turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


2019’U UĞURLARKEN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 ARALIK 2019

Hemen her yıl geride bırakılan aynı dileklerde bulunulur. Yeni yıl için iyi dileklerde bulunularak herkese, bütün insanlara ve özellikle de insanlar kendilerine ne istiyorlarsa onu dillendirip fısıltılarını evrene gönderirler. Bu işi kimi insanlar gerçekten inandıkları için, kimileri alışılagelmişi yinelemek için bir kısmı da şirinlik numarasına yatarak milyonları kandırmaya yönelik bir fırsat olarak düşünüp gereken iletilerini hedef kitlelerine bildirmeyi ihmal etmezler.

Ancak bir söz vardır, Perşembenin geleceği Çarşamba’dan bellidir diye, işte dünyamız da bu gidiş çerçevesinde dileklere karşı umursamazlık göstermez yaşananlar ışığında yaşanacakları dilek sahiplerinin önüne koyuverir. Bu yüzden de geçmiş yılları insanlar anarlarken aman bana 2019’dan söz etmeyin diyerek sanki 2020 yılında ve sonrasında çok daha iyi şeylerle karşılaşacaklarmış gibi kendi kendilerine gaz verip durmayı yerinde bir tutummuş gibi kabul edip bir ölçüde de olsa rahatlamayı seçerler.

Her neyse biz konumuza dönelim. 2019 yılında ülkemizde geniş halk yığınları neler gördü, neler yaşadı kısa bir özet çıkaralım isterseniz.

2019 yılı sömürü, baskıların yoğunlaştığı, özgürlüklerin yok edildiği, soyguncuların vurgunlarının tavan yaptığı, yargının işlevsiz hale getirildiği, TBMM’nin işlevinin neredeyse ortadan kaldırıldığı, tek kişinin her dediğinin kanun gibi algılanarak yerine getirildiği, bol hainli ve teröristli suçlamaların yapıldığı, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde AKP ve saray iktidarı ile birlikte ‘cumhur ittifakı’ içinde yer alan kesimlerin önemli mevziler yitirdiği bir başarı kazanılmış olsa da sonuç çok da değişmedi. İktidar yönetim dümeninin başında olması hesabı ile özellikle HDP’nin seçimleri aldığı yerlerdeki Belediye başkanlarını görevden alarak yerlerine kayyumlar atadı, çaplı tutuklamalara girişti. CHP’li belediyelere karşı ise iş yaptırmama kampanyası açarak bu belediyeleri başarısız kılmak için her yolu denedi. Yetmedi, kendi döneminde yapılan yolsuzlukların bile CHP döneminde yapıldığı şeklinde bir algı yaratma kumpanyasına girişti ki değmeyin gitsin.

Ekonomik yıkım diz boyuydu fakat bu iktidar her şeyi kağıt üstünde düzelterek her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir çaba içinde oldu ve enflasyonun aşağı çekildiği ileri sürülerek milyonlar sefaletin iyice dibine itildiler. Çarşı ve pazarda başka seyreden enflasyon emirle ilgili yerlerde çok düşükmüş gibi gösterildi. Sendikalar, sol ve sosyalist siyasi partiler iktidarın ağır baskıları altında kıpırdayamaz hale getirildi. Sendikalar işçilerin ekonomik, demokratik ve sosyal haklarını değil savunmak lafını bile edemez konuma düşürüldü. Sendikaların yaptırım güçlerinin elinden alınması nedeniyle ve de en önemlisi sarı sendikacılar yüzünden işçiler her defasında patrona pazarlanıp palavra kesilerek sanki işçiden yanalarmış gibi bir görüntü ile zevahir kurtarılmaya çalışıldı. Görüntü bildiğiniz gibi ortada. Asgari ücretin komik bir rakamda kalması karşısında işçiyi sokağa dökeceğini söyleyen Türk-İş’ten bir daha bir çıkış bile duymadık.

Sol ve sosyalist partiler ise yukarıda belirttiğimiz gibi laf ola beri gele konumunda kalarak mış gibi yapıp durumu kurtaracaklarını düşünmekten öte gidemediler fakat en küçük demokratik bir istem için yani faşizme karşı mücadelede de yanyana gelemeyerek sürekli bir gün, bir gün türküsü söyleyip durdular. Yani güven verici bir atılım gerçekleştiremediler.
İktidarsa Kanal İstanbul Projesi dedi ülkeyi parsel parsel pazarlayıp yabancılara ve vurgunculara peşkeş çekti. İktidarın yolsuzluğu arşı alaya çıktı fakat kimse ya da hiçbir güç kendilerinden hesap kitap soramadı. Diyanet sanki Türkiye din devleti olmuş gibi davranarak ülkenin başına bela oldu. Eğitim bitirildi, eğitimin nasıl yapılması gerektiğine dair tarikatlar, cemaatler, dini vakıf ve dernekler söz sahibi kılındı. Okullar, sayısız imam hatip okulu yetmiyormuş gibi tümü birden imam hatipleştirilmek istenip anaokullarına kadar el atıldı. Özel okul furyası ise eğitimin ticarileştirilmesine örnek teşkil edecek şekilde düzenlenip piyasa işi yapar oldular. Sağlık hizmetleri derseniz burada yaşanan soygun ve hizmet götürememe hali daha da büyüdü. Bugün yaşamımızda olan Şehir Hastaneleri bu anlayışın bir ürünü olarak yaşamımıza sokuldu. Ormanı, denizi, dereleri, gölleri, kıyıları yağmalanan bir Türkiye’nin yurttaşları olarak ne yapacağımızı bilemez hale getirildik. HES’ler yapıldı, Termik Santraller kuruldu, yeni maden ocakları açıldı. Ülkenin en değerli yerleri kelaynak kuşuna çevrilip ağaçları kesildi. Çevre kirliliği yaratan ne varsa iktidar izin verdiği gibi üzerine de gitmemeyi görev saydı.

Özetlersek ülkemizde tarım başta bütün kurumlar çökertildi. Ne olduğu belirsiz biri Recep Tayyip Erdoğan’ın askeri danışmanı yapıldı o da mehdi geleceğini söyleyip ülkeyi gelecek mehdiye hazırlamak lazım diyerek akıllara ziyan bir açıklama yaptı. Fetöcülere yönelik gözaltılar, tutuklamalar sürdü ancak AKP ve saray iktidarının içinde kaya gibi oturan fetöcülerin kılına bile dokunulmadı. Onun yerine Sözcü gazetesine yağdırılan ceza gibi fetöcülükle ilgisi olmayanlara cezalar kesildi
.
Uzatmayalım dünya bir acayip oldu. Çünkü kapitalist/emperyalist dünyaya karşı anladıkları dilden konuşacak bugün sosyalist bir sistem yok. Bu yüzden ABD ve ortakları dünyanın dört bir yanında at oynatıyor. Ortadoğu’da, Afrika ve Çin Seddi’ne kadar olan bütün bölgelerde oluk oluk kan dökülüyor. Bu olayların içine gırtlağına kadar batmış AKP ve saray iktidarı söz konusu. Bu iktidar Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar olan bölgede ABD’nin yanında rol aldı. Ancak Suriye’de AKP’nin bu politikaları çamura saplandı. Şu an sanki bunların hiçbiri yaşanmamış gibi hem Suriye’de yanlışlarında ayak diriyor hem de Libya bataklığına ülkeyi saplamak için yeni bir planın peşindeler. En kısa zamanda görüşülecek olan Libya tezkeresi iktidar tarafından hazırlandı bile.

Sonuç; 2019 yılında yaşananlar özet olarak bunlarsa, 2020 yılında da iktidar olan AKP ve saray iktidarında ise yaşamımızda iyi şeyler beklemek olası mıdır?

Ama bizler yine de olacakları söylerken olabilecekleri de anımsatmayı görev sayıyoruz.

2020 yılı mücadele yılı olmalı ve iyi dileklerimizi küçük bir azınlığın dışında herkesle el ele vererek gerçekleştirmeli ve bu iktidardan bir an önce kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız. İşte bu hesapla şöyle diyorum:

Sadece ve sadece büyük insanlığın yeni yılını kutluyor, insanlığın tek kurtuluş seçeneği SOSYALİZM için herkesi Partimiz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ile birlikte mücadeleye çağırıyorum.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA