turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İNCEDEN İNCİLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 KASIM 2019

Dünkü yazımızda artık kapitalizmin insanlara vereceği bir şeyin kalmadığından söz ettik. Sistemi savunanların da ne menem bir durumda olduklarının üzerinde de uzun uzadıya durduk. Söylediklerimiz noktası virgülüne doğrulandı.

Bir yanda halka vereceği hiçbir ey kalmayan ve otoriter bir yönetim anlayışı ile iktidarı elinde tutmak isteyen AKP ve saray iktidarı var. Diğer yanda da kendilerini bu iktidara seçenek olarak gören Ana muhalefet partisi CHP.

Ülke öyle bir tartışmanın içine itilmeye çalışılıyor ki dün de söylediğimiz gibi halkın sorunları dertleri bile değil. Bu komplocu davranış karşısında kendisini yakmaktan söz eden Muharrem İnce, işin gerçeğine bakarsanız kendisini yakmaktan beter hale getirdi. Bizler sanmıştık ki Muharrem İnce çıkıp bir basın açıklaması yapacak ve kendisinin ismini de bu komploya alet eden bozulmuş, çürümüş iktidardan olup bitenlerin hesabını sorup hodri meydan diyecek.

Öyle olmadı tabi. İnce’nin hedef tahtasında ne saray vardı ne de AKP. O açtı ağzını yumdu gözünü CHP ve yöneticilerine demediğini bırakmadı. Bunu yaparken de çok çok CHP’ye ne emekler verdiğinden söz ederek bol bol duygu sömürüsü yaptı. Adamın basın açıklaması yapmasındaki amaç sanki saraya gitmediğini açıklamak değilmiş de CHP ve yöneticileriyle hesaplaşmakmış görüntüsü veren, bu yönde de ağır suçlamalarda bulunan bir Muharrem İnce gördük.

Bu arada cumhurbaşkanlığı adaylığına da değinerek aklınca buradan da kendisine pay çıkarmaya kalkıştı. Demek ki insan bir öznellik bataklığına girmeye görsün oradan kolay kolay çıkıp da nesnel durumu kavraması hiç de kolay olmuyor. CHP başka aday bulamamış da kendisini aday göstermiş. Hoş iş salt bu olsaydı eğer CHP aday mı bulamıyor pek çok kimseyi aday gösterebilir ve gösterdiği adayların çoğu da en az Muharrem İnce kadar hem partiyi temsil ederdi hem de onun aldığı kadar oy alırdı. Oysa CHP, Muharrem İnce’yi onurlandırmıştır aslında. Daha da önemlisi İnce’nin taşıdığı enerjiyi de bildiği için aday olarak göstermekten çekinmemiştir.

Üstelik solda yer alan fakat CHP’li olmayan pek çok kimse de normalde asla oy vermeleri olası değilken kendisine oy vermişler ve bu yönde propaganda yapmışlardır. Onaylamak başka şey, hakkını teslim etmek başka şey. Muharrem İnce de meydanlarda zaman zaman ikircikliğe düşse de yarattığı rüzgârla büyük bir umut yaratmıştır da.

Ancak şunu unutmayalım, mücadeleyi bırakanlar yenilir. Muharrem İnce de daha seçim sonuçları açıklanmadan İsmail Küçükkaya’ya bir mesaj atarak seçimleri yitirdiğini, bükülemeyen bileğin öpülmesi gerektiğini söyleyerek ilk büyük hatasını yapmıştır. Dahası CHP’li olmaktan onur duyduğunu her fırsatta açıklayan ve çekirdekten yetişme partili olduğunu söyleyen İnce seçim sonuçlarını her ne hikmetse partisinde değil de bir otelde izlemeyi yeğlemiş, Yüksek Seçim Kurulu’nun önünde 50 bin avukatla hazır olacağını her fırsatta söylemesine karşın nerede olduğundan bile uzun süre kimsenin haberi olmamıştır.

Oysa bu ülke Anayasa oylamasında hayır çıkmış olmasına karşın sonucun nasıl değiştirildiğini de iyi bilmektedir. Şurası çok önemlidir ki eğer İstanbul seçimlerinde de sandıklar ve sandıklardan çıkan oylar yeterince korunmamış olsaydı bugün İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu değil de Binali Yıldırım olacaktı.

Şimdi bunların hepsini geçiyoruz. Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra eğer kalıbının adamı olsaydı parti içi yarışı geriye bırakır durumun geniş bir özetini partisi ile birlikte kamuoyu ile paylaşırdı. Oysa o ne yaptı anında imza toplamaya girişti.

Söyledik sistem çürümüştür. Sistemle birlikte sistemin savunucuları da çürümüştür. Böyle olduğu için CHP’ye kurulan kumpas karşısında Muharrem İnce bu işin içinde kendisinin olmadığını söyleyip bitireceği bir basın açıklaması yapması gerekirken o yine ne AKP’ye ne de saraya karşı etkili tek söz söylememiştir. Öyle görünüyor ki AKP ve saray karşısında bir ölçüde güç kazanmış bulunan CHP’nin enerjisini kırmaktan öteye zihinleri açan tek söz söylememiş ancak seçim otobüsüne binmek için artık kimleri kast ediyorsa araya torpil koyduklarını söyleyerek kamuoyu nezdinde CHP’nin bir cıfıt partisi olduğunu söylemeye varan sözlerle Türkiye’nin karşısına çıkmış ve burjuva siyasetinin ne menem bir çürümüşlük ve kokuşmuşluk içinde olduğunu cümle cihana ilan etmiştir.

Son söz ise şudur. Ağzını her açtığında CHP’lilikten dem vuran Muharrem İnce, eğer zahmet ederse sözüm ona yandaşlarının sosyal medyada neler yazıp neler çizdiklerine de bir zahmet bakar da sonra çıkıp konuşmaya yüzü olur yüzü.

Kuşkusuz CHP’nin içinde siyaset nasıl yapılır bizim işimiz değildir.

Ancak faşizme ve dinci gericiliğe karşı yürütülmesi gereken mücadeleyi kim ya da kimler kesintiye uğratmaya çalışırsa onları da halka açıklamak boynumuzun borcudur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA