turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ANINDA GÖRÜNTÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 ARALIK 2019

Şu Libya olayı göreceksiniz Türkiye’nin çok başını ağrıtacak. Libya’nın kimi ne kadar temsil ettiği tartışılır Trablus’a sıkışmış iktidarı ile AKP ve saray iktidarı bir anlaşma yaparak Doğu Akdeniz’de nasıl söz sahibi haline geldiğimizi yalanla kandırıp uyuttuğu kendi yandaşlarına bol bol propagandasını yaptı.

Konunun etkisine baktık etkisinin salt yandaşlarla sınırlı kalmadığını da görerek vah vah çekmekten kendimizi alamadık.

Neden derseniz söyleyelim; bir kez anlaşma yapılan ve Libya’yı temsil ettiği savlanan iktidar Trablus’u bile koruyacak konumda değil. Hafter güçleri Trablus’un dış mahallelerini kuşatmış kenti her an düşürebilirler. Peki, bu durumda yapılan anlaşmanın bir hükmü olabilir mi? Olamaz. Bizce Trablus düşmese de olamaz. Çünkü buraların korunması Serrac iktidarının üstesinden geleceği bir durum değil. İşte o zaman bu işi yapacak güçler kim ya da kimlerdir sorusu aklımıza gelmektedir. Ölçtük, biçtik, çarptık, böldük ortada ülkemizi batağa süren AKP ve saray iktidarından başka kimsecikler bulunmuyor. Oysa Hafter’i destekleyen Libya halkının önemli bir bölümü, öte yanda da dış desteği gözümüzün önünde koskocaman bir güç olarak karşımızda durmaktadır. Türkiye’nin böyle bir durumda Libya’ya asker göndermesi ile Serrac’ın yazgısını değiştirmesinin ise hiç mi hiç olanağı yoktur.

Karşı tarafta yer alanlara baktığımız zaman Mısır’ı, Rusya’yı, önemli Arap ülkelerini görmekteyiz. Türkiye ile birlikte davranan tek bir ülke bile bulunmuyor. Son olarak atağa geçen Yunanistan ise işin tuzu biberi oldu. Trablus hükümetine karşı savaşmak üzere Mısır’ın 70’in üzerinde tank gönderdiği haberleri de arka arkaya gelmeye başladı.

AKP ve saray iktidarının Doğu Akdeniz’de başarı kazanabilmesi için tabiî ki de gözetebileceği pek çok şey varken bunların hepsi göz ardı edildiği gibi Suriye politikasında da en küçük bir değişiklik yapmaya yanaşmayan Recep Tayyip Erdoğan var. Bu arada bu bölgede İsrail’i de saymadan geçemeyiz. Bütün bu gerçeklere karşın Suriye politikamızdan da, Libya politikamızdan da vazgeçmeyiz numaraları çeken ve ata yadigârı palavraları sıkan AKP iktidarının eliyle her şey bir kez daha tepetakla edilecek ve bu hatanın bedeli de çok ağır olacak halkımıza da şu an arka arkaya sıralanan vergi zamlarının da ötesine geçerek Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye düşürür büyüklükte olacaktır.

2020 yılı bütçesinin kabulünün arkasından her şeye bindirilen vergiler yaşandığı zaman anlaşılacak gerçekten de sosyal yıkımların nedeni olacaktır. Şu lüks binalara getirilmek istenen vergiler göreceksiniz yoksulundan zenginine kadar herkesin belini bükecek, bu vergilerden fazla etkilenmeyen ve vergileri savunan AKP zenginlerinin dışında herkesin keyfi kaçacaktır. Trafik cezalarından, pasaport ve ehliyetlere kadar zamlar durup dururken yapılmıyor. Çünkü bu iktidar ülkemizi savaş ortamı yasalarına göre idare etmeyi bir kez aklına koymuş bulunmaktadır.

İnanın bu iktidarın her şeyleri şaka gibidir. Ortada fabrika yok, gemilere yüklenmiş getirilmiş ne malzemesi ise o var, bir de üstüne branda çekilmiş araba görüntüleri bulunuyor, üstelik de bunların bütün parçaları dışarıdan getirilmiş ama biz yerli otomobil yapıyormuşuz. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank hemi vallahi hemi billahi şaka gibi birisi. Ne olduğu belirsiz gizlemesi yapılmış iki otomobilin ortasında resim çektirerek bize yerli otomobil şakası yapıyor.
Bitik bir iktidarın alavereleri dalavereleri ile uğraşıp duruyoruz. Şöyle mi olsa, böyle mi olsa, memleketin hayrına mıdır, değil midir, ya deprem olursa, doğa katliamadır, Montrö Anlaşmasıdır bir sürü bilgiye başvurarak bu iktidarı indirmeye çalışıyoruz. Ancak görüldüğü gibi olmuyor. Paradan başka hiçbir derdi olmayan iktidara bizim bilimsel çıkışlarımızın küçücük vazgeçirmeye yönelik etkisi bugüne kadar olmadı bundan sonra da olmayacak. Madem böyle, o zaman bazı şeyler daha köşeli olarak söylenmeli yerine getirileceği de açıkça ilan edilmelidir. CHP’nin Kanal İstanbul Projesi ile ilgili biz iktidara geldiğimizde bu işe girenlerin paralarını ödemeyeceğiz açıklamasının yarattığı etkilere benzer adımlar atılması gerekir.

Örneğin; 31 Mart 2019 öncesi AKP ve MHP elinde olan belediyelerde ne kadar ihale söz konusu ise hepsi masaya yatırılıp incelenmelidir. Ayrıca alacağı olan şirketlere de inceleme sonuçlarına kadar paralarının ödenmeyeceği açıklanarak her şeye para gözüyle bakan iktidarın ayağının altındaki halı çekilmeli, vurgun vurmak isteyen ne kadarı üstenci varsa böyle bir adım atılarak ödleri koparılmalıdır. Göreceksiniz işler karışacaktır.

Yoksa bunca ekonomik yıkım ve kitlelerin yaşadığı cehennem hayatı bunları iktidardan alaşağı etmeye yetmiyor yetmeyecektir. Çünkü yığınlar yoksullaştıkça umarsız ve ne yapacaklarını bilmeyen başı kesik tavuğa dönmektedirler.

Evet, başka neler oluyor?

Ülkede Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlı koltuğunda oturan ve suç işlediği ve çetelerle bağlantısı olduğu için içeri atılıp hapis yatan Mehmet Ağar niye tam da bugünlerde “milliyetçi” iktidarı desteklenmeye soyunmuş ve parti kuran Ahmet Davutoğlu’nu ve Babacan’ı çete kafası ile tehdide kalkışmıştır? Kimdir Mehmet Ağar?

Bugün oğlunu AKP’den dayandığı o karanlık yanına güvenerek milletvekili seçtiren adamsa onun bu adamlığına pabuç mu bırakılır?

Ancak şurası unutulmamalıdır ki artık AKP ve saray için her şey mübah politikası tartışmasız geçerli hale geldiyse ve de bazı mafya bozuntuları AKP’yi destekleme furyası içindeyseler bundan sonra çok daha uyanık olmak zorundayız çok daha!

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA