turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HER HALLERİ İSRAF VE GÖSTERİŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 ARALIK 2019

Önce şu konuyu bir açıklığa kavuşturalım. Recep Tayyip Erdoğan biliyorsunuz İngiltere’de yapılan NATO Zirvesi toplantılarına katıldı. O zirvede söyleyecek şeyleri olabileceğini oraya gitmeden Türkiye’de verdiği mesajlar nedeniyle herkes düşündü. Ancak ne olduysa artık NATO zirvesinde burada söylediklerinin hiçbirini söylemedi.

Aksine NATO’nun Baltık Planı’nı da onaylayıp çıktı işin içinden.

Dışarda yapılan zirvenin dışında kendilerinin düzenlediği toplantı da ise yine eski hamam eski tas esti, yağdı gürledi. Toplantıyı organize edenler yapılan toplantıya değişik Müslüman ülkelerden de pek çok dinleyici çağırdılar. Çağrılı dinleyicilerle, Recep Tayyip Erdoğan biliyoruz ki şöyle bir demeç vermek istiyordu.

Siz ne düşünürseniz düşünün bakın, görün Erdoğan’ın saygınlığı pek çok ülkede geçerli. Görmek istiyorsanız toplantıya gelenlere bakmanız yetecektir. İşte NATO toplantısında söyleyemediklerini Erdoğan burada bir bir saydı döktü. ABD’ye de AB’ye de bilinen laflar sokuşturup aklınca ben nasıl dik duruyorum görüntüsü vererek işin içinden sıyrılmaya kalkıştı. Sonuç olarak NATO üyeleri bu ayranı kabarık sözleri dinleye dinleye altının boş olduğunu gördükleri için bu tür esme ve yağmaları dikkate bile almadılar, almazlardı da.

Her fırsatta kendisini göklere çıkaran yandaş basın ise her başarısızlığı başarı gibi gösterip ülkemiz insanının gözüne perde indirme yarışına girdiler. Aman aman neymiş; Trump demiş ki Türkiye’yi seviyorum. Suriye’de iyi iş çıkarıyorsunuz.

Alaylı seviyorum sözlerini anlamayacak kadar bir hödüklük toprağı serpilmiş yandaşların üzerine tamam da be kardeşim, söyler misiniz siz Suriye’de nasıl bir iyi iş çıkardınız da bizlerin haberi yok. Yoksa sizler onca belayı ve riski ya da Amerika’nın petrollere konma halini iyi iş çıkarmak mı sanıyorsunuz? Bu işin Türkiye’ye bedelinin ne olduğunu hesaplamak hiç mi sizin aklınızın köşesinden geçmez.

Ha bir de Londra’da yapılan çevre dostu caminiz var. O camiyi niçin yaptırdınız, bu cami ile nasıl bir rant peşindesiniz ve de bu işin yükünü kimin sırtına yüklemiş bulunuyorsunuz tabi ki de sorgulamak hakkımızdır diye düşünüyoruz da bir de koskoca Londra’da toplantı yapacak bir salon bulamamışsınız gibi camiyi toplantı salonuna çevirip basbayağı sizlerin deyimi ile ibadet yeri olarak kullanılacak olan yeri ne diye ve hangi akla uyarak toplantı salonuna çevirdiniz?

Bizim için dert olmasına dert değil ama cami hem ibadet yeri hem de ibadetin oturularak yapıldığı yer değil midir de sizler sandalyeler, koltuklar ve konuşma kürsüsü hazırlayarak papazı, siyasetçisi, imamı, ve davetlileriyle orada bir toplantı yapıp Recep Tayyip Erdoğan’ın esen, yağan konuşmalarını dinlediniz?

Hani bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan değil miydi bilmem kaç yıllık dönemin koşulları ile bugünün koşulları arasında fark var, bazı şeyleri günümüze uyarlamak gerekir dediğinde hepiniz ayağa kalkmıştınız da dememiş miydiniz; “İslam’da reform yoktur” diye. Bunun üzerine de Recep Tayyip Erdoğan geri adım atarak İslamiyet’te reform olmayacağını söylemek zorunda kalmamış mıydı?

Ama sizin için ne gam, işinize nasıl geliyorsa öyle davranıyorsunuz. Dün dündü bugün bugün özdeyişine işinize gelirse tak diye nasıl da geçiyorsunuz değil mi?

Uzatmayalım, sizin haliniz hal değil. Diliniz uzun. Türkiye’de işçiyi emekçiyi, aydını, akademisyeni kim varsa sizin gibi düşünmeyen maşallahınız var susturmasını iyi biliyorsunuz. Olmadı herkesi hain ve terörist ilan ederek bütün yargı kurumlarına emsal teşkil edecek bir güce de sahipsiniz anladık da Fransa’da işçilerin, emekçilerin eylemlerine bile karışır olmuştunuz ama orası Fransa. Orada devletin hangi kademesinde olursanız olun kimseyi vatan haini, terörist ilan ederek var olan sorunu çözemezsiniz. Sorunları ağırlaştırır ve sistemin tüm yükünü işçilerin emekçilerin sırtına yüklemeye de kalkarsanız önceki gün Fransa’da yaşamı durduran daha da sürecek olan eylemlerin ne önüne geçebilirsiniz ne de kimsenin ağzına bant çekebilirsiniz.

Evet, AKP ve saray iktidarının her türlü zorbalığı ile ülke yönetme hali sürüyor.

Dün de Van Başkale ve Muradiye ve Özalp Belediye başkanları gözaltına alındılar. Büyük bir olasılıkla da tutuklanırlar ve yerlerine de kayyum atanır olur biter.

Başkale Belediye Başkanı Leyla Balkan Çorum’da öğrenciydi. Öğrencilik döneminde de sürekli çalışan biriydi. Bir üniversite bitirmiş birini de ya bitirmek üzereydi ya da bitirmiştir bunu bilemiyorum. Aday gösterildiği için son yerel seçimlerde Çorum’dan gitmek zorunda kalmıştı.

Şimdi öğreniyoruz ki gözaltına alınmış. İzliyoruz, bakalım hep birlikte ne olacağını göreceğiz. Ne söylersek söyleyelim, kime söz yetiştirmeye çalışırsak çalışalım bizim ülkemizde yaşananlar da ortada, demokrasinin kırıntısının bile olmadığını da cümle alem iyi bilmekte.

Ne diyelim?

Padişahlık olmadığına göre, “Padişahım çok yaşa” diyemeyiz. Reis çok yaşa” diye ise hiç demeyiz!

Peki, NE OLACAK ŞİMDİ?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA