turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KEYİFLER KEKO KEYİF ÇAYI ŞAHANE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 ŞUBAT 2020

AKP Genel Başkanı aradan bir yıl geçmiş olmasına karşın, seçimlerde partisine en çok oy çıktığı için Kırıkkale/Delice ilçesinde teşekkür mitingi düzenlemiş. Miting alanına toplanan kalabalık kendisini dinliyor. Miting alanı ne kadar kalabalıktı tam olarak kestirmek zor. Zor çünkü görüntüyü baştan sona veren yandaş basın sadece kalabalığın üzerine zum yaptığı için boş alanlar çok da fark edilmiyor.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını dinlediğiniz zaman söylediği yeni bir şeyin olmadığını görüyorsunuz. Havasını hiç bozmadan kendisine ve partisine muhalefet eden herkese had bildirmekten öte söylediği bir şey yok. Önüne Promter konulmuş oradan konuşmasını okuyor. Altından da haberler geçiyor olmalı ki birden konuşma akışı değişiyor ve sözü Van/Saraybahçe’de yaşanan çığa getiriyor. Çığda yeni haberlerin olduğunu, yaşamını yitirenlerin sayısının 36’ya çıktığını söylüyor ve sözü Allah rahmet eylesine getirip sözü bağlıyor. Yüzüne bakıyorsunuz, kılının kıpırdamadığını, hiçbir iç sızısı duymadığını anlıyorsunuz. Arkasından da konuşma akışı bambaşka bir yere kayıyor konuyla ilişkisiz şeyler söylüyor.

Neymiş efendim, bilmem ne kadar deprem konutu yapılmışmış da daha da, şu kadar yapılıyormuş da sözlerinden sonra da sözü şehir hastanelerine getiriyor ve Elazığ depremi sonrası Elazığ ve Malatya şehir hastanelerinin ne büyük işler başardığından söz ettikten sonra maazallah bu hastaneler yapılmasaymış ne büyük felaketler yaşanırmış şeklinde övücü sözler söylüyor, sözünü bağladıktan sonra miting alanına toplanmış kalabalığa bir kez daha seslenerek; “Ben Rizeliyim ya, şimdi sıra çay dağıtımına geldi” diyor.

Birden kürsüde çevresini saranlardın yüzünde bir gülümseme ve kıpırdanmalar yaşanıyor. Sonra küçük küçük bağlanmış çıkınlar Erdoğan’ın eline tutuşturuluyor. Erdoğan’sa bir yandan çayları kalabalığın üstüne atarken bir yandan da, “akşam evinizde bu keyif çaylarını demler keyifli keyifli içersiniz” diyor.

Ülkede bunca şeyler yaşanmış, kimse kalkıp da efendim şimdi bunu yapmayalım diyemiyor. Recep Tayyip Erdoğan ise zaten bunları düşünecek durumda değil. Çünkü o Kırıkkale’de aldığı yüksek oyların hesabında, daha da önemlisi bundan sonra da bu yüksek oranın düşmemesi ile ilgileniyor.

İşte bu yüzden önce böyle bir günde koştura koştura miting alanına giden, üzerlerine çay çıkınları atıldıkça mutlu olan (varsa eğer böyleleri) bunlara söylenecek sözümüz olacak elbette. Ya değerli Kırkkaleliler sizler ne haldesiniz böyle? Sizlerde hiç mi utanma sıkılma yok, üzerlerinize atılan çay çıkınlarını kapmaya niye bu kadar heveslisiniz? Yoksa sizler ülkemizde yaşanan çığ olayını ve Elazığ depremini ve uçak kazasını hiç mi işitmediniz? İşittiyseniz eğer sizlerde hiç mi vicdan namına, acı duyma, iyilik yapma namına bir yerlerinizde kırıntı da mı kalmadı da, çayları kapacak ve akşam keyf çayı demleyip içeceksiniz öyle mi?

Bu sahnenin kahramanı olmayı nasıl kendinize yedirebiliyorsunuz? Neden, madem mitingde bitmiş miting alanını terk etmiyorsunuz da çay çıkını kapacak kadar açgözlü bir görüntü sergiliyorsunuz? Ama biz kime söylüyoruz değil mi? Sizler zaten bunları anlayacak konumda olsaydınız, üzerinize çay çıkını atan kişiyi ne dinlemeye giderdiniz ne de böyle siyasetçilere prim verip AKP’nin en çok oy almasını sağlayan il konumuna düşerdiniz öyle değil mi?

Gerçekten ne söylesek olmuyor, nasıl söylesek bilemez hale geldik. AKP ve saray iktidarının ülkeyi düşürdüğü konuma bakın bir. İnsanımız zaten kapitalist sistemde kendisine yabancılaşmıştı, AKP iktidarı ile birlikte bu yabancılaşma tavan yapmış görünüyor. Ne söylerseniz söyleyin, ne kadar anlatırsanız anlatın sizi anlamak istemeyen bir kalabalığa dönüşmüş ülkenin önemli bir kesimi. Bu yüzden de sağ ve dinci, gerici ve faşist politikacıların işi hep kolay olmuştur niyeyse? Bu görüntü AKP ve saray iktidarı ile birlikte tavan yaptığı için olup bitenlere de şaşırıyor değiliz. Ama yine de yığınların kendi çıkarlarının nerede olduğunu bu denli görmüyor oluşlarını ise gerçekten anlamak çok zor çok.

Sözümüzü, AKP ve saray iktidarına eleştirilerde bulunarak tamamlayalım. Çığ olayında, Elazığ ve Malatya depreminde ve nihayet Uçak kazasında yaşananların bile gerçek nedenlerinin halka ulaştırılmasını istemiyorsunuz. Verilen haberler sansürlü, bilgiler yalanlarla dolu. Kamuoyuna bir haber düşüyor, hemen arkasından yalanlama geliyor. Yandaş ve yalaka olarak kontrol ettiğiniz televizyon kanallarınız sizi kızdırmayacak yayın yapmak için olmadık hokkabazlıklara başvuruyor. Kimisi canlı yayında mikrofonu kesiyor kimisi canlı yayında önlerine mikrofon tutulan kimselerden mikrofonu geri çekiyor.

Sizler bu halinizle halkın doğru haber almasından korkuyorsunuz.

Sanıyorsunuz ki halk doğru haber almazsa bizimde saltanatımız sürgit devam eder.

Yanılıyorsunuz, sizin bu tavrınız derdinize derman olmayacak. Olmayacak çünkü artık herkes sizlerden gelen haberlerin yalan olduğuna yavaş yavaş inanmaya başladı.

Halk doğru haber alabilmek için de ne gibi engel çıkarırsanız çıkarın hepsini aşacak ve haber kuşun kanadındaysa bile bulup gerçekleri öğrenecektir.

Anlaşıldı mı?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA