turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YOKSULA YOKSULLUĞUNU ANLATMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 ARALIK 2019

 Sosyalistler olarak her fırsatta yoksula yoksulluğunu anlattık. Ne yoksullar yoksulluklarını anlattığımız için gelip bizim saflarımızda yer aldı ne de yoksullar bakın görün siz yoksulsunuz dediğimiz için bizlere içleri ılıyarak baktılar.

Tam aksine sırlarını deşifre ediyormuşuz gibi bir tutum takınarak gidip gidip zenginlerin partisine oy vermek için sıraya dizildiler. Diğer yandan da halk ve emek düşmanları ise bizlere her fırsatta, “yoksul edebiyatı yapma” diyerek bizleri susturmaya kalktılar.

Aradan bunca yıl geçti, değişen hiçbir şey olmadı. Bizler yine yoksula yoksulsunuz dedik, hırsızlıkları arşı aleme çıkmış olanlar ise sürekli karşımıza yoksul edebiyatı sözleriyle çıktılar.

Kimi zaman bu durumu içimizden sorgulayanlar çıkmadı değil de bunların sözleri de yoksulun bu halini kasabın bıçağını yalayan kurbanlık hayvana benzetmek oldu. Bazıları ise hiç çizgi değiştirmeden görülmemiş bir halk dalkavukluğu yolundan yürüyerek yoksulun düşüncesini değiştireceklerini sandılar. Değişen bir şey olmayınca da bir baktık ki bu tür insanlar gidip sistem partilerinden birine kapağı atıvermişler.

Bizlerin göremediği bir başka şey daha var. O da kapitalizmin hayal alıp hayal satılan dünyasında herkesin zengin olabilme şansının olduğudur. Kapitalizm insanlara öyle bir ruh hali aşılıyordu ki biz bu ruh halinin farkında bile değiliz. Sende çalış senin de olur. Bak bilmem kim gençliğinde hamalmış biliyor musunuz? Peki, şimdi nasıl? Karun kadar zengin adam. Loto, toto, milli piyango, gün olur bana da şans güler düşüncesi ile milyonlar her gece soğuk yataklarına yoksul olarak girip sabah zengin kalkacaklarının rüyalarını gördüler. Ne deniyor bir sözde; “işten değil, dişten artar.” Yani, yemeyin, içmeyin, giymeyin, gezmeyin, tozmayın siz de zengin olabilirsiniz ayakları, beyinleri teslim aldı. Evet, milyonlar bu söylediklerimin hiçbirisini yapamıyorlardı ama yine de kimsenin kapısını zenginliğin çaldığı yoktu. Gördükleri bir düştü, biz onları düşlerinden uyandırdığımız için düşman görülüyorduk.

Para karşılığında kapitalizmin sonsuza kadar yaşatılması gerektiğini düşünen ve bu yolda çalışan milyonlarca bilim insanından reklamcısına kadar gece gündüz kafa yoranlarının olduğundan da yeterince bilgili değildik. Parlak ışıklar, cici bici elbiseler, yeryüzü cennetleri yaratmak vb. ne varsa körüklendikçe körüklendi bizler de alık alık bir gün bunlardan bizim de olacağını düşünerek ortalıkta dolaştık.

Bakın bizim tarafımızda olan BirGün gazetesinin bugünkü başlığı nasıl?

Elektriği kesik, bir tas yemeğe muhtaç milyonlar yarattılar YIKILSIN BU DÜZEN

Yukarıda söylediklerimizin aynısı işleniyor. Gerçekler ne kadar dile getirilirse getirilsin değişen bir şey yok. Herkes kendi halinde. Sızlansa da, dövünse de gidip gidip sistem partilerine oylarını veriyorlar. Ekmekleri için, gelecekleri, çocukları için işçiler haydi greve deseniz dönüp bakmıyorlar bile. Küçük bir azınlık çıksa bile ismi bile okunmuyor. Greve çıkmalarının bedelini daha da ağır ödüyorlar. Evlerinde elektrikler kesikmiş, odları ocakları yanmıyormuş ne önemi var havasında bir dünyada yaşıyoruz. İşte bu yüzden kendileri 30 bine, 40 bine geçinemeyenler bizlere 3 bin lira asgari ücreti bile çok görerek kapıyı gösteriyorlar.

Baksanız ya yine bizim tarafta olan Evrensel gazetesinin bugünkü başlığı ne?

Hamallık, köftecilik, kasiyerlik yurt dışı; her şey var ÜNİVERSİTELİ İŞSİZE BİR TEK GELECEK YOK!

Eee ne yapalım arkadaşlar, gördüğünüz gibi bugün de yoksuldan ve işsizden yana tavrımızı koyduğumuza göre devrimci görevimizi yapmış sayılırız diye düşünülüyor olsa gerek ki bir sonraki gün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ne değişen bir şey oluyor ne de yığınların yoksulluğunu söyleyenlerin kapısı insanların hücumuna uğruyor.

Öyleyse ne yapacağız?

Başka bir yol bulacak ve bütün safsataları yıkıp geçecek, halk düşmanlarına, emekçi düşmanlarına da Hanya’yı, Konya’yı gösterip sırça köşklerinden çekip aşağı indireceğiz.

Ama nasıl?

Nasıl sorusunu sormaya devam ederek…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA