turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOSYALİSTLER VE İŞÇİLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 KASIM 2019

Gün olur işçi deyince akla akan sular durur. Artık iş öyle bir noktaya vardırılır ki bir de bakmışsınız ki ortadan kargadan başka kuş yoktur.

Yani, yanisi şu bu şekilde düşünenler umarı olmayan bir işçi kuyrukçuluğu hastalığına tutulmuşlardır ki onlara ne söyleseniz kendilerini kapatmış ve algılama yetilerini yitirmişlerdir. Bu yüzden de işçicilik yapmaktan gün olur burunlarının dibini bile göremezler.

Bir de işin şöyle bir yanı vardır ki o da işçilerin sınıf olma gerçeğini yadsıyıp kabaca olup bitenlere bakarak bunlarla mı bu yol yürünecek diye sorulur. Bu tarafta duran ve önemli ölçüde de liberalleşen görüş sahipleri ooo derler, o sizin bildiğiniz işçi tarihin bilmem neresinde kaldı. Şimdi onlar da bambaşka ufukların hayali içindeler. Maşallah öyle bir hal içindeler ki sanırsınız her biri parası pulu kasalar dolusu burjuva çocuğu…

Her ne hikmetse işçi deyince bir kısım sosyalistler dışında kimsenin aklından nesnel bir bakış açısı ile olaylara bakmak geçmez. Öyle ya sizin işçi dediğiniz kimsenin ne ekmek, ne çocuklarının eğitimi ve sağlığı, ne de giyinmesi, barınabileceği bir evinin olması, sineması, tiyatrosu, eğlentisi bile söz konusu değildir. Hele işini yitirme korkusu hiç mi hiç yoktur. Ne yiyecek, ne içecek, ulaşım giderlerini, ev kirasını nasıl karşılayacağı, borçlarını nasıl ödeyeceği akla bile getirilmez.

Oysa patron öyle midir ya? Har vurup harman savurduğu yetmez de daha çoğunu nasıl kazanırımın hesabı içindedir. Bunu da ne eder eder işçinin emekçinin sırtından çıkarır. İşçileri en düşük ücretten nasıl çalıştıracağını da bilir, dışarı da hazır bekleyen milyonlarca işsizin de kendisi için ne ifade ettiğini de. Bu yüzden de yırtılan yaka işçinin emekçinin yakasıdır.

Peki, durum böyle diye sizin işçi dediğiniz kimselerin alacağı ücretten, çalıştığı yerin iş güvenliğinden, işsiz kalabilme yüzdesinden, nasıl böyle köleleştirilip her türlü hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakıldığını anlayıp bu gidişin böyle sürgit devam etmeyeceğini düşünmesi ve canına okuyan sistemin değişmesi gerektiği konusunda hiç mi kafa yorup düşünmez ve de düşündüğü için kendi çıkarlarını savunan sosyalist bir partinin kapısını çalıp politik etkinlik için karar vermekten de mi tamamıyla yoksundur?

Böyle düşünenler böyle düşünmek işlerine geldiği için böyle düşünebilirler. Yalnız sizin yaşam dediğiniz şeyin ağacı yeşildir. Bu yüzden de işçilere biçilen şöyle olsun, böyle olsun aklı bilesiniz ki sistemin aklıyla düşünmenin ötesinde bir şey değildir.

Bizim ülkemizde hep olmuştur da şimdilerde bu görüş yayılarak sol içinde bile kendisine alan açmayı başarmıştır. İşçi olmadan para Babaları neyi ifade ederler hiç kafa yordunuz mu? Onlar ki işçilerin yarattığı artı değerleri ceplerine indirdikleri için böylesine göbek bağlamamışlar mıdır? İşçilerin yarattığı artıkdeğer olmasa bunların hali ne olur? Bir başka deyişle işçiler olmasa sermaye güçleri neyin nesidirler birazcık sorgulayın işin içinden çıkmakta zorlanmayacaksınız kesin. Hem ne kadar da kurnazsınız. Yeri gelir vatan deyince hepimizindir, yeri gelir işçiye emekçiye zırnık bile koklatmaz, işçileri emekçileri vatan, millet, ulusal çıkarlar vs. diyerek iliklerine kadar sömürmek de sizin işinizdir. İşin en kötüsü de nedir biliyor musunuz; sizinle aynı yolda buluşan solcuların da olmasıdır.

Evet, işçi deyince devrimci dinamiklerden birisidir demek ya da onları salt ekonomik istemleriyle sınırlamaya kalkmak gibi sapma hünerlerle biz sosyalistler sürekli olarak savaştık. Bu yüzden de biz komünistlerin gözünde işçi sınıfı ile sermaye güçleri arasındaki çelişki uzlaşmaz çelişkidir. Neyi ve nasıl değiştireceğimiz gerçeği de bu gerçeklik içinde yaşam bulur. Dolayısı ile sermaye güçleri için iyi olan şey, işçi sınıfı için ya da işçi sınıfının yakındaşları için de iyi olacağı anlamına gelmez. Savaş sermaye güçleri için iyi ise işçiler emekçiler için de iyi olamaz. Savaşan tarafların emekçilerinin çıkarları birdir. Savaştan sermaye güçleri kazançlı çıkarlar evet ama işçiler emekçiler de kaybedenidir.

Daha benzer birçok durum için de aynı şeyleri konuşabiliriz. Komünistler olarak işçilere emekçilere salt ekmek dertleri anlatılıp yetinilemez. Evet, onlara her şeyin nedeni olan siyasetin de kavratılması gerekir. Gerekir ki işçiler kendi partilerinde yerlerini alabilsinler. Yetmez yüksek düzeyde siyasallaşmaları da gerekir.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak bizim görevimiz de budur.

Zaman zaman ülkemizde yaşananları yazıyor ve konuşuyorsak, neden olduğunu geniş emekçi yığınların gözlerinin önüne sermek içindir.

Sermek ve değiştirmek sonra da başka bir dünya olduğunu göstermek içindir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA