turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GAZİ MAHALESİ KATLİAMINDAN BU YANA DEĞİŞEN NE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 MART 2020

Nerede ve nasıl örgütlenirse örgütlensin halk düşmanı bütün yapıların hayatta tutunduğu görülmemiştir.

Elbette bu tür örgütlenmeler de tehlikesizdir demiyorum ama eğer bunların arkasında devlet desteği yoksa var olmaları ve de hayatiyetlerini sürdürmelerinin olanağı hiçbir zaman yoktur. Bu tür yapılanmanın siz varın bir de devlet eliyle yapıldığını düşünün, işte o zaman her şey çok başkadır. Tehlikenin büyüklüğünün ne ölçüsü vardır ne de sınırları. Acı olaylar yaşanır yaşanmasına da hiç kimse bu acı olayların yaşanmasına neden suçluların izini süremez. Devlet eliyle olduğu için bu gibi suç makineleri kolaylıkla tereyağından kıl çeker gibi alınır ve gözlerden ırak hale getirilir.

Gazi Mahallesi katliamlarının sorumluları ve sanıkları ortaya çıkarılmış mıdır?

Hayır!

Ya polislerin ve çatıdaki nişancıların hedef gözeterek işledikleri cinayetler ne olmuştur?

Ne olacak işleyeni belirsiz cinayetler dosyası olarak tozlu arşivlere kaldırılıvermiştir. O günlerde işlenen cinayetlerden birisi de Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’yi unutmalı mıyız?

Unutamayız! Ya onca insanı katlederek gözünü kırpmadan katliam yapanları ve yaşamını yitirenleri?

Onları da unutmamalıyız!

Emniyet güçlerine alınan kişiler daha başından belli görüşlere uygun olarak seçilir ve de onlara “vurun, öldürün arkanızda biz varız” denirse tabiki de görevli olanların dünya görüşü zaten öldürmeyi kendisinde hak saydığı ve de kendisine bu hak nedeniyle hukukun asla dokunamayacağı yargısına varırsa ki bunun için her türlü yöntem benimsemiş olan karanlık güçler emniyette, yargıda ve öncelikli olarak TSK’da örgütlenerek suyun başını bir güzel tutmuşlarsa neler olur biliyor musunuz?

Hrant Dink’in katledilmesi de Fethullahçı çetenin işi olmasına karşın, o günlerde sistemli bir şekilde yazılan çizilen şeyler ne idi? Bu işin Atatürkçü kimseler tarafından yapıldığı iddiası değil miydi? İşin daha da kötüsü bu iddialara inananlar kimlerdi? Ne yazık ki büyük oranda kendilerini devrimci sananlar değil miydi? Toplum katında böyle bir algı yaratıp az insanımızı mı Fethullahçılar öldürdü ya da yaşamı onlara zindan ettiler bilmiyor muyuz?

Yöntem hiç değişmiyor. Dün devletin bütün kademelerinde Fethullahçı çete yığılması söz konusuydu. Bugünse aynısını üstelik de beş tabak fazlasını AKP ve saray iktidarı yapmıyor mu? Bırakalım polis molis sınavlarını en basit bir işe alınacak kimseler bile AKP’nin partizanca uyguladığı politikalarla belirlenmiyor mu? Sınavlarda 90 puan alanlar her ne hikmetse mülakatlarda nasıl oluyor da sapır sapır dökülüyorlar? Siz sanıyor musunuz bu şekilde oluşturulan devlet kadroları hakka, hukuka uyup görevlerini hakkıyla yerine getirirler?

Bunların hiçbiri olmaz. Olmadığı için de 8 Mart günü kadınlarımızın Beyoğlu yürüyüşünü dağıtmak için orada görevli polisler tam da iktidarın emrini uygulayarak ve de kendi dünya görüşleri çerçevesinde hareket ederek gözaltına aldıkları kadınları polis koridorunda döve döve gözaltı arabasına sürüklemiyorlar mıydı?

Diyelim ki Gazi Mahallesi benzeri bir durum ortaya çıksa güvenlik görevlilerinin sapır sapır insan avlamayacağını kim söyleyebilir? Sözün özeti değişen hiçbir şey yok. İşin daha da kötüsü AKP ve saray örgütlenmesi iktidarını ne pahasına olursa olsun korumak için elinden gelen her türlü zorbalığı kolaylıkla yapar durumda. Bu da gösteriyor ki AKP ve saray iktidarı çok daha büyük olaylara hazırlanıyor gibi bir görüntü veriyorsa olur mu canım öyle şey diyebilir miyiz?

Hani artık ne iş, ne aş, ne savaş, ne Libya ne de Suriye konularını şu Corona virüs ortaya çıktı ya konuşamaz olduk. Varsa da corona virüs yoksa da corona virüs. Herkes uzman oldu. Uzmanlar uzmanı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bir konuştu ki meğer bu olayda da temizlik şartmış. Elimizi her fırsatta yıkamalıymışız. Tokalaşma mı maazallah yapılmamalı. Hatta mümkünse evden dışarı bile adım atılmamalı. Yaşam durmalı, günlerimizi de bugün bir tane corona virüs vakası görüldü, ertesi gün bir daha sonra bir daha hayat böyle akıp gitmeli…

Ama yaşam öyle bir şey değil ki. Devinim içinde akıp gidiyor. Akıp giderken de bizler de diyoruz ki vallahi de temizlik şart, billahi de temizlik şart.

Bu işe de kesinlikle halkı kandırıp ümüğüne binenlerden, önüne gelene sövüp sayanlardan, hak, adalet ve hukuktan bir haber davranandan başlamalı ki bizler de elimizi bol sabunlu su ile yıkayıp derin bir ohhh çekelim…

Nasıl?

Hoşunuza gitti mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA