turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEĞİRMENİN SUYU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 KASIM 2019

Halkımız bir şey oldu mu sorar; “Bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye. AKP ve saray iktidarının yol haritasını ele alıp incelediğimiz zaman bizim aklımıza da bu soru geliyor?

Değirmenin suyu nereden geliyor?

Bugüne kadar neler yazıp neler konuşup neler çizdik de değişen küçücük bir şey olmadı. Aksine AKP ve saray iktidarı akla gelmeyen yolsuzlukları gözümüzün içine batıra batıra devam ettirdi.

Bir işin erbabı olmak nasıl bir şeydir? O işin eğitimini alıp yetmez uzun bir deneyim sahibi olmakla olasıdır. Oysa AKP iktidarında bütün bunlar fasa fiso kimsenin ilgilendiği bile yok.

Bilindiği gibi THY önemi gereği iyi eğitim görmüşlerin ve işlerinin ehli kimselerin ancak burada çalışması ile gelişip güçlenir ve olası her türlü tehlikelerden de ancak böyle korunabilir. Oysa THY’de durum hiç de öyle değildir. Çünkü buraya atanan üst düzey görevlilerin büyük bir bölümü İmam hatiplidir. Dahası Kartal İmam Hatip Okulu mezunlarıdır. Bunun böyle olmasının nedenini cümle cihan iyi bilmektedir. Bize göre burası özellikle Erdoğan ailesinin çok ilgili olduğu bir yerdir de onun için. Bu yüzdendir ki THY’de çalışan 78 üst düzey görevli buradan alınıp görevlendirilmiştir. Bunlarla ilgili işin ehli falan tartışması yapacak değiliz. Bunlar olsalar olsalar nefesi kuvvetli bilmem neden tayyare olurlar.

Eh durum bu olunca da CHP bir konuda Devlet Hava Meydanlarından yanıt istemiş. O yanıt ise uzun zaman sonra gelmiş. Verilen yanıta bakılırsa ‘yolcu garantili uçuşlar nedeniyle 65 milyon dolar zarar edildiği yanıtı verilmiş.

Peki, yolcu garantili uçuşla vurgun vuran firmalar kimler dersiniz? Soruya bile gerek yok. Tabi ki de AKP ve saraya yandaş firmalar. İş böyle olunca THY gibi bir kuruluş gözümüzün içine bakıla bakıla soygun alanına dönüştürülmüş ve bizlerin sırtına bu soygundan kaynaklanan sürekli yük bindirilmekte.

Hani çiviler çıkmaya görsün ne kadar çivi varsa sapır sapır dökülür. Altında da artık kimler kalırsa diye sormuyorum çünkü kalacakların kimler olduğu çok açıktır. Bunlar ülkenin işçisi, emekçisi özetle tüm çalışanlarıdır. Vurguncuya, soyguncuya, hilebaza yaşanan krizler hep teğet geçer bunu biliyoruz.

Çivisi çıkmış sözünü anımsamışken biraz deşelim.

Diyanet bundan böyle yaşamımızı neredeyse kontrol eder hale getirilecekmiş. Diyanet ki eğitim denilince anladığı küçücük bir şey yoktur yok olmasına da bütün eğitimin tarikatlar, cemaatler, dini vakıf ve derneklerle işin içinde olması yetmedi bu kez de bu çürümüş kuruma hükümet, kadın, genç ve çocuklarla ilgili sorunların Diyanet tarafından çözülmesi için harekete geçilmiş. Hani derler ya yaptıkları yapacaklarının garantisidir diye, işte Diyanet’in bundan sonra yapacakları da halkın belasını bulması biçimidir ki gelin nasıl çıkacaksanız çıkın içinden.

Bütün bunları iki de bir ısıtıp ısıtıp getiren bilinmelidir ki AKP ve saray iktidarıdır. Bu yüzden de Diyanet AKP ve saray iktidarının savunduğu ne kadar ipe sapa gelmez şeyler varsa yaşamımıza sokmak istemektedir. Ancak bu girişim kesinlikle sonuçsuz bırakılmalı, Diyanet de bir işe yaramadığı için kapatılması savunularak varlığına son verilmesi için gereken yapılmalıdır.

Hani bizler bunları konuşuyoruz ya hiçbir şeyin düzeldiği yok. Aksine neye elinizi atsanız elinizde kalıyor. Yıllardır bizler Suriye’ye yönelik operasyonları ve olası tehlikeleri konuşuyoruz. Ne var ki konuşulan şeylerin hiçbiri çözülmüyor, atılan adımların hepsi sonuçsuz kaldığı gibi yeni yeni de sorunlar getirip önümüze koyuyor.

Suriye’ye yönelik şimdiye kadar ne yapıldıysa sorunlar azalacağı yerde çoğaldı. Nedeni de AKP ve saray iktidarının sürdürdüğü yanlış politikalar. Her şey birbiri ile bağlantılı. Yapılan yanlışlıklar yüzünden Erdoğan Trump’tan öyle bir mektup alıyor ki eli ayağı felç oluyor. Hiçbir şey yapamadığı gibi de yapacak gibi de gözükmüyor Bu yüzden de Erdoğan’ Amerika gezisini öyle mi yapsa böyle mi yapsa, yanına mektubu alsa mı almasa mı konuşup duruyoruz. Yani sizin anlayacağınız ne yapılırsa başarısızlıkla sonuçlanıyor ama halkımıza da başarıymış gibi yutturulmaya çalışılıyor.

Öyle ya bütün yanlışların bir bedeli olacak bu bedel de bir şekilde ödenecek. Ödeyecek olan da halk olduğuna göre kandırılıp ikna edilmesi gerekiyor.

Yani sizin anlayacağınız kandırıkçılıkta ustalaşmış AKP ve saray iktidarı bile artık kandırmakta zorlandığına göre gedikten aşan yol AKP ve saraya da görünmüş oluyor.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA