleriyle devriye atacağımız açıklaması yapıldı.

Bu açıklamalar yapılırken yok stratejik dostumuzdu, yok dostumuzdu, yok NATO müttefikimiz dediğimiz Amerika bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerinin tam tersini yaparak Ermeni soykırımı dahil birçok yaptırımı Türkiye’nin önüne dayayıverdi.

Yine AKP ve saray iktidarı ve tüm partiler coşarak Amerika’ya karşı atıp tutmaya başladılar. Yok, şöyle olurmuş da yok böyle olurmuş da diyerek sallama sözlerin en kunturlusunu söylemeye başladılar.

İnsan bu sözleri duyunca aklına yalancı çoban hikâyesinden başka bir şey gelmiyor. Niye derseniz; bizler şimdiye kadar bu palavra sözleri o kadar çok duyduk ki sayısı bile belli değil. Daha doğrusu yalancı çoban hikayesindeki çobanın rekoru aşılalı çok oldu çok. Dolayısıyla da bu tür sözlere karnımız tok bizim. Bu yüzden de ne iktidarın ne de muhalefetin abartı ile celallenip durmaları ne işe yarar ne de bir faydası vardır.

Olması gereken şey Suriye’nin toprak bütünlüğü üzerinden konuşulması ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne uygun bir politika izlenmesidir. Oysa yapılan edilenlere baktığımız zaman bambaşka şeyler olduğunu görüyoruz. AKP ve saray iktidarı kendi gücünü toparlamak için ülkenin “beka sorunu vardır” diyerek bir politika yürütüyor hemen her gün bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan’ın girdik, giriyoruz daha da gireceğiz sözlerini dinlemekten yediden yetmişe hepimize gına geldi. Hem baksana bizler aynı zamanda da “İstiklal Savaşı” veriyormuşuz da haberimiz bile yokmuş. Bizler Erdoğan’ın ağzından bu sözleri duyuyoruz ya şaşırmadık desek yalan olmaz. Çünkü İstiklal Savaşı ile Suriye Operasyonunu birbirine karıştırmayacak kadar hamdolsun ki bilgi sahibiyiz.

Bu durumda Erdoğan niye bu operasyonu İstiklal Savaşı ile denk tutuyor bir düşünün? Denk tutuyor çünkü Recep Tayyip Erdoğan’a öyle bir şan gerekli ki o şanın da ancak bir istiklal savaşı kazanmakla olabileceğini düşünüyor olsa gerektir.

Sonuca gelelim.

AKP ve saray iktidarı Türkiye’yi şimdiye kadar olmadığı kadar derin bir çukurun içine kakalayıvermiştir. Ekonomi bitiktir. Geniş halk yığınları yoksulluk pençesinde inim inim inlemektedir. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de üstüne üstlük sürekli olarak iğneden ipliğe zam bindirilmektedir. Ekonominin düzeleceğini söyleyen damadın göründüğünü söylediği ışıktan en küçük bir emare bile söz konusu değildir.

Durum bu olunca da Recep Tayyip Erdoğan’a bir tek söz kalıyor o da Suriye operasyonunu İstiklal Savaşı olarak ilan etmek. Olur da belki böyle yaparsa hem şanı büyümüş olacak hem de yitirdiği kamu oyu desteğini yeniden elde etmiş olacak…

Ancak olan olmuş, ortada ne kazanılacak İstiklal Savaşı vardır ne de Recep Tayyip Erdoğan’a şan şeref bahşedecek bir durum. Kartopu yokuş aşağı yuvarlanmakta dibi buluncaya kadar da durmayacağı tam anlamıyla anlaşılmış bulunmaktadır.

Amerika ile olan ilişkiler ise işi tuzu biberidir fakat bu kaz biberi de tuzu da fazla kaçmıştır.

Bazıları da buna müstahaktır.
 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA