turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAPİTALİZM BİTTİ KURTULUŞ SOSYALİZMDE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 ARALIK 2019

Şu dünyanın haline bakın bir. Taa 10 bin kilometre uzaktan ABD burnumuzun dibine gelmiş Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Çin Seddi’ne kadar olan bölgeyi raptı zapt altına almak istiyor. İktidarlar yıkıp kendisine bağlı işbirlikçi iktidarlar oluşturmaya çalışırken bir yandan da bütün dünyada çatışmaları hızlandırmak için her yolu deniyor. Yaşanan bu gerçeği oturup düşününce yanıtını bulmakta da gecikmiyorsunuz. Biliyorsunuz ki kapitalist/emperyalist sistem başka türlü varlığını sürdüremez. Daha çok para kazanması ve dünyanın dört bir yanındaki kaynakları ele geçirmesi gerekiyor. Dolayısı ile de ABD 10 bin kilometre uzaklık falan demiyor, dünyanın her yerine kancasını atarak dünya halklarının kanını hortumlayıp uluslararası şirketlerin kasasına akıtıyor. Bu yüzden de savaş onlar için leblebi çekirdek gibi bir şey. Yüksek teknoloji ile istedikleri yeri vurabildikleri gibi kendi askerlerini de fazladan tehlikeye sokmaksızın işbirlikçi yönetimlerden kuvvet de alarak hemen her istedikleri yerde oluk oluk kan akıtıyorlar.

Süreç böyle işlerken, ABD emperyalizmine maşalık etmiş olanlar, maşalık ettikleri süre içinde bu işin nasıl yürüdüğünü keşfederek kendileri de Amerika’ya benzemek için benzer yönde adımlar atmak gereğini duyumsuyorlar. Bu gerçeği ilk yüksek sesle dile getiren tabiki de Turgut Özal olmuştu. Ona göre Türkiye neden emperyalist olup bölge ve daha uzaktaki ülkelere yerine göre anlaşmalarla, yerine göre durumdan yararlanarak, yerine göre de askeri güç gösterip gözdağı vererek bu iş pekâlâ yapılabilirdi. Bu yönde adımların da atıldığına tanık olduk.

Doğaldır ki bu gerçeği görenlerin kimisi hemen ideolojik saptamalara giriştiler. Türkiye basbayağı emperyalistti işte. Bu görüşü çok da yerine oturtamayanlar hemen başka bir görüş ürettiler. Onlara göre de Türkiye altemperyalist bir ülke idi. Öyle ya ABD emperyalistlerinin gemi gönderilmesi için görev paylaştırdığı ülkeler arasındaydık. Bizim gemiler de çeşitli kritik bölgelerde dolaşmaya başladığına göre niye bu işi tek başımıza da yapmayalım ki değil mi?

Turgut Özal dedik de, onun ömrü yetmedi. Şimdi ise Osmanlı düşleri de gören AKP ve saray iktidarına bu anlayış ne kadar da çekici gelirdi bir oturup düşünseniz ya? Tam da bu noktadan yürüyerek Türkiye Suriye’nin içişlerine karıştı. Dinci, gerici İslami terör örgütleri başta ABD olmak üzere kapitalist/emperyalist dünya tarafından desteklendi. Türkiye’de ABD’nin yanında üstüne düşen görevi böylece fazlasıyla yerine getirmiş oldu. Afrin, El Bab, İdlib derken İslami terör örgütlerinden devşirme ÖSO’cularla bir hayli iş başarıldı. Daha sonra ÖSO’cular oldu Suriye Milli Ordusu. Bu ismi niçin ve ne hakla AKP ve saray iktidarı katiller topluluğuna verebildi biliyoruz nedenini.

Astana süreci Türkiye’ye bir görev yükledi. İdlib’de Türkiye gözlem noktaları oluşturacak burada bulunan terör örgütlerini silahsızlandıracaktı. Şimdiye kadar Türkiye’nin bu yönde attığı küçücük bir adım olmadı. Sonuçta ise Suriye ve Rusya birlikte İdlib’te yuvalanmış olan İslami terör örgütlerinin tepesine binmeye başladı. Yuvalarından çıkarılan katiller ise Türkiye topraklarına sivil halkla birlikte akın akın gelmeye başladılar. Kim bilir belki de önemli bir kısmı Libya’ya gönderilmiştir bile. Çünkü burada savaşanların önemli bir kısmı da Libya’dan gelen İhvancılardı.

Bütün bunlar yaşanırken dün Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Hatay’a gitti. Orada sınır birliklerini ziyaret ederek şöyle bir demeç vermek gereği duydu.

“İblid’teki gözlem noktalarından çekilmeyeceğiz, gerekirse karşı koyarız.”

Siz şu akla bakın bir. Orada bizim askerler ne rol almışlar şimdi ise nasıl bir role soyunuyorlar bilmem nedenini kavradınız mı? Gördüğünüz gibi Türkiye Suriye’de görülmemiş bir bataklığın içine saplanmış bulunmaktadır. Bazıları Suriye olayından ders alınıp Libya’ya gidilmeli ama Suriye’de yaşananlardan da ders alınmalıdır diyerek Libya’ya asker gönderilmesini savunuyor. Bu görüşleri dile getirirken de açıktan açığa emperyal amaçlar için başkaları yapıyor da biz niye yapmıyoruz diyecek kadar da ileri gidebiliyorlar.

Libya’ya asker gönderilmesi için teskere bugün TBMM’ye sunulacak ve olağanüstü görüşmesi sağlanarak bir an önce çıkarılması isteniyor ya işte bu emperyal amaçlara hizmet etmek, AKP ve sarayın bir övünç nişanesi olarak eline koz geçirmesini sağlamak için pek çok çevrelerde savunulur oldu. Dün akşam Ceyda Karan’ın Tele 1’de bir Prof. bir büyükelçi bir de bayan bir tartışmacısı vardı. Bayan tartışmacının görüşleri oldukça netti ve niçin Libya’ya asker gönderilmemesi gerektiğini dile getiren düşünceleri vardı. Bay Prof. Ve Bay Büyükelçi ise Libya’ya asker gönderilmesini savunuyordu, bunu yaparlarken de herkes yapıyorsa niye Türkiye yapmasın havasındaydılar.

Onları dinledikten, AKP ve saray iktidarının 17 yıllık iktidarı döneminde yaşananlara baktıktan bölgemizde ve dünyada yaşananları analiz ettikten sonra kapitalizmin bitmiş olduğu o kadar belli ki bu konuda fazla söze hacet bile yok.

Sosyalizme gelince; sosyalizm zaten insanlığın tek kurtuluş seçeneği. O seçenek de giderek çok daha belirgin hale gelmeye başladı. Bütün dünyada görünen bu iken neden sosyalizm insanlık için hâlâ bir düşmüş gibi algılanmakta işte bu gerçeği çözümleyip ortaya çıkarmak gerekiyor. Bu konuya sık sık değiniyoruz. Önümüzdeki günlerde de sık sık değineceğiz. Ama şimdilik bir tanesini söyleyelim.

İktidarı ele geçirecek olan özne yani parti konusunda sorun var.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak bu konuya dün de kafa yoruyorduk bugün de yoruyoruz, yarın da yoracağız.

Ancak hiçbir zaman bu işin sağa dümen kırarak halledileceğini de asla düşünmüyoruz. Dün parti anlayışımız neyse bugün de odur, yarın da o olacaktır. Bazılarının dediğinin tersine yukarıdan aşağı bir örgütlenme modelini güçlendirerek ve kitleselleştirerek ve de asla Marksist-Leninist öğretiden ödün vermeden ya çözeceğiz ya çözeceğiz diye düşünüyoruz.

Bu da bizim için yeni yıla yani 2020 yılına bir iletimiz olsun…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA