turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


‘ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ’

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 MAYIS 2020

Dün 1 Mayıs, işçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günüydü.

Böylesi günlerde işçiler, emekçiler, devrimciler, demokratlar, solcular, sosyalistler bir başka düşünür bir başka ortama geçmiş gibi olurlar. Çünkü bunu kendimden biliyorum. Bunca zamandır bendeki coşku hiç azalıp eksilmedi aksine daha da arttı. Dünyayı yerinden oynatmaya gücüm varmış gibi duyumsadım kendimi. Bazen de canım sıkılarak yüzümde mutsuzluk gölgeleri dolaşsa da o gölgeleri orada fazla tutmayıp silip attım yüzümden.

Evet, dün 1 Mayıs’tı.

1 Mayıs’ın kutlanmasından korkanların ruh halleri hiç ama hiç değişmeksizin sürüyor. Bu hal bazen öyle ki geçmişte yaşananları bile geride bırakacak denli yıkıcı ve yok edici bir hale geliyor. Düşününce daha iyi anlıyorsunuz, bu topraklarda 1 Mayıslardan hep korkulmuş, olup ya işçiler, emekçiler bir güçlerinin farkına varırlarsa bizler ne yaparız diye düşündükleri için egemen sermaye çevreleri yığınların sırtından ne sopayı eksik etmişler ne zalimliklerinden vazgeçip baskı ve zulümlerini en tepe noktasına kadar çıkarmayı elden bırakmışlar. Aksine bu anlayış sermaye kesimlerinde bir zihniyete dönüşmüş. Daha önce olduğu gibi bizler dün de aynı zihniyetin uygulamaları ile karşı karşıya kaldık.

Virüs salgını nedeniyle bu yıl yığınsal kutlamalar yapılamayacağını bu ülkenin solcuları ve sosyalistleri elbette sermaye güçlerinden ve uşaklarından çok daha iyi bilirler. Çünkü bizlerin yol gösterici ışığı bilim ve sosyalizmdir. Bu nedenle de temsili kutlamaları elbette doğru bulmuş ve ona göre de yeni yeni yol ve yöntemler bularak kutlayacaktık fakat karşımızda yer alan zihniyet öyle miydi ya? Onlar bize bizi bir kaşık suda boğacak kadar düşmandılar. Bu yüzden dün nasıl DİSK’in temsili kutlama yapmak için Taksim’e yürümesi engellendi, yürüyüşçüler gözaltına alınıp DİSK çelengi parçalandıysa daha pek çok yerde de aynı anlayışla karşılaşıldı.

Doğal olarak bu yapılanlara karşı tepkilerimizi koyacaktık koyduk da. Koyduk buraya kadar iyi de bizim tepkilerimizi bizden farklı algılayan ve anlayanlar da yok değildi hiç kuşkusuz. DİSK’e ve daha başka yerlerdeki uygulamalara karşı tepkilerimizi belirttiğimiz yazılarımızın altına bazıları hoş olmayan düşüncelerini yazmaktan kendilerini alamadılar.

Örneğin tepki yazımın altına konulan notun bir tanesi DİSK’lileri kast ederek şöyle yazılmıştı.

“Siz gidin Bakırköy çukurunda boğulun.”

Ne demek istediğini sordum, bu kez de yanıtı şöyle oldu.

“Bilmiyorsanız gidin onlara (DİSK’lilere) sorun.” Diye yazınca.

“Ben biliyorum da örneğin sen ne yaptın peki? Dedim, o da bana şöyle yazdı.

“Partim ne dediyse onu yaptım.”

Partisini sormadım, Adı geçen kişiyi araştırdım hangi partiden olduğunu anladım ve şöyle yazdım kendisine;

SİZİ DE KUTLARIM.

Yıl 1985. Ankara DAL’dan Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderildik. Aslan kafesini geçtikten sonra da arkadaşlarımı başka koğuşlara beni de A Blok 2. Koğuşa verdiler. Kapı şangırtıyla açıldı. Askerler beni içeri itip kapıyı da aynı şekilde kapattılar. Yanıma 2 kişi geldi, ikisi de aynı anda bana “sağcı mısın, solcu musun” diye sorunca: bende, “solcuyum dedim. Ayakta duracak halim yok, üstüm başım kirden kayış gibi olmuş. Her şey o kadar hızlı oldu ki bir anda kendimi banyoda buldum. Sular akmıyor fakat damla damla biriktirildiği için orada bulunan bidon dolu. Üstelik ılık da. Sabun, havlu, iç çamaşırı verdiler. Yıkanıp çıktım. Sanki tonlarca yükü üzerimden atmış gibiydim. Kim hangi siyasi çizgiden bilmiyorum ama onların da zaten hangi çizgiden olduklarını hissettirmeye bile niyetleri yok. Sadece sanki el birliği etmişler bir yoldaş başka bir yoldaşa nasıl özenli davranır bunu bütün içtenlikleriyle gösterme çabasındalar. Ben yaşamımın hiçbir döneminde bu kadar candan ve içten davranışı ne öncesinde ne de sonrasında yaşamadım. Daha sonra da durum değişmedi. Artık kim hangi davadan burada biliyordum, onlarda tabi beni biliyordu ama ne onların olumsuz anlamda tutumları değişti ne de benim. Karşılaştığımız baskılar o kadar yoğundu ki bir arkadaş kolaylıkla bir başkası için kendisini tehlikeye atacak denli hem yürekliydi hem de özverili…

Kendi kendime o zaman çok düşündüm ve şu yargıya vardım. Hangi koşulda olursa olsun kimse bizi ne yenebilir ne de boyun eğdirebilir. Bu yüzden de o günden beri bir tek şeye inanırım devrimci dayanışma, özveri ve kararlılık. İşte bu yüzden dünkü 1 Mayıs kutlamaları dolayısı ile çizgisi ne olursa olsun bizdendir, buraya yönelecek eleştiriler ise gereksiz olduğu kadar bir getirisi de yoktur. 1985 yılının temmuz sonlarından Eylül sonlarına kadar Mamak Askeri Cezaevi’nde edindiğim baş eğmez huy benim için asla terk edilmeyecek huydur, kazanacaksak da ancak ve ancak böyle kazanabiliriz. Başkaca da ahkâm kesmeye gerek yoktur.

Son söz olarak bütün ilericileri, devrimcileri ve sosyalistleri en içten duygularla selamlıyor herkesin acısını da sevincini de kendi benliğimde duyuyorum.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA