turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KANAL İSTANBUL’UN ÖĞRETTİKLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 ARALIK 2019

Kanal İstanbul Projesi ülkeye nelere mal olacak bilim insanları sayısız kez düşüncelerini belirtti.

Bu projenin doğal afetlerden, çevre sorunlarına, rant vurgunundan ülke ekonomisine bindireceği görülmemiş yüklere, yaratacağı askeri konulara kadar değinilmedik hiçbir yanı kalmadı. Bütün bu gerçeklere karşın bir kişinin hevesi ve kararı ile bu proje yapılacak deniliyor başka bir şey denilmiyor.

Tartışmalar öyle bir noktaya çekilmek isteniyor ki, bu konuda herkes yetkisiz bir tek Recep Tayyip Erdoğan yetkili izlenimi yaratılmak isteniyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da kim imiş, yetkisi metkisi olmadığı gibi zaten İstanbul seçimlerini de AKP kazanmışmış. Meclis üyeliği çoğunluğunu AKP elinde bulundurduğu için yetkili de belediye meclisiymiş.

Acaba öyle mi? Gerçekten İstanbul seçimlerini AKP mi kazandı? Seçimlerde yapılan hileleri de düşündüğümüz zaman AKP aslına bakarsanız 31 Mart tarihinde de mecliste çoğunluğu sağlamış değildir. Eğer durum bu olsaydı, AKP meclis üyeleri seçimlerini de iptal ettirir tüm İstanbul’da seçimler yeniden yapılırdı. Öyle olmadı. YSK sadece İBB Başkanı seçimlerini iptal etti. Aradaki fark ise 13 binden 800 küsur bine çıktı. Seçimlere bu pencereden baktığımız zaman anlaşılıyor ki CHP 11 ilçenin seçimlerini daha kazanacak ve böylece Erdoğan’ın deyişiyle mecliste de ‘kahir’ ekseriyeti sağlamış olacaktı. AKP de bu gerçeği bildiği için hiç değil kazandığımız meclis üyelerini ve ilçe belediyelerini elimizde tutarız düşüncesiyle hiç bu yakalara basmadı. Yani sözün özü AKP birçok ilçede de meclis üyeliklerinde de sözün özeti çoğunluk değildir. İşin içinde hepimizin gözüne külün üfürüldüğü bir katakulli vardır.

Neyse bugün İstanbul Kanal Projesi’nin ülkeye zararından başka hiçbir getirisi olmadığı halde yapacağım da yapacağım diyen zihniyetin bastırmasını tartışıyoruz. Durum bu olunca da bu konuda bir referandum yapalım diyenlerin haklılığı ortaya çıkıyor. Buna da yanaşmayan AKP ve saray iktidarına karşı İBB Başkan’ının bir kampanya başlatılması yolunda bir karar alarak karşı çıkanların dilekçe ile başta Çevre Bakanlığı olmak üzere CİMER’E de başvurulması için bir çaba içine girdi. Bu çaba sonucu gördük ki İstanbul halkı ellerinde dilekçelerle ilgili yerlere koştular. Dilekçe vermek isteyenler soğuk, yağmur demeksizin uzun kuyruklar oluşturdular. Bu konuda CHP’nin parti olarak bir kampanya başlatmamış olması ise bizce düşündürücüdür.

Her neyse; bu kuyrukta bekleşenleri gördüğümüz zaman bize sorarsanız içimiz sızladı. Bekleyenlerin hemen hepsinin 50 yaşın üstünde olması bize bir başka hazin görüntüyü anımsattı. Rusya’da sosyalizmin yıkılmasına karşı çıkanlara baktığımız zaman onların yaşları da bizim ülkemizde dilekçe vermek isteyenlerin yaşlarıyla üç aşağı beş yukarı aynıydı.

Böyle olunca insanın aklına ister istemez şu soruyu sormak geliyor.

BU ÜLKENİN GENÇLERİ NEREDE?

Evet, bu ülkenin gençleri nerede? Gençlerimizin yaşlı anneleri, babaları, anneanneleri ve dedeleri bekleşirken acaba gençlerimiz niye bu kuyrukta yoklardı? Tamam, gençlerimizin büyük bir bölümü belki dilekçelerini internet üzerinden yollamışlardır fakat bu görüntü yine de karşı çıkan gençlerin vurdumduymazlığını gizleyemiyor. Sıraya girmişlerin arasında gençlerin olmayışı dikkati çekerken onca sol ve siyasi partiler niye bu konu ile ilgili bir duruş sergileyip kitleleri harekete geçirmiyorlar anlaşılır bir şey değil.

Söze gelince mangalda kül bırakmayanlardan hiçbir açıklama gelmeyişi dikkat çekici değil mi?

Haydi diyelim ki böyle bir eylemi faydasız bulup daha devrimci işler yapmak gerekir diye düşünenler var, bu yüzden de bu dilekçe işi önemsenmiyor. Peki, nerede o zaman daha devrimci eylem?

Bu yüzden Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) olarak ülkemizin onurlu gençliğine sesleniyoruz;

Kanal İstanbul Projesi ile ilgili dilekçelerinizi ister doğrudan ister internet aracılığı ile ama özellikle doğrudan ilgili yerlere iletmek için sizleri göreve çağırıyoruz.

Çünkü bu da mevcut kurulu düzene karşı çıkma yöntemlerinden birisi olup biliyoruz ki her şeyi yapabileceklerine inanmış görünen kesimlerin yüreklerine korku salacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA