turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


PARTİ, İKTİDAR ve ÖNCÜLÜK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 KASIM 2019

Dünyada ve ülkemizde, özellikle de ülkemizde bu üç başlıkta ifadesini bulan konu çok tartışıldı.

Bu tartışmalar sonucu kimisi sosyalist parti daha doğrusu Leninist bir parti anlayışını terk ederek direksiyonu sağa kırıp yol değiştirirken kimisi gündeminden iktidarı çıkardı, kimisi de partinin öncülük işlevini yadsıyarak partiyi kurulu düzenin birer aracına dönüştürmek gibi bir yola saptı.

Sosyalizm mücadelesinde hiç kuşku yok ki pek çok araç söz konusudur. Ancak parti bu araçların hepsinin merkez olarak kabul ettiği yüksek öğretiyle donanımlı bileği bükülmez, yolundan dönmez bir mücadele ve iktidarı alma aracıdır.

Bu gerçekler ışığında konuyu ele aldığımız zaman görürüz ki işçi sınıfının yüce evladı Lenin ve arkadaşları Büyük Ekim Devrimi öncesi nasıl bir parti inşa etmek gerektiği konusunu ele alıp çok düşünmüşler, böylece de sosyalizm mücadelesinin aracının yani partinin eti, kemiği ve ruhuyla ortaya çıkmasını başararak en önemli bir kavşağı başarıyla geçmişlerdir. Ancak böyle bir partidir ki içinde gönüllü birlikteliği, zorlu bir çaba ve çalışmayı, kitlelerin devrimci mücadeleye kilitlenmesini sağlayabilir. Hiç kuşku yok ki bu zorlu mücadelede yenilgilerle karşılaşılabilir.

Bütün bu yenilgilerden dersler çıkarmakta olasıdır fakat burada yine de biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üye ve yöneticilerinin belirttiği gibi parti sürekliliğinin sağlanması en başat görevlerimiz arasındadır.

Bu bağlamda Lenin’de parti düşüncesi ve eylemliliğinin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor. Bu uzun yolda parti zorunlu gereksinmelere göre kendisini yeniden şekillendirdiği gibi başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi yığınlarla bağ kurma konusunda da yeni yeni becerilere de sahip olması gerekiyor. Bir başka deyişle maddi gerçeklikler karşısında kendi dönüşümünü sağlaması zorunlu. Yukarıda da belirttiğimiz gibi ancak böyle bir parti kendi sürekliliğini sağladığı gibi iktidara yürüyebilir ve bu mücadelede öncülük görevini yüklenebilir. Durum bu olunca da parti, bir yandan içinde bulunduğu ortamı ve değişen ortamlardaki sınıf mücadelesine kendisini uyarlayabilir, uyarlayabildiği ölçüde de sağlam bir sınıf partisi kimliği kazanabilir.

Parti, her şeyden önce iktidarı ele geçirmek için kurulur. Ne var ki bizim Lenin’den öğrendiğimiz kadarıyla iş bu kadar da basit değildir. Lenin’de vücut bulan anlayış; iktidarı almak, zor yoluyla var olan iktidarın yıkılması sonrasında işçilerin egemenliğinde bir sosyalist iktidara dönüştürülmesidir.

Hiç kuşkusuz bizim sözünü ettiğimiz anlayışın dışında kalan partilerde iktidarı amaçlamaktadırlar. Ancak onlardaki iktidar anlayışı basitçe söylenirse hükümetin devralınmasından ibarettir. Bir bakıma iktidara gelinecek ve devlet aygıtı da istenildiği şekilde kullanılabilecek. Ne var ki bu anlayış Marksizmin ruhuna aykırıdır. Çünkü devlet kimin devletiyse ancak ve ancak ona hizmet eder. Bu bağlamda devlet aygıtı bütünüyle parçalanmalı ve yerine işçi sınıfının egemenliğini tartışmasız ifade eden bir devlet aygıtı inşa edilmelidir. Dolayısı ile zor hem sosyalizme geçiş ve kuruluş hem de iktidarı elde tutmak için zorunlu ve gereklidir.

Yukarıda dile getirdiklerimizden de anlaşılıyor ki iktidar görüşü demek salt devrim sürecini değil, aynı zamanda da iktidarı ele aldıktan sonrasını da bütün çıplaklığı ile gözlerimizin önüne serer. Böylece bilinçli bir irade ile sosyalizmin kurulması ve uygulanması ancak yaşam bulabilecektir. İktidarın ele geçirilmesi bir savaşı bitirir ancak yeni bir savaşın da başlangıcıdır. Çünkü sosyalizmin kuruluşu ve sınıfsız, sömürüş, sınırsız bir toplum biçimi olan komünizme doğru da bir savaşın başlangıcıdır.

Partinin öncülüğü dediğimiz zaman aklımıza sadece devrime giden yolda bir öncülükten ibaret değildir. İçinde sosyalizmin kuruluşunu ve sınıfsız, sömürüsüz ve sınırsız bir toplum biçimine ulaşmayı da amaçlayan partinin çok önemli bir rolüdür.

1917 Büyük Ekim Devrimi’nin öncülük görevi tam da yukarıda işaret ettiğimiz gibi işlemiştir. Çünkü sınıf mücadelesi salt işçi sınıfının var olan bilinç durumuna indirgenmemiş, emek-sermaye çelişkisinin evrenselliğine de döne döne vurgu yapılmıştır. Bu nedenledir ki Lenin ve arkadaşları, Ülke emekçilerinin iktidarı ele geçirmelerinin yanında sosyalizmin kuruluşu ve yönlendirilmesi konusu da programatik bir şekilde yaşam bulmuştur.

Bir başka konu da öncülük sadece eğitimle bir biçimlendirmeyi değil, aynı zamanda da örgütsel ve politik temsil olarak da kavranıp içselleştirilmesidir. Yine bu doğrultuda Lenin ve arkadaşları politik mücadele koşullarında partinin sınıfla organik bağının koptuğunu ileri sürmeleri anlaşılmayacak bir şey değildir. Ancak her koşulda partinin gerçek öncülüğünün işçi sınıfı ve partisi ile güçlendirilmesi gerektiği de bir zorunluluk olarak ileri sürüldüğü unutulmamalıdır.

BİTİRİRKEN

SSCB’nin ve sosyalist sistemin yıkılması bile Büyük Ekim Devrimi’nin öneminden bir şey kaybettirmemiş oluşunu iyi okumak gerekir. Çünkü onu eşsiz kılan şey, salt tarihte açtığı yeni sayfa kadar, bugün de yolumuza ışık tutmasındandır.

Büyük Ekim Devrimi ile hem devrim gerçekleşmiş hem de sosyalizmin kuruluşu programında başarılı işler yerine getirilmiştir.

Bu yüzden de bizler için Büyük Ekim Devrimi’nin doldurulamaz bir yeri vardır.
 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA