turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SİLAH

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 KASIM 2019

Silah dediğiniz şey sadece vurucu, öldürücü aletlerden ibaret değildir. Yerine göre ne kadar kullanırsanız kullanın eskimeyen ve kullandıkça da şarap gibi yıllanıp değeri artan silahlar da vardır. Bu silahların başında da din ve milliyetçilik gelir. Her ikisi de öyle bir silahtır ki birisi çok eskilerden beri egemenlerin elinde bulundurduğu en etkili silahtır öteki de kapitalizm tarih sahnesine çıktığı andan itibaren kullanılan silahtır ki ne zaman iktidarı elinde bulunduran soyguncu takımı zora düşse her iki silahı da yalan dağlarını yükselte yükselte, din basamaklarını çıka çıka arşa varıncaya kadar kullanır da kullanır.

Bu iki silahtan hemen herkes korkar. Din silahı içlerinde aydınım diyen insanların bile aklını başından alıp kaydırık hale getirir. Sonra hiç ummadığımız insanlardan ummadığımız sözler işitiriz. Kimse gerçekleri söyleyecek kadar yürekli değildir ama kıvırtmaya gelince üstlerine yoktur. Bir da bakar görürüz ki böyleleri de dindarlarmış. Bu kişiler dindarlığı kendi üstlerinden anlatamasalar da çıkıp ebesiyle, dedesiyle anlatmayı bir hüner sayarak kendilerine geleceğini düşündükleri salvoları savuşturmayı denerler. Örneğin derler ki benim ninem elinden Kuran’ı hiç düşürmezdi. Dedem bilmem ne camisinin imamlığını bile yapmış gibi bir sürü söze sarılıp üstlerine serinlik duası üfletirler. Bu yüzden de çağlar boyu din insanoğluna nasıl bulaşırsa bulaşsın hem feleğini şaşırtmıştır hem de ayaklarında bir prangaya dönüşerek egemenlerin kulu kölesi haline getirmiştir insanoğlunu.

Bir de dönüp kapitalist soyguncuların şahlandırıp şahlandırıp insanların nefeslerini kestikleri ırk olayına gelelim.

1. ve 2. Paylaşım Savaşı’nı çıkaranlar, yeni yeni topraklar feth etmek ve kârlarının üzerine kâr eklemek için dönüp halka ne söylemişler dersiniz?

Bunun anlaşılmayacak yanı yok. Vatan demişlerdir, millet demişlerdir, sınırları içinde egemenlikleri altında tuttukları halkı da ne kadar soylu olduklarına öyle bir inandırmışlardı ki bu yüzden nereye sürsen öldürmeye ve ölmeye hazır ellerinin altında ordular oluşturmuşlardır. Sonrası malum, bir avuç soyguncu takımı köşe üstüne köşe olurken o halk dediğimiz milyonlar ya yaşamlarından olmuşlardır ya da kendileri ve geride bıraktıkları ağır bir yoksulluğun içine düşerek yaşamları zindan olmuştur.

Kapitalist/emperyalist ülkelerin yöntemleri hiç değişmez. Halklarını ya dinle ya da ırksal saiklerle kandırıp peşlerine takarlar ve her istediklerini de tıkır tıkır yaptırırlar. Kuşkusuz kandırmak için daha pek çok yalanları vardır ancak en etkili silahları yukarıda belirttiğimiz bu iki şeydir.

Şimdi gelelim yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Ekrem İmamoğlu için söylediklerine. Bilindiği gibi Ekrem İmamoğlu Avrupa Parlamentosu’nda konuşmuş. Bu konuşmayı ele alan Soylu ise hemen taşı gediğine koymak istemiş ve demiş ki; “Türkiye’yi Avrupa’ya şikayet eden bu ahmağa millet bedelini ödetecek.”

Bu nasıl bir yaklaşımdır diye sorgulamaya bile gerek yoktur. Ülkenin iç güvenliğinden sorumlu bakanı böyle bir kimsedir işte. Peki, İmamoğlu’na bu sözleri söylemesini gerektiren şey nedir acaba? Çok basit seçilenlerin görevden alınıp yerlerine kayyum atanmasını İmamoğlu eleştirdiği için Soylu’da aklınca had bildirmeye kalkışmış. Siz oturun düşünün, ülkede demokrasiyi ortadan kaldırıyorsunuz, kimsenin kullanabileceği hak ve özgürlükler bırakmıyorsunuz, seçim meçim de taktığınız yok, sizin gibi düşünmeyenlere “hain, terörist” muamelesi çekerek susturmaya kalkıyorsunuz, ortada hak arayacak yargı da bırakmamışsınız ama herkesin soluğunu kesmeyi kendinizde hak görerek bol hakaretli sözleri aklınıza her estiğinde makineli tüfek gibi sayıyorsunuz.

Üstelik bunları yaparken de yukarıda belirttiğimiz milliyetçi anlayışlara sarılarak vay siz ülkeyi Avrupa’ya şikayet ediyorsunuz diyerek İmamoğluna ettiğiniz hakarete de “millet bedelini ödetecek” diyerek halkı da ortak etmeye kalkıyorsunuz.

Hani İçişleri Bakanı’sınız ya, aynı anlayışı siz Çubuk Akkuzulu köyünde de işletip sahneye koydunuz. CHP Genel Başkanı bu tutumunuz yüzünden linçten kıl payı kurtuldu. Sonra konu ile ilgili olarak CHP’nin hazırladığı rapora da bir yanıt hazırlanmış. Bu yanıtta suçlu gösterilen her ne hikmetse Kılıçdaroğlu’nun korumaları ve CHP’liler oluyor niyeyse. Sizlerin planlayıp sahneye koyduğunuz ve ileriye bir fişek gibi sürdüğünüz yandaşlarınızsa sanki sütten çıkmış ak kaşık.

Sözü uzatmaya gerek yok. Ülkede yapıp ettiklerinize bütün dünya tanık, Yani en küçük noktasına kadar da biliyor diyebiliriz. Siz yanlış yaptığınızda eleştirileceksiniz elbette. Ancak doğru işler yapıp eleştiriye maruz kalmamanız gerekirken zeytinyağı gibi her şeyin üstüne çıkıyor ve hem hakaret ederek, hem de korkutarak herkesi susturmak istiyorsunuz.

Bence iyi yoldasınız devam…

Ancak bu tekerlek çıkar bu araçla da şarampole yuvarlanmaktan kurtulamazsınız.

Bilin de…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA