turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CURCUNA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 ARALIK 2019

AKP ve Saray iktidarında kim bilir daha neler göreceğiz?

Dün neredeyse saatlerce ülkemizde curcuna yaşandı.

Yandaş televizyonlar neyi nasıl vereceklerini şaşırdılar. Bilgisayar becerikliliği ile hazırlanmış şatafatların içinde yüzdük desek yeridir. Koca koca adamlar, mafyatik bir giyim tarzıyla giydirilmiş görevliler, başları çoğunlukla kapalı bir kısmı açık hanımefendiler toplantı yerini doldurmuşlar, bir coşku bir coşku ver coşku bekleşip duruyorlar. Oklava yutmuş gibi bir sağa bir sola huşu içinde bir saygınlıkla koşuşturanlar, ışık gösterileri, yaptırılan arabalar aman Allah’ım ne ararsanız buradayım diye bağıran bir görgüsüzlük. Sonra muhteremin alçakgönüllü pozları. Malum böyle bir başarı hayatta kaç kişiye nasip olur değil mi? Bu ülkede sanki uçak yapılma işi bile daha cumhuriyetin ilk yıllarında denenmiş ama devam edilememiş. Çünkü bütün bu sıçramaların önünü kesen bir güç söz konusu. Araştırın göreceksiniz, şimdiye kadar değil yerli otomobil daha neler neler yapılabilirdi ama bütün bunların önü emperyalist dünyanın politikalarını savunan ve onların bir dediğini iki etmeyen şimdiki yöneticilerin babaları, dedeleri tarafından kesilmiş ya ne gam onlar şimdi yerli otomobili yapıyorlar ya siz ona bakın!

Burada duralım isterseniz. Bu son otomobillerin ortada daha ne fabrikası var ne de inandırıcı gelen bir yanı. Senin, benim paralarım verilmiş bir İtalyan firmasına bilmem kaç milyon dolar para ile onlarda örnek otomobiller yapıp göndermişler ve demişler ki sizin arabalarınız böyle olacak. Unutmadan not düşelim bu otomobillerin neredeyse yüzde yüze yakını yabancılarca yapılmış.

Uçuyoruz Alimallah! Bu otomobillerin ilk siparişi bile verilmiş. İlk otomobilin alıcısı Recep Tayyip Erdoğan olmuş.

Evet, ülkenin bir yanı güllük güneşlik diğer yanı yas evi gibi. Bir yanında para denilen mübarekle neredeyse top oynanıyor, diğer yanında üç kuruşa büyük para gözüyle bakılıyor. Günlerce asgari ücret artışını konuştuk. Sendikalar şundan aşağı olursa biz yokuz dediler. Türk-İş sürekli hava basarak bizim istediğimiz ücretten aşağı bir teklif olursa masadan çekiliriz, 1 milyon üç yüz bin işçiyle de karşılarına dikiliriz dedi fakat son güne kadar da çekilmeyip Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk rakamı dile getirince kısa bir konuşma yaparak masadan ayrıldı. Sanki daha önce böyle bir rakam hiç konuşulmamış da bakan ilk kez açıklıyormuş kerizine yatarak Türk-İş temsilcisi şov yaptı. Masada geriye iki sevinçli kişi kaldı. Birisi Bakan Zehra Zümrüt Selçuk diğeri de işverenlerin temsilcisi.

Ha bu arada bir de muhteremin rakamlar bir açıklansın benim de bir jestim olacak demesi vardı ya o da “yerli” otomobil curcunası yüzünden güme gitti. Bakan ise boynunu ve gövdesini hafif sola yatırarak işçileri enflasyona ezdirmediklerini maaş artışını üç puan yukarıda tuttuklarını söyleyerek bütün çalışanlara nanik yapıp onlarla adeta alay etti.

Bir ülke düşünün ki, en temel maddelerden tutun da iğneden ipliğe kadar yüzde 50’leri geçen zam yapılsın sonra da Merkez Bankası ısmarlama enflasyon rakamları açıklayarak bu rakam üzerinden yığınların gözüne kül üfürülsün. Hiç olacak iş mi kim yutar ki bu alengirli zartzurtları?

Ha bu arada bir şey daha yaşandı. Sözcü Gazetesi yazarlarına cezalar yağdırıldı. Neymiş efendim bunlar Fetöcü değilmişlermiş ama olmadıkları halde Fetöye yardım etmişlermiş. Şu yargının düşürüldüğü ve de düştüğü duruma bakın bir. Talimatla karar veren bir haldeler ki bin yıl geçse nasıl yargıç olduklarını unutturamazlar. Hani insanın bu karardan sonra keşke fetöcü olsalarmış diyesi geliyor. Öyle ya Recep Tayyip Erdoğan’dan tutun da önde gelen AKP’lilerin hangisi Fetöcü değildi ya da hangisi Fetöye bilerek, isteyerek yardım ve yataklık yapmadı da bu tarakta bezi olmayanlar fetöcülükten ya da yardım etmekten ceza alabiliyorlar? İşte buna tartışmasız yavuz hırsız ev sahibini bastırır denir.

Sözün sonuna gelelim.

AKP ve saray iktidarının pili bitmiştir. Bu yüzden de son bir can havliyle herkesin canını yakmaya yeltenmekte ve de düşünülenden ağır bedellerin ödeneceği son dönemece gelinmiş bulunmaktadır.

Eğer bütün demokrasi güçleri bu gerçekler ışığında düşünmez ve davranmazsa ne büyük bedellerle karşı karşıya olduğumuz kısa zamanda görülecektir.

Şimdi ilk iş Libya’ya asker gönderme teskeresi vardır. Bu teskerenin geçirilmemesi için her şey yapılmalı, AKP’nin tehlikeli sulara ülkeyi atma girişimine geçit verilmemelidir.

Sonrasında asgari ücretler ve Kanal İstanbul ve demokratik hak ve özgürlükler üzerinden bu iktidarı geriletmek için elimizden geleni yapmalıyız.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA