turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞOVA ÇEVRİLEN ACI YAŞAMLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 ARALIK 2019

Bildiğiniz gibi AKP ve saray iktidarı terörle mücadele adı altında olmayacak şeyleri oldurmaya çalışıyor. Öncelikle İdlib’e sıkışmış kalmış bulunan IŞİD ve diğer İslami terör örgütleri Suriye ve ortakları tarafından bugüne kadar tepelenmediyse bilinmelidir ki bunun nedeni AKP ve sarayın izlediği politikadır.

Yerine göre terörizmle mücadele ettiğini söyleyen saray iktidarı gerçekte ise bugüne kadar bir kez olsun sözünün arkasında durmamış, Astana Mutabakatı’nın ruhuna uygun yönde de davranmamıştır. Bugüne kadar yapılanların hemen hepsi şovdur ve iç kamuoyunu kandırmaya yöneliktir.

İzlenen politikanın bir ayağı da Türkiye’de sahneye konulan yol ve yöntemlerdir. Bugün AKP binalarına 1 kişi bile yaklaşamaz hemen polis tarafından yaka paça edilip gözaltı işlemi uygulanırken HDP il binasının önünde sözüm ona çocukları dağa kaçırıldığı ileri sürülen anneler geceli gündüzlü gösteriler yapmaktadırlar. İşin daha da kötüsü bu gösterilere iktidar bakanlar düzeyinde katılarak ellerinden geldiğince kışkırtıcılığa tavan yaptırmaktadırlar. Konunun duyarlılığı açısından bu yöntem tehlikeli bir yaklaşımdır, burası ayrı ancak madem partilerin önünde gösteriler yapılabiliyor niye insanlar bırakalım AKP binalarının önünde gösteri yapmayı meydanlarda bile gösteri yapıp görüş ve düşüncelerini tek başlarına ya da yığınsal olarak niye yapamamaktadırlar?

Birkaç gündür HDP Diyarbakır İl binasının önünde gösteri yapan annelerden birisinin çocuğu 15 yaşında kaçırılmış, şimdi ise 20 yaşında çıkıp geliyor ve basının önünde, “anne sesini duydum geldim” dedirtilerek geniş çaplı propagandası yapılıyor. Sonra anne hemen arkasından da diğer anneleri desteklemek için HDP İl binasının önünde alıyor soluğu.

Bizler bu şov karşısında tabiki de işkilleniyoruz. Çünkü adı geçen çocuk nasıl alınıp getirildi. Bunca zamandır hiçbir şey yapmadan dağda kuzu mu otlatıyordu ki bu denli rahatlık içinde insanların gözleri boyanmaya çalışılıyor? Ya da bu çocuk içerde miydi de birileri elleriyle koymuşlar gibi getirip annesine teslim ettiler? Sorumuzu şöyle de sorabiliriz; adı geçen genç bundan böyle yaşamını nasıl sürdürecek? Sizin, benim gibi elini kolunu sallayarak ortalıkta dolaşacak mı yoksa malum bir görevi var da arkalanıp benzeri görevler için mi kullanılacak?

Gerçek odur ki bu iktidar her konuda olduğu gibi bu konuda da sanırız aklımızla oynuyor. Bir yandan HDP il binası önünde annelerin gösterisinin işe yaradığı izlenimi yaratılmak isteniyor bir yandan da buradan yürünerek HDP’ye yönelik baskıların daha da arttırılmasına sanırız ortam hazırlanıyor. Dolayısıyla salt bu iktidarın bildiği, başka kimsenin bilmediği her olayın bize göre karanlık yanları var. Yoksa çok önemli konular dışında pek çok konuda toplumun bilgi sahibi olmasından doğal bir şey olamaz.

İş bu şekilde sürünce ister istemez ne yaşanırsa yaşananların altında bir Çapanoğlu var diye düşünüyoruz. Bildiğiniz gibi son üç askerimiz yaşamını yitirdi. Birisinin kuleden düşerek yaşamını yitirdiği söyleniyor, diğer ikisi ise bomba imha görevini yerine getirirken yaşamlarını yitirmişler. Bunlardan birisi jandarmada görevli astsubay bayan, diğeri de uzman askerlerden. Bunların nasıl yaşamlarını yitirdiği ile ilgili ola raksa öylesine yapılıp geçilen açıklamanın dışında bilgi sahibi değiliz. Yani bu iki askerimiz kırsal bir alanda mı bombayı imha ediyorlardı, bir yerleşim alanında mı ya da ne bileyim bir başka görevde ve yerde mi? Konu ile ilgili hiçbir bilgimiz yok.

İşler böyle olunca ister istemez insanın aklına bin bir soru geliyor. Öyle ya bu iktidarın tepe görevlileri değil miydi, Suriye’den bu tarafa birkaç füze yollarız, devamında ise Suriye’ye girme olanağı yaratırız diyen. Barış Pınarı operasyonu başladıktan sonra bizim tarafa yerleşim yerlerine onca top mermisi düştü. Bugüne kadar bunların sayısı da 1000’e yakın. Eh bu durumda da ister istemez aklı başında bir insanın kafası karışmasın da ne yapsın?

Biz bilemeyiz. Ama işin içinde olan uzman askerler kesinlikle biliyordur. Bu top mermilerinin en fazla menzili 2000 metre ise bu hedeflerin vurulup imha edilmesi de çok kolay olsa gerektir. Çünkü bugünkü teknoloji ile yer değiştirmeye bile fırsat verilmeksizin hedefler imha edilebilir. Ancak yine de bu konuda askeri bilgimize güvenmediğimiz için kesin bir şey söylememiz olası değil. Ancak bir gerçek var o da AKP ve saray iktidarı döneminde olduğu gibi hiçbir dönemde bu denli bilgi kirliliği böylesine yaşanmadı. Aklınıza ne geliyorsa alavere dalavere ile yürütülmek istendiği için olup biten hiçbir şeyi doğru olarak kabullenmemiz olası değil.

Diyarbakır’da annelerin HDP il binasının önünde bekleşmeleri ve çocuklarını HDP’den istemeye kalkışmaları da bu iktidarın bilgi kirliliği arasında ülke yönetmek gibi bir görevi sürdürme ısrarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Sonuç yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Ya da şöyle diyelim Recep Tayyip Erdoğan’ın Orhan Pamuk’u kast ederek: bizim ülkemizde de bir teröriste Nobel ödülü verildiği yolunda söylediği an ile Erdoğan’ın İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un açıklamasına kadar geçen ana kadar yanar diyelim şimdilik olsun bitsin.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA