turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU DA PROFESÖRLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 MART 2020

AKP ve saray iktidarının hangi konuya el atarsa eline yüzüne bulaştırmasının öyle çarpıcı nedenleri var ki tepenizin atmaması olası değil. AKP korona virüsle mücadele için bir bilim kurulu oluşturmuş. Bu kuruldan bir üyenin yaptığı açıklamaları işittikten sonra hoşafın yağı kesiliveriyor. Bu adama göre virüs Azrail donunda aşırı çoğalan nüfusun önüne geçmek için almış eline tırpanı insanları doğruyor. Hani doğruyor dediysem siz böyle anlamayın, insanları hakkın rahmetine kavuşturarak hayatta kalan insanları açlıktan kurtarıyormuş. Ne denilebilir ki? Kafası bozuk kimileri için Allah bir bu konuya el atmadıydı sonunda o da oldu.

Sonra sözü geçen bu profesör bozuntusu da biliyor ki işin içinde iş vardır. ABD emperyalistlerinin Irak’ta yapıp ettikleri ve 5-6 milyona varan insanı katletmeleri, Afganistan’da, Suriye’de Libya’da özet olarak iş böyle yorumlanırsa Yemen’de açlıktan kırılan insanların yazgılarını Allah yazmış, yerine getirmek üzere de ABD ve öteki emperyalist/kapitalist ülkeleri görevlendirmiş demektir ki bu kafayı bir yere koymanın ne oluru vardır ne de olanağı.

Bilim yeryüzünde bu denli geliştiği halde yine de bu profesör gibilerinin çıkıp bu denli ahkamı keserken insanların üretileni eşit olarak paylaşmaları, ve üretimi arttırmak da dahil pek çok şeyin aklına bile gelmemesi yani sosyalizm için hiç kafa bile yormamış olması sizce nasıl bir türle karşı karşıya olduğumuzu anlatmıyor mu? Gerçi böyleleri yok değildir vardır da yine de bu gibi kimselerin televizyonlarda kendilerine yer bulmaları bize Allah adına yeryüzünde ne çok görevli olduğunu anlatmıyor mu?

Bugün sözü edilen virüslerin konumu ve dirençliliği ne kadar fazla olursa olsun bilim bütün bunları çözecek ve sonuçlandırması (biraz uzasa da) olasıyken bu profesörü kim ya da kimler bilim kuruluna getirmekte ve ekranlara çıkarıp her şeyimizi kirletmesi için bu ortamı hazırlamaktadır halkımız bilmek istemez mi? Ortaçağın karanlığından fırlayıp çıkmış ve karşımıza dikilmiş olan böylesi zebanilerin bizim acılarımızı, yaşadığımız zorlukları ortadan kaldırmak gibi bir becerisi olabilir mi?

Hepimizin acısını dindiren, hastalandığımız zaman bizi sağlığımıza kavuşturan tıp insanları olduğu biline biline CNN dahil umulmayan pek çok yerde bu tür Azrail habercilerinin boy gösteriyor olması hangi akla ya da neye hizmettir iktidar yetkilileri kalkıp da halkımıza açıklayabilirler mi?

Kafamızı kuma sokmanın gereği yoktur. Bugün; bilim, en zorlu virüs olduğu söylenen korona virüsün bile nerede, nasıl, ne kadar yaşayacağını bilecek kadar ortalığı aydınlatmışken bu profesör hangi karanlıktan çıkıp gelerek yaşadığımız ortamı kirletebilmektedir acaba? Ama o kadar saf olmayalım, kapitalizm var ya kapitalizm, bugün öyle bir haldedir ki işine ne gelirse ondan yararlanmak için elinden geleni yapacak bir alçaklığa sahiptir. Bu yüzden de aydınlanmanın kapitalizmle birlikte insanlık tarihinde çok önemli aşamalar kat etmesine karşın, hiç de kat ettiği aşamaya falan bakmadan bilim kurulunda görevlendirilmiş bu profesörler gibilerini bulup getirir ve insanların karşısına diker ki herkes kapitalizmin isteklerine boyun eğsin. Yani yıkılmamak için hiçbir boşluk bırakmamaya özen gösterir ve en alçakça şeylerden bile yararlanmak ister. Bize göre bu profesörün durumu da bundan ibarettir.

Korona virüs çıktı diye sömürü mü bitmiştir? Ya da ne bileyim halkı iliklerine kadar sömürenlerin bakış açısında bir yamulma mı olmuştur? Kuşkusuz yamulma vardır ancak o yamulma kapitalizmi ve sömürüyü din gibi düşünüp savunanlarda değil, solculuğu ve sosyalistliği kendilerinden menkul olanlarda daha çok hasar yapmıştır. Evet, insanları içeri kapatacaksın ama ücretlerini vermeyeceksin. İnsanlara evinde kal deme hakkını kendinde bulacaksın ama ne iş, ne aş, ne de hiçbir sosyal güvence taahhüt etmeyeceksin. Karantina işini bile dilinle dişin arasında söyleyip şu süre içinde evinden çıkmayacaksın her şeyinizi de devlet karşılayacak, yaşam garantinizi devlet sağlayacak diyecek kadar bile sosyal devlet anlayışına inancın olmayacak. Aklın en zor koşullarda bile vurgunda ve soygunda olacak. Eh bu durumda da bu karanlığın virüsleri tabi ki de bu profesör gibileri olacak.

Şu işe bakın bir fabrikalar, atölyeler, limanlar vb. yerler çalışıyor. Niye, çünkü bu yerlerin sahiplerinin zarar etmemeleri gerekli. Peki, buralarda çalışanlar kimler? İşçiler, emekçiler, memurlar, dolaylı hizmet üretenler vb. Bunlar cam fanuslarla birbirlerinden yalıtılmış olarak mı çalışıyorlar? İşe gelip giderken ki halleri nedir? Kim kimden hastalık kapacak ve bu hastalığı yayacak? Birilerinin tuzu kuru, evlerinde de oturabilir, uzaktan bilgisayarlar yolu ile emirler yağdırıp devlette yönetebilir ancak birilerinin durumu öyle midir ya? Onlar çalışacaklar ki evlerine ekmek götürebilsinler, çalışacaklar ki faturalarını, borçlarını ödeyebilsinler. Birileri rahatlıkla kendi OHAL'inizi kendiniz alın diyorlar ya yalanın üstüne kurulmuş bu sömürü düzeninde bu nasıl olacak ki sizce? Olmayacak elbette? Bu durumda da karanlıktan çıkıp gelmiş olan Bilim Kurulu Üyesi profesörün Azrail’ine çok iş düşecektir çok. Böylece de nüfuz azalacak ve insanları besleyemeyen besin kaynakları “Allah tarafından çıkan bir felaketle” birlikte düzenlenip yerine oturtulmuş olacak işte kandırmaca öyküsü bu kadar basit anlamak isteyenler için.

Hani bunların bazıları sağlık emekçilerini alkışlıyorlar ya kanmayın. Onlara göre tabi ki de sağlık emekçileri iyi bir iş yapıyor. En azından tam anlamıyla bir yıkıma dönüşecek gelişmenin önünü kesiyorlar. Maazallah felaket durdurulamazsa paranın padişahları ne yaparlar sonra? Kimi çalıştırıp da hizmetlerini gördürüp onların sırtından vurgun vuracaklar? Tabi sağlıkçılar da insan, bu yüzden onlarda herkesten daha çok risk altındalar. Bu yüzden de onlara çalışmaları için gayret verici şeyler söylemek gerekir. Bu yüzden de aldıkları parayı arttırmak lazım. Çünkü alacakları para analarının ak sütü gibi helaldir. Helaldir de kimisi de salt bu yüzden yaşamlarından olacaklarsa bile önemi yoktur. Çünkü onlar da elenmesi düşünülen kitlenin birer bireyleridir. Sağlıkçılar yaşamlarını yitirirlerse sağlıkçı mı yok, bugün işe alınmayan, işsiz güçsüz dolaşan o kadar çok sağlıkçı var ki felaket bile onlar için bir kurtuluş seçeneği sunuyorsa kötü mü olur değil mi? Ne diyelim ki tuh size! Tuh kalıbınıza!

Emekçilerse batmak üzere olan bir gemide ilk denize dökülecek kimselerdir zaten. Hani hep söylenir ya aynı gemideyiz diye. İşte o hesap hep söylenir de hayatta kalanların sigortası da yaşamlarını yitiren emekçiler olur niyeyse.

Dün krallar, padişahlar, çarlar, çariçeler vardı. Açlıktan kırılan halk çara dileklerini bildirmek için mektup vereceklerdi ama Moskova Meydanı’nda doğrandılar. Kimi hayalciler krallardan, padişahlardan ricacı olarak ricalarda bulundular ama onların sonları da pek hayırlı olmadı. Olmadı çünkü zorluk içinde olan halk bunların gözünde birer fareden ibaretti. Eh tabi bazılarına ayrıcalık tanınmadı değil, çünkü bunlar aynı zamanda da kralların, padişahların, sultanların, çarların, çariçelerin birer koruyucu meleğiydiler. Bu gün ülkemizde her kesimden emekçiye gidin evinizde oturun diyenler, sağlıkçılara bu sertlikte davranamıyorlar ve hatta onları gecenin bir karanlığında zahmet edip alkışladıkları gibi maaşlarını arttırmaktan bile söz ediliyor. Bakana soruluyor; yardımcı sağlık çalışanlarına da bir şey yapılacak mı diye, yanıt ise çok manidar. Şimdilik bazı sağlık çalışanlarına bu hakkı verdik, sıra onlara da gelince açıklama yapacağız. Demek ki neymiş, kendileri için çok da yaşamsal bir konumu olmayan sağlık çalışanları bile ölsünler denilenlerle aynı yazgıyı paylaşmaya en yakın kimselermiş.

Bitirelim. İnsanlık bu noktaya gelinceye kadar az bedel ödemedi. Bu yüzden de insanlığı bir kez daha karanlığın yedi kat altına kilitlemenin olanağı yok. Evet, herkesin bir hesabı elbette var.

Bizim hesabımız da var tabi.

Onlarınkinden söz etmeyelim çünkü onlarınki insanlık için fasa fiso'dan ibaret.

Bizim ki ise öyle değil. İnsanlığın tek kurtuluş seçeneği olan sosyalizm.

Sosyalizm; Azrail’in at koşturduğu bir ortamı insanlara Allah emriymiş gibi sunan kara cahillere izin vermediği gibi korona virüs tipi virüslerin yaşamasına da izin vermez.

Üretir, insanları eşitler, eşit paylaşımı yaşama geçirir, özgürlükleri garanti altına alır kimse de beslenme, barınma ve temel gereksinmelerin çözülmesi için insanların ölmesi gerektiği şeklinde verilmeye çalışılan sözüm ona Allah talimatı ile kandırılamaz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA