turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU KAFA KABUL EDİLEMEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 MART 2020

Gerici, dinci, faşist ve kapitalist kafalardan işin özüne bakarsanız hiçbir şey beklenemez.

Onlara şöyle olsaydı, yok efendim böyle olsaydı cinsinden birtakım önerilerde de bulunmak gerekmez aslında ama bazen sözün gelişi bizler de benzer düşünceler dile getirip duygu ve düşüncelerimizi açıklıyoruz. Şimdi sırasıyla değil de aklıma gelenden örneklerle bu düşünceme temel olan şeyleri yazmaya çalışacağım.

Rusya sen çekil aradan. Bizi Suriye’de rejim güçleriyle başbaşa bırak.

Bu nasıl bir yaklaşımdır hiç düşündünüz mü? Çocuklar bile bu yaklaşımın ne anlama geleceğini iyi bilirken, akıllarınca ülke yönetenler nasıl olur da böyle bir değerlendirme yapmayı şan, şerefmiş gibi söyleyip esip yağarlar hiç kendi kendinize sordunuz mu? Diyelim ki bazıları bu da bir yol diye düşünüyor olmalılar ki bu sözleri söylüyorlar. O zaman bu sözleri söyleyen en tepedeki kişinin hiç mi kendi attığı adımlardan, hedef aldığı ülkeden ve de bu ülke ile bağlaşık konumda hareket eden ülkelerden habersizmiş gibi konuşur durur?

Acaba siz o taptığınız reisiniz adına yanıt verebilir misiniz?

Sizde bu yürek yoktur ancak isterseniz bunun nedenini size açık olarak ben söyleyeyim.

Rusya ile karşı karşıya gelinmek istenmiyor da ondan bu şekilde konuşuluyor ama bu yaklaşım çok kötü bir yaklaşımdır o kadar.

Eee, ne diye savaş tamtamları çalınmakla kalınmıyor da Suriye de başın baş üstünde kalmayacağı tehdidinde bulunuluyor?

Savaş konusu bugüne kadar her çevre tarafından çok tartışılmıştır. Öz itibariyle savaşın bir cinayet olduğu gerçeğini kimse değiştiremez. Ancak bazı durumlarda kaçınılmaz hale geldiği de bir gerçektir. Hangi durumlar kaçınılmaz şimdi onu tespit etmeye çalışalım isterseniz. Birincisi; ülke emperyalist kapitalist ülkelerin saldırısına uğrar, o zaman karşı koymak bir hak olmaktan da öteye geçer. Hiç kimse de şu şöyle miydi, ya da böyle miydi diye tartışmaz. Örneğin Çanakkale Savaşı’mız ve Kurtuluş Savaşı’mız gibi.

Bir başka konu da şudur. Bir ülke yaşam tarzı olarak sömürü ve zulm düzeni olan kapitalizmi değil de insanlığın tek kurtuluş seçeneği olarak sosyalizmi seçmiştir, emperyal ve kapitalist bir kuşatma altındadır o zaman da savaş kaçınılmaz ve bir hak olarak önümüze çıkar.

Peki, bugün Suriye’ye yönelik girişimler gerçekte neyin nesidir? Bu konu o kadar açıktır ki tartışma bile gerektirmeyecek kadar nedenleri bellidir. Suriye emperyalistlerin böl-yönet-sömür bunun üstüne bir de İsrail’i selamete erdirme düşüncesini koy bu yüzden sahneye konulmuştur. Durum böyle olduğuna göre AKP ve Saray iktidarı ne hakla ve niçin Suriye bataklığına dalmıştır ve niçin baş üstünde baş bırakmamak için Suriye’ye yönelik atıp tutmalarda bulunmaktadır? Bugüne kadar yaşananları şöyle bir gözden geçirdiğimiz zaman Recep Tayyip Erdoğan’ın niyetini anlamamak olası değildir.

Şehitler tepesi niye boş kalmayacak?

Artık bu ülke hamaset sözlerinden gına geldi. Ölümü kutsayarak ve yurttaşlara öl diyerek bir ülke yönetilemez. Daha doğrusu kendilerinin ne oldukları belirsiz kimseler kalkıp da şehitler tepesini boş bırakmamak için ölün diyemez. Derse de bunun halkımızı kandırmaktan öteye ne bir anlamı vardır ne de gerçeklerle örtüştürülmesi olasıdır. Sadece bu yaklaşım halkın olağan koşullarda da, olağansızlaştırılmış koşullarda da halkı gütmek ve kandırmak için söylenen sözler olup dinle kandırmanın en yüksek dozudur ki bizler de bu sözleri sarfedenlere öneriyoruz buyurun şehitler tepesini siz boş bırakmayın, buyurun peygambere siz komşu olun.

Recep Tayyip Erdoğan niye Aylan bebeğin fotoğrafını göstererek konuşma yapıyor?

Aylan bebek uzun süre belleklerden silinmedi. Pek çok televizyon ve gazete haber yazdı. Sosyal medyada her gün konu dile getirildi. Dolayısıyla insanlar öyle bir duygusallaştırıldı ki salt bu görüntüye odaklananlar bu olayın nedeniyle değil de sadece ve sadece Aylan bebeğin ölümüyle ilgilenip gözyaşı döktüler. Oysa milyonlarca Aylan bebeğin canını alan kapitalist emperyalist sistemin yöneticilerinin ellerinden şırıl şırıl akan kanı kimse görmedi görmek istemedi. Sonra bu fotoğrafı elinde tutan bir iktidar sınır kapılarını açtım diyerek binlerce göçmeni lastik botlarda denize saldı. Telleri tırmandırıp Yunan güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirdi. Bu olayda da Aylan bebek değil ama yeni yeni Aylan bebeklerin ölmüş olduğunu iktidar açıklayabilir mi acaba?

Her defasında Erdoğan niye Bay Kemal diyerek aşağılama lafları ediyor?

Yok, Bay kemal Şehadet nedir şehitlik nedir bilmezmiş. Zaten inanmıyormuş da, ondan anlamazmış, bundan anlamazmış laf üstüne laf… Sonra Kılıçdaroğlu kendi partisinin tarihini bile bilmiyormuş. Gazim Mustafa Kemal de Çanakkale’de askerlere ‘ölmeyi emrediyorum’ dememiş mi?

Sıkıldık vallahi. CHP Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda rol almış bir partidir. Üstelik de bugün öve öve bitiremedikleri kişilerin çoğu da CHP’nin içinde ve üyesidir. Yani konuyu aydınlığa kavuşturursak çok partili sürece kadar Komünist Partisi dışında bütün başka görüşün savunucuları aynı partinin içindedirler. Bilenin de konuşması, bilmeyenin de konuşması ise AKP ve iktidar cahillerinden âlâ kimse daha derin bilgisiz ve cahil olamaz bizce.

Siz niye İslami terör örgütleri ile İdlib’te kıçlı başlı yatıyorsunuz?

Buradan açıkça söylüyorum, IŞİD’ı da, El Nusra’sı da, El Kaide’si de, Ahrar-ı Şam’ı da çok sevip tepemize çıkarmaya çalıştığınız ÖSO’su da aynı soyun soyudur ve de her biri insanlık ve halk düşmanıdır.

Durum bu iken ne diye onlarla kıçlı başlısınız, şunu bir de kamuoyuna açıklayın.

Bir kez daha duymuş olalım eğer açıklayabiliyorsanız.

ANLAŞILDI MI?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA