turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞTE İSRAİL KARŞITLIĞI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 ARALIK 2019

Utanmazlığın böylesi görülmüş şey değil. Mehmetçiğin kanını ranta çevirmek isteyen AKP ve saray Libya’ya asker göndermemizin hukuki alt yapısını gerçekleştirmişmiş. Böylece askerlerimiz kimi temsil ettiği tartışılır, Trablus’a sıkıştırılmış Serrac’a desteğe gidiyormuş. Hiç düşündünüz mü bu iş nasıl bu kadar kolay olabilir diye? Demek ki Mehmetçiğin kanı üzerinden parsa toplamak isteyenler var ki yalakalığı kimseye bırakmayan geçmişini de yakinen bildiğimiz Türkiye gazetesi bu haberi baş sayfasından öne çıkararak vermiş.

Bugünlerde 2020 yılının TBMM’de bütçesi görüşülüyor. Onca eleştiriler karşısında tınmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Mecliste bulunan muhalefet milletvekilleri ne söylerlerse söylesinler imamlar bildiklerini okuyorlar. Çünkü 2020 yılı bütçesi sarayda zaten son şeklini alarak meclise gelmiş. Geriye sadece parmakların kalkıp indirilmesi kalıyor. Hoş, öyle bir durum olsa ki sarayın hazırladığı bütçe reddedilmiş olsa ne olacak ki? Son Anayasa değişikliği ile istediği gibi bütçe hazırlama ve uygulama yetkisi Recep Tayyip Erdoğan’a verilmemiş mi? Hani bu gerçeklere karşın mecliste bir kaşık suda fırtına koparılmasının ne anlamı olur değil mi? Bizler yine de varsın olsun diyoruz, çünkü yaşamını yitiren çok değerli kardeşimiz Ömer Gürcan’ın dediği gibi doğrusu;

ÇOK EĞLENİYORUZ ÇOK!

Oysa mecliste bütçeleri görüşülürken orada bulunan bakanların haline bakın bir. Öyle şaşkınlar, öyle şaşkınlar ki ne diyeceklerini bile bilecek konumda değiller. Bu konuda bildiğimiz kişi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu marifetlerini sergileyip yine ona buna sataşarak had bildirmeye kalkıyor. Özellikle de HDP’lilere yönelik kışkırtıcı sözler söylüyor.

Ama bir yerden sonra işin tadı tuzu iyice kaçıyor ve hukuksuzluğa, yolsuzluğa, hadsizliğe bulaşmış bir iktidar saldırganlığı karşısında yok böyle şey demekten kendinizi alamayıp kendinizi isyanlarda buluyorsunuz.

Tartışmalarda yeri geldikçe her şey konuşuluyor ama bizim imamlar abdest bardağı gibi dizilmişler onun bunun üzerine yürüyüp duruyorlar. Siz Kanal İstanbul mu dediniz, inanın AKP milletvekillerinin hemen büyük bir bölümünün bu proje ile ilgili fikirleri bile yok. Hani liderleri demiş ya dünya çapında bir proje diye bu yüzden onlar da binmişler bir kayığa gidiyorlar hep birlikte kıyamete. Adamların ne Montrö Anlaşması’ndan haberleri var ne ABD’nin bu anlaşmayı delme teklifinden. Ya da gizli gizli bu iktidarın başı ABD ile görüşmüş mü bunu bile bildikleri yok. Biliyorsunuz Karadeniz’de en geniş kıyıları olan iki devlet var. Birisi Rusya, diğeri de Türkiye. Montrö Anlaşması ile de boğazdan Karadeniz’e savaş gemilerinin geçişi engellenmiş. ABD emperyalizmi ve emperyalist ülkeler Montrö Anlaşması nedeniyle Karadeniz’e geçemiyor dolayısı ile de Karadeniz’i bir savaş denizi haline getiremiyorlar. Son zamanlarda SSCB yıkıldıktan ve Sosyalist Sistem çöktükten sonra emperyalizmin gemilerinin Karadeniz’e çıkmasının heveslisi ülkeler ortaya çıktı. Ancak onların olması durumu değiştirmiyor. Bu konuda Rusya ve Türkiye’nin tavrı belirleyici konumda.

İşte bütün bu gerçekler ışığında ABD tarafından Montrö Anlaşması delinmek ve işlevsiz bırakılmak isteniyor. Bu işi boğazlardan yapmayı göze alamadıkları için ikinci bir boğaz açarak Montrö Anlaşması’nı fiilen ortadan kaldırmak istiyorlar. İşte AKP ve saray iktidarının dünya çapında bir proje dediği Kanal İstanbul Projesi sayısız tehlikeleri barındırmasının yanında bir de böylesine çaplı bir savaş ortamına da ortam hazırlamış oluyor. Bu konunun ABD ile kesin olarak konuşulup konuşulmadığını bilmiyor olsak bile konuşulmamış olmasını düşünemiyoruz. Çünkü Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir demiş atalarımız.

Evet, İstanbul’un bu proje ile nüfusu 40 milyonu geçecek, kendimizi doğa felaketlerinin içinde bulacağız, bir deprem olsa Türkiye belini zor doğrultacak, suyu, rüzgârı, denizi ne var ne yok hepsi hepsi yok olup gidecek ağır bedeller ödeyeceğiz ama güvenlikle ilgili de öyle sorunlar yaşayacağız ki binlerce akıllı bir araya gelse kuyuya atılan bu taşı zor çıkaracaklar.

Evet, bir şeyler oluyor. Şu Libya işinden sonra Recep Tayyip Erdoğan kalktı İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya verilmesinden başladı İsrail’le ilişkilerin düzeltilmesine kadar bir kağnı laf etti. Oysa her fırsatta bizzat İsrail karşıtı o kadar çok söz işittik ki Erdoğan’ın ağzından bizler alışmıştık palavralara ama saman altından su yürütüldüğünü de biliyorduk ya her fırsatta Müslümanlığı kimseye bırakmayan dinci, imancı takımından çıt bile çıkmıyor olması sizce düşündürücü değil mi? Sizce bu son politik kıvırmalar salt Libya’nın temsiliyetsiz yöneticileri ile yapılan anlaşmalar sonrası çıkabilecek sorunları önlemeye mi yönelik sanıyorsunuz? Eğer öyle düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. Çünkü bu yemek teee ABD’lerde pişirildi Erdoğan’ın da önüne kondu. İşte bu yüzden Rusya Türkiye’yi güvenilir bulmuyor. Bulmadığı için de ister istemez her zaman avucunun içinde bir B planı bulunduruyor.

Sözün özeti siz bakmayın Recep Tayyip Erdoğan ve bu dinci takımının ABD karşıtı atıp tutmalarına.

Dünya yıkılsa, yer yerinden oynasa bu Müslüman takımı boyunlarındaki ABD zincirini çıkaramaz, çıkarıp atmayı aklından bile geçiremez…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA