turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İÇTENLİKLİ OLMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 ARALIK 2019

İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı toplantısında konuşan Recep Tayyip Erdoğan’dan Cuma vaazı dinledik desek yeridir.

Çünkü bugüne kadar bütün dinci ve imancıların dilinden düşürmediği zekât verme işiyle bütün sorunları çözüp bitirdi. Erdoğan’a göre eğer Müslümanlar zekât verselermiş hiç kimse yoksul kalmayacakmış. Bize sorarsanız bu boş bir tekerleme ama kendilerini Müslüman olarak görenlerin hemen hepsi nerede karşınıza çıksalar zekât vererek yoksulluk sorununun çözüleceğini düşünür ve sizi akıllarınca Allah’ın koşul olarak ileri sürdüğü silahla sizi vurmaya çalışıp alt etmek isterler. Gerçek odur ki bu tür safsatayı çocukluğumuzdan bu yana içimizde duymayanımız hemen hemen yok gibidir.

Biz sosyalistler bu yöntemle asla yoksulluğun ortadan kaldırılamayacağını bilir ve eleştiririz. Sizin anlayacağınız böyle bir yöntemle sorunun hiçbir şekilde çözülemeyeceğine de kalıbımızı basarız. Ancak böyle bir yöntemle sorunun çözüleceğini düşünen ve kendilerini Müslüman sayanlar bu koşulu hiçbir şekilde yerine getirmiyor olmalılar ki onların ileri sürdüğü çözüm ise dünden bugüne hiçbir zaman çözülmüş değil. Yani sizin anlayacağınız bu düşünceyi savunanlar gözümüzün içine baka baka yalan söylemektedirler.

Recep Tayyip Erdoğan’ı dinleyenler bence sadece bir imamın vaazını dinlemişlerdir. Çünkü Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan kişi kalkıp da zekâttan söz edip sorun çözülebileceği üzerinde durmaz. Eğer böyle bir kişi gerçekten de yoksulluktan acı duyuyorsa pek çok sosyal konulara değinir ve o noktadan yoksulluğun nasıl çözüleceğine dair konuşmalar yapar. Söylediği zekât işini de Diyanete ve imamlarına bırakır ki zaten bu konuda diyanet ve imamlar arı kovanı gibi vızıldayıp durmaktalar ve başımızın etini de yemektedirler.

Hani, bu konuşmaya bakıp da bir içtenlik aramaya kalksak inanın içtenliğe dair tek bir sözcük bile bulamayız. Niye derseniz İslam ülkeleri arasında uçurumlar varmış. Gelir düzeyi bakımından en fazla gelirleri olanlarla en az gelirleri olanlar arasında neredeyse 200 katı bula uçurumlar söz konusuymuş. Eee bu durumda ne öneriyor Sayın Recep Tayyip Erdoğan içinizde bir anlayan oldu mu? Erdoğan sosyal dayanışmadan mı söz etti yoksa karşılıklı işbirliği yoluyla kalkınma yollarından mı dem vurdu? Zekâttan girdi zekâttan çıktı.

Katlamalı gelir farkını ise 200 rakamı ile açıklayan kendisi değil mi? Peki, bu durumda asgari ücret alan bir işçinin maaşının kaç katı maaş alıyor Sayın Erdoğan? Erdoğan’ın aldığı maaş 40 katını geçiyor. Diğer görünmeyen kalemleri geçiyoruz. 1000 lira maaşı olan bir emekliden kaç kat fazla maaşı var? 80 katı geçiyor. Öyleyse bu katlamalı rakamları kim ya da kimler için söylüyor Sayın Erdoğan dersiniz? Kimi kast ederse etsin söylediklerinin toz zerresi kadar bile önemi yok. Sözleri sadece bir çürümüşlüğün iyi ve adaletli görünmek için dışa vurumundan öteye bir anlamı da yok değeri de. Hani insan bunları söylerken hiç mi kullandığı uçaklar, arabalar, içinde oturduğu saraylar, uçan ve yüzen saraylar ve bunca harcamaların hiçbirisi aklına gelmez?

Demek ki gelmiyor arkadaş! Biz ne söylersek söyleyelim bir kişi kendisini Allah’ın seçilmiş üstün adamı görmüyorsa bütün bunları kendinde hak göremez. Görmemelidir de.

Her şeyin çivisi çıkmış. TBMM artık var mı yok mu belirsiz. Orada bulunanlar işin başka yanındalar. Neymiş çakar kullanıp kırmızı ışıkta geçeceklermiş. Neymiş maaşları az mı daha da arttırılmalıymış. Kimsede ne içtenlik var ne de inandıkları bir değer. Adamları biraz sıkıştırsan yanıtlarını bile hazırlamışlar. “Tamam, biz bu maaşı alıyoruz ama kaç çocuk okutuyoruz siz biliyor musunuz” diyorlar bize. Okutmayın arkadaşlar. Bizim paralarımızla kim size caka satma hakkı veriyor da sizler geçip bir de karşımıza çocuk mocuk okutuyoruz diyerek katıldığınız suç ortaklığını savunmanızı istiyorsunuz?

Şu işe bakın bir ya? İktidar milletvekillerinin derdi değil, muhalefet milletvekilleri de kendi çıkarlarına bir yasa çıkarılırsa yalandan istemeyiz diyorlar ama öbür yandan da yan cebime koy demek huyunu da bir türlü bıraktıkları yok. Böyle durumlarda niye ortalığı yıkmıyorsunuz da güreşçilerin yalancı perdah geçtikleri gibi ortalıkta çığrışıp duruyorsunuz? Bunca haksızlık yaşanırken neden siyaseti Salı günkü parti toplantılarınızda genel başkanların konuştuğu güne sıkıştırdınız?

Aman be yahu kabak tadı verdiniz kabak. AKP şimdilerde kendi içlerinde bir hesaplaşmaya girdiler ya oradan bir şey çıkacak diye ağzınızı açmış bekliyorsunuz. Kim yolsuzluk yapmış, kim yapmamış, kimler iktidar safından kopar, kimler kopmaz gibi Alicengiz oyunlarına bel bağlayıp oturuyorsunuz. Dün para paylaşımında bu iktidarın arası Fethullahçılarla bozuldu. Sonra neler yaşandığını hepimiz biliyoruz. Danışıklı dövüş al sana Allah’ın lütfu iktidar olanakları. Şimdi olan ne peki? Yine benzer şeyler. Eğer para paylaşımı yüzünden bir sorun çıkmamış olsaydı bugün Babacan, Şimşek, Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu niye muhalefet edeceklerdi ki? Recep Tayyip Erdoğan Şehir Üniversitesi’ni ele almış ve oradan Davutoğlu ve diğerlerini dolandırıcılıkla suçlayıp Halkbank’ı 714 milyon lira dolandırdıklarını ima eden sözler söylüyor. Hem biliyor musunuz, Recep Tayyip Erdoğan kimin malını kime vermiş? Devlete ait Tekel’in arsalarını bağışlamış. Sanki bu arsalar Erdoğan’ın babasının mülkü? İnsana demezler mi madem bu arsaları bağışladın, bu işin içinde de bir yolsuzluk var, sen bu yolsuzluğun dışında mısın diye?

Bu olanlar karşısında Davutoğlu manidar bir açıklama yapmış. Bir daha böyle bir olanak söz konusu olsa yine yaparım demiş ama yolsuzluk yapmadığını da kamuoyuna anlatmak için herkesin mal varlığı araştırılsın demiş. Hop CHP bu sözleri sahiplenmiş ve demiş ki araştırılsın arkasındayız. Yahu kardeşim ortada talan var talan. Recep Tayyip Erdoğan’ın da içinde olduğu büyük bir yolsuzluk söz konusu. Niye bunun üzerine gidilmiyor da arkasındayız araştırılsın demekle yetiniliyor.

Hem sonra madem Erdoğan yolsuzluk var dedi niye savcılar harekete geçip de kim varsa işin içinde araştırıp sorgulamıyorlar? Ne yani Recep Tayyip Erdoğan’dan talimat mı bekleniyor. Hani sıradan bir yurttaş bu lafları etse onu ne oluyor yahu diye araştırmak gerekir de Cumhurbaşkanı söylüyor cumhurbaşkanı niye harekete geçip bu suç duyurusu anlamına gelen açıklamayı soruşturmaya almıyorsunuz?

İşte böyle; bu dinci, imancı takımının neyi nasıl anladıkları bütün çıplaklığı ile gözlerimizin önünde. Ama ah şu zekât işi yok mu şu zekât işi herkes bir zekâtını verse işler çözülecek de kimse zekâtını vermiyor ki birader noktasına gelindi.

Ya ne diyelim size bilmem ki? Şehit aileleri için para toplarsınız kayıp olur.

Birileri çoktan deve etmiştir.

İnan şu zekât işini de bir kurumlaştırsanız var ya yeminle söylüyorum epey para cebellezi eder ve köşe olursunuz.

Sahi ne duruyorsunuz bu işi de bir kurumlaştırsanız ya…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA