turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUGÜN NE YAZSAM?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 MAYIS 2020

Değerli dostlar, arkadaşlar, yoldaşlar, bugün ne yazsam diye sorduğuma bakmayın siz, doğrusunu söylemek gerekirse ben kolay yazı yazan biriyim.

Bu yüzden önce sınıf arkadaşımız Saadet, dün toprağa verilemedi. Çünkü işlemleri İstanbul’daki hastaneden geciktiği için İzmir/Tire’ye getirilişi gecikti bu yüzden bugün uğurluyoruz kendisini. Bütün okul ve sınıf arkadaşları olarak da kendisine;

“GÜLE GÜLE SESSİZ, SAKİN VE İYİ YÜREKLİ ARKADAŞIMIZ SAADET” diye sesleniyoruz arkasından…

***

Sırrı Süreyya Önder anlattı.

Bir Ermeni, bir Türk, bir Kürt birlikte bir Türk’ün bahçesine hırsızlık yapmak üzere giriyorlar. Bahçe sahibi bunları yakalıyor. Ermeni’ye; “ulan hadi bunların ikisi de Müslüman, sen Müslüman değilsin ne demeye bahçeme girer eriklerimi çalarsın” deyip hışını çıkarıncaya kadar dövüp bahçenin dışına atıyor. Sonra sıra Kürde geliyor. “Ulan sen Türk değilsin ne demeye bahçeme girer de eriğimi çalarsın” dedikten sonra onu da bir güzel pataklayıp hışını çıkarıyor ve bahçenin dışına atıyor. Sıra Türk’e geliyor “Ulan hadi onlar Türk değil, sen Türk’sün ne demeye bahçeme onlarla birlikte girip de hırsızlık yaparsın” diyor bir güzel Türk’ü de evire çevire sopaladıktan sonra onun da hışın çıkarıp bahçeden dışarı atıyor.

Bahçenin dışında ayağa kalkıp gidecekler, Türk; “biz üç kişiyiz nasıl oldu da bir kişiden dayak yedik” diye sorduktan sonra yine sorduğu soruyu kendisi yanıtlıyor. “Vallahi” diyor, “biz Ermeni arkadaşımızı dövdürmemeliydik!”

Şimdi gelelim işin püf noktasına. Sağ iktidarlar yıllardır bizi bölüp parçalayarak hışımızı çıkarıncaya kadar sopalıyor. Hiçbirimiz de çıkıp da her ne hikmetse Türk’ün sorduğu soruyu bile sormadan işimize gücümüze bakıyoruz. Yani sizin anlayacağınız devrimcilik yapıp duruyoruz. Kim kimden daha iyi devrimci, kimden hayır var, kimden yok sadece bunları konuşmaktan bir türlü gerçekleri anlamaya fırsat bulamıyoruz.

İş böyle olunca da bir de bakıyoruz ki hiç ummadığımız, aklımızdan bile geçirmediğimiz biri iktidarı ele geçirmiş veriyor bize sopayı. Ekmeğimiz elimizden alınıyor, işimizden gücümüzde biz ediliyoruz, haklarımızdan edildik, hakkımızı bile arayamıyoruz. Gözümüzün önünde onca suç işleniyor bunu bile eleştiremiyoruz. Bırakalım bütün bunları dolar başını almış gitmiş nasıl olur diye bile soramıyoruz hemen o malum şeyi manipüle etmekten icabımıza bakmaya hazır vaziyette iktidar başımızda Demokles’in kılıcı gibi sallanıp duruyor. Hepimiz onların gözünde hain, bölücü konumundayız. Bize yapıp ettikleri az mı geldi bu kez de tutuklayıp içeri atıyorlar. Muhalefet edecek gazete ve televizyonlar tehdit altında, durmadan ceza üstüne ceza kesiliyor. Program kapatma cezaları gırla. En tepedeki adam herkese haddini bildiriyor, onca milletvekili olan Ana muhalefet Partisi CHP bile neredeyse bir kaşık suda boğulacak. Seslerini çıkaramasınlar diye Kılıçdaroğlu’na Özgür Özel’e, Canan Kaftancıoğlu’na söylenmedik şey bırakılmıyor. Biz sosyalistler artık zaten sürekli kötek yiyip duruyoruz.

Adamın birisi çıkıyor, içi mermi dolu kavanozların önünde resim çektirip kimleri götüreceğinin, nasıl silahları olduğunun açıklamasını yapıyor, karakola götürülse bile adam elini kolunu sallayarak dışarı salınıyor. Adamın biri sermiş silahları masanın üstüne kaç kişi götüreceğini söyleyerek poz verip internete atıyor. Yahu her şeyi bıraktık, Sevda Noyan isimli ne olduğu belli bir kadın çıkıyor televizyonda 15 Temmuz’da hıncımızı alamadık bir fırsat çıkarsa şu kadarını götürecek donanımımız var diyebiliyor. Ölüm orucunu bıraktıktan sonra hastanede durumu ağırlaşan İbrahim Gökçek Kayseri’de toprağa verilecek 30-40 kıçı kırık ülkücü bozması sokağa çıkmış “biz buraya bu cenazeyi sokmayız, girerse de mezarından cesedini çıkarır yakarız” diye tehditler savuruyor. Güvenlik güçleri onları zor zapt ediyor ya da öyle bir görüntü sergileniyor.

Bu kadar değil elbette. Adı inek hırsızlığı ile anılan birisi Çubuk’ta neredeyse Kemal Kılıçdaroğlu’nun katline sebep olacaktı. Adamın kılına bile dokunulmadı. Sonra bir kadın ortaya fırladı aman Allah kadını tutana aşk olsun. Kadın yırtınıyor; “Evle birlikte yakın şu adamı” diye. Sonra bu kadının Astsubay yapıldığı internette yazılıp çizildi ama öyle midir pek bilgim yok. Orada rol almış bir sürü kışkırtıcı var bunlara laf bile edilmedi. Memleketin savcıları harekete bile geçip işin üstüne gidemediler. AKP’nin İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak’ın CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu için söyledikleri şu bol ferasetli laflara bakın bir. Boğazın suları serinmiş yazın da derinmiş…

Uzatmayalım HDP’lisine, TSİP’lisine, TKP’lisine, TİP’lisine Sol Partilisine, CHP’lisine bütün diğer solculara söylenmedik şey bırakılmıyor. Hani bütün bunlar sözün gereği söylenmiş şeyler bile değil. Adamlar basbayağı bizlerin hepsinin canına kast etmiş durumdalar.

Peki, bizler ne yapıyoruz?

Ne yapacağız, erik çalmak üzere Türkün bahçesine giren Ermeni, Kürt ve Türk gibiyiz. Bütün sol birlikte davranıp bize yönelecek tehlikeyi bertaraf edeceğimiz yerde hışımız çıkıncaya kadar dayak yiyoruz da Türk’ün sorduğu soruyu bile sormaktan aciziz. Sonra da biz de laf çok ya faşizme karşı şöyle mücadele edilir, böyle mücadele edilir, en en devrimci biziz hava civa konuşup duruyoruz.

Ne diyelim ya konuşup hışımız çıkıncaya kadar dayak yemeye devam edeceğiz ya da birlikte davranmak ne demek öğrenip yenilmemeyi öğreneceğiz. Seçenek önümüzde. Bu yüzden de açıkça diyorum ki:

HIŞI ÇIKINCAYA KADAR DAYAK YEMEK İSTEMEYENLER BU TARAFA GELSİN!

Bakalım göreceğiz kimler gelecek?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA