turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÜN GELİR HESAP SORULUR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 ARALIK 2019

17-25 Aralık operasyonu bildiğiniz gibi hâlâ konuşuluyor olsa da bugün ortaya çıkanları değil, başka başka şeyleri konuşuyoruz. Özetle olanlar belli oldu.

Bu operasyonu Fetöcüler yaptı, Fetöcüler yaptığı için de operasyon tam anlamıyla fiyasko ile sonuçlandı. Bazı gerçeklerin biliniyor olmasının ise gerçekten önemi yok. Pek çok suçlamada adı geçenlere baktığınız zaman durumu anlıyorsunuz. Bunların bir kısmı bir yerlerde sessiz sessiz bekleşip bugüne kadar vurdukları vurgunları çıtır çıtır iç ederken bir kısmı da şu an bile devletin en önemli kademelerinde görevlerini sürdürüyorlar.

Diyelim ki bu operasyon gerçekten demokrasinin olduğu, bir hukuk devletinde olmuş olsaydı bazılarının bugün bulundukları yerde olmalarının olanağı yoktu. Fethulahçılarla bugün kendisini AKP’li veya Recep Tayyip Erdoğancı olarak niteleyenler arasında sahi dün ne fark vardı, birisi çıkıp da söyleyebilir mi? 2002’den sonra devletin ihalelerinden tutun da cemaatin yurt dışında yaptırdığı okullara kadar arkasında duran irade hangi iradeydi acaba? Öküz ölmeseydi ortaklıkta bitmeyecek, bugün da bu iktidar tarafından donumuza kadar soyulacak ve her türlü hak ve özgürlüklerimizden olacaktık, bu iktidarla birlikte de aynı şeyleri yaşıyoruz. Hak yok, hukuk yok, özgürlük yok, ekonomik olarak yıkım yaşanıyor, bazıları ise har vurup harman savurmaya devam ediyor. Keyfiliğin devlet yönetmek olduğu, hiçbir denetim mekanizmasına hesap vermez hale getirilen en tepedeki kurumdan tutun da AKP ve sarayı ilgilendiren sıradan şirketlere bile ne dokunulabiliyor ne de hesap sormanın olanağı var.

Diyanetin bütçesi niye 6 bakanlığın bütçesini solladı diyemiyorsunuz. Deseniz bile söylediklerinizin AKP ve saray nezdinde sinek vızıltısı kadar değeri yok. Sonda Cumhurbaşkanlığı bütçesi neden 17 milyarı geçti, bunun da yanıtı pek yok. Niye ülkemizde bazı kurumların denetiminin hukuk kuralları çerçevesinde değil de fıkıh mıkıh kuralları ile yapılabileceğinin lafları gelip oturdu gündemimize? Dün ticarileştirilen eğitim anlayışını eleştirenler bizdik, o zaman da bu iktidar devlet kesesinden çocuklarını özel okullara gönderenlere nasıl yardım edeceğinden dem vurmuyor muydu? Şu dershanelerle ilgili kapatma kararlarından sonra dağ taş özel okul olunca gördük ki eğitim de merdiven altına inmiş. Bunları da eleştirenler biz solculardı. Şimdi özel okulların iflas furyası başlatıldı. Belki de bilerek, istenerek böyle bir yol seçildi bilemiyoruz. Öyle ya devlet okullarının yarısı imam hatip okulu olmuş. Diğer yası ise imam hatip okullarını aratmaz hale gelmiş. Ortalıkta tecavüzcü tarikatlar, cemaatler, vakıf ve dernekler cirit atıp okulların içine dalmışlar. Özel okullarda ise durum farklı. İster istemez insanın aklına gelmiyor değil, siz de okullarınızı dini eğitim veren okullara çevireceksiniz denilmiş de bir sorun olduğu için mi acaba bir şeyler birdenbire tersine döndü? Hani, AKP ve saray simitçisini bile devletin olanaklarıyla kurtarırken iş eğitime gelince niye ne halleri varsa görsünlere yatılıyor?

Gerçek o ki AKP ve saray iktidarı yolsuzluğu, vurgunu, talanı, doğaya, insana ve hayvanlara karşı işlenen suçların hiçbirisini suç saymıyor. Onlar yapıp ettiklerinin kılıfını bile uydurmuşlar. Ne yapılıyorsa din için yapılıyorsa suç değildir, yapılabilir noktasına geldik. Ülke öyle bir saçmalığın içine itildi ki gerçek enflasyon 50’ler varmış dayanmış (çünkü hesap yapılacaksa temel ürünlere ne kadar zam yapılmış ona göre enflasyon hesaplanmalı) bunların TUİK’i asgari ücrete 200 lira ancak zam veriyor. Bu gerçekler konuşulduğunda da ortaya atılan yaygaracılar; “hiç mi iyi şey yapılmadı” diye höykürüp duruyorlar. Yok, köprüymüş, tünelmiş, alt geçitmiş, şehir hastaneleriymiş, hava alanlarıymış ha babam palavra kesiyorlar. Bu sözleri söyleyenler bir kez olsun bu yapılan şeylerin bize neye mal olduğunun hesabını yaptıkları yok. Haberlerde görüyoruz. Bazı hastaneler taşınmış, kullanılır malzemeleri ise hurdaya satılmış. Hastaneler vurgun alanı haline gelmiş, köprüler de, tüneller de bilmem kaç gidiş gelişli yollar da hep kapılar birilerinin vurgununa açık hale gelmiş. İşte bu yüzden birileri övüyor, bizlerse bütün bu olup bitenleri suç, sorumlularının da yargılanması gereken kişiler olarak görüyoruz.

Dünkü yazımızda Pakistan darbecilerinden Pervez Müşerref’in aldığı idam kararına değindik. Ama o kişiden fazla söz etmedik. Bu adam dibine kadar ABD yanlısı idi ve Müslümandı. Geçmişte Pakistan’da emperyalistlerin Yeşil Kuşak formülüne göre SSCB’nin kuşatılması görevlerini yüklendiler. Emperyalizm adına iyi iş çıkardıkları da bir gerçek. Ancak dincilerin birbirlerine düşmüş ve ülkelerini kan gölüne çevirmiş olmaları da bir rastlantı değildir. Bu yüzden de bütün İslam dünyası koyu bir karanlığın içindedir. Koyu bir karanlıktan gelmişler ve koyu bir karanlığa gitmektedirler ancak içlerinde bir avuç haramzade de İslam adına herkesi kör ve sağır hale getirmişlerdir ki bugün konuşan Emine Erdoğan Dünya halifeliğinin görevlerini yerine getirdiklerini söyleyerek cumhuriyeti, demokrasiyi, hak ve özgürlükleri ne kadar yadsıdıklarını da açık açık ifade eder haldedir.

Bu yüzden bu kadar kolay suçu bile dine dayandırıp işleme eğilimindedirler.

Bizlerin görevi ise bu eğilimi bozmak ve hesabını sormaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA