turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


‘SOL PARTİ’

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 ARALIK 2019

Daha yazının başında söylemek isteriz ki bir kongre ile adını değiştiren Özgürlük ve Dayanışma Partisi’ne eleştirimiz dostça bir eleştiridir.

Bu eleştiriyi yapmamızın nedeni de önceki ismini değiştireceği ve yeni bir isim alacağını belirten bu dostlarımızın sol ve sosyalist çevrelere vermek istediği ileti ile ilgilidir.

Biz bekliyorduk ki Özgürlük ve Dayanışma Partisi ismi daha sosyalizan bir isimle yer değiştirip yoluna devam edecek. Ancak umduğumuz olmadı. Özgürlük ve Demokrasi Partisi ismi çok daha ilgi çekici iken değiştirilen isimle birlikte partinin adı ‘Sol Parti’ oldu ve önceki isminin çağrıştırdıklarının da gerisine düşerek tam bir anlaşılmazlığa parti ismiyle de çekilmiş oldu. Ecevit’in geçmişte kurduğu bugün bile aynı isimle devam eden partinin adının Demokratik Sol Parti olduğunu düşünürsek sol sözcüğünün sınıfçı bir temele oturmadığını, yelpazesinin sağı, sağın da biraz soluna geçen bir özellik taşıdığını kolaylıkla anlamamız olasıdır.

Öyleyse bu ismin alınması Dev-Yol kökeninden gelmiş olan bu arkadaşlar için sınıfçı bir karakter de taşımadığı halde çekici gelmesinin nedeni ne olabilir?

Bu sorunun yanıtını geçmişte önemli bir gücü barındıran ve devrimci dinamizmi olan Dev-Yol çizgisinin kendisinde aramak gerekir ki bu ismi seçenlerin taşıdığı kaygı tam da bu nokta ile örtüşmektedir. Bilindiği gibi Dev-Yol çizgisi kendisini sol olarak tanımlayan ama hiçbir dönemde sosyalist ya da komünist olarak nitelemeyen devrimci bir hareketti. Hareket diyorum çünkü ta Özgürlük ve Demokrasi Partisi kuruluşuna kadar da partileşmek gibi bir kaygı taşımadı. Evet, kendisini sol olarak tanımladı, silahlı mücadeleyi savundu, taşıdığı dinamizmle de Türkiye devrimci hareketi içinde önemli bir yeri oldu ancak hepsi hepsi bu saydıklarımızla sınırlı kaldı. Daha da önemlisi ideolojik belirsizlik nedeniyle de pek çok parçalara bölündü, bugün adını ‘Sol Parti’ olarak değiştiren bu parti de o bütünün bölünmesi sonrasında ortaya çıkan parçalardan biridir.

Anımsarsanız pusulasını sınıf pusulası ile örtüştürmediği için partileşme süreci döneminde Birleşik Sosyalist Parti’yi (BSP) içine alan tartışmalarda partinin isminde sosyalizm sözcüğü olmaması için onca tartışmalar yaşandıktan sonra Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖDP) isminde karar kılındı. Sonra bu partiyi oluşturan parçalar birer birer ÖDP’den ayrıldılar ve ana gövde neredeyse Dev-Yol kökenlilerin oluşturduğu bir parti olarak kaldı.

Şimdi bu partinin solculuk ve devrimcilikle ilintisini Mahir Çayan ve arkadaşlarını dışında tuttuğumuzda geriye kalan ne olabilir acaba? Kaldı ki günümüzde her şeyi konuşabiliriz. Bir hareket düşünün ki yıllarca alanlarda ‘Mahir, Hüseyin, Ulaş, Kurtuluşa kadar Savaş’ sloganı devrimci mücadele için bir kararlılığı ifade eder doğru da böyle bir hareketin devrimcilik ve solculuk bağlamında sınırlarını acaba anlaşılır kılmaya yetebilir mi?

İster Mahir Çayan, ister Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil ya da İbrahim Kaypakkaya olsun dönemlerinde yazıp çizdikleri bir kararlılık bildirgesinin ötesine geçmemişken, yazılıp çizilenlerin hemen neredeyse tamamı Latin Amerika devrimciliğinden ve Mao çizgisinden çevirilerden ibaretken bugün Türkiye’de sol ve sosyalist hareket bu anlayışa noktası noktasına bağlı kalarak solculuğunu ve sosyalistliğini sağlam bir çizgiye oturtabilir mi ya da oturtabilme şansı var mıdır?

Haydi, bunları geçtik, CHE Guevara’yı dünyanın herhangi bir yerinde tanımayan solcu ya da sosyalist bulabilir misiniz? Küba’da devrimin başarıya ulaştırılmasında ve sosyalizmin inşasının başlangıç döneminde Che Guevara’nın emeğini kim yadsıyabilir? Onun posterleri ile meydanları dolduranlara kimin sözü olur? Ya peki bizim devrimcilere, gençliklerinin henüz baharında olan yiğitlere ne diye olumsuz sözler söyleyip de kendi isyancı yanımızı hepten köreltelim?

Bazı şeyler vardır ki söylemeden geçilemez. Örneğin nedir şehir gerillacılığı ya da kırlardan kentleri kuşatan halk savaşı betimlemesi bugün bizim mücadelede hangi yanımızı doldurabilir? İşti bu yüzden kimse ama kimse Ne Che Guevara’ya ne Mahir Çayan ve arkadaşlarına ne Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına ne de İbrahim Kaypakkaya’ya bugün bile aynı noktadan yürüyerek yapılan hataları yüklemeye ne hakkı vardır ne de böyle bir yol ve yöntemle doğrular yerine oturtulmuş olabilir.

Yazıyı uzatmak istemiyorum. Benim ki aha bir fırsat çıktı bağlamında kimseye had bildirmeye yönelik değildir. Ama bir gerçeği de Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin isim değiştirip ‘Sol Parti’ olması nedeniyle geldiği noktanın sakatlığını söylemeyi de kendi açımızdan dostane bir yaklaşım olarak görürüz. Böyle bir isim genel bir solculuğu çağrıştırmak olduğu kadar aynı zamanda da solun sınıfçı karakterinin içini boşaltmak anlamı taşır. Bir anlamda da solcuyum diyen bizim partiye gelsin çağrısıdır ki bu anlayış Dev-Yol’un geçmiş çizgisinde de vardır.

Bu yüzden de Özgürlük ve Dayanışma Partisi için ‘SOL PARTİ’ ismi hiç de atılım yapmasını sağlayacak bir adım olmayacak, aksine sol ve sosyalist partiler tarihinde gereksiz bir adım olarak yerini almış olacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA