turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SINIF MÜCADELESİ YOK ORTA SINIF BELİRLEYİCİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 HAZİRAN 2020

Sağdan soldan sınıf mücadelesi mi dediniz bir sürü insanın burun kıvırdığını siz hâlâ orada mısınız dediğini duyuyor ve de elimizden geldiğince bu çevrelere inandırıcı yanıtlar vermeye çalışıyordum ama liberal dalgayı durdurmamız da bir türlü mümkün olmuyordu. Konu korona virüs salgını ile birlikte bir kez daha sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın bütün ülkelerinde konunun konuşulması için gündem yarattı.

Evet, dünden bugüne kapitalist sistem önemli sayabileceğimiz adımlar attı. Bu adımları atmasında da Sovyetler Birliği ve Sosyalist Sistem’in yıkılışının tartışmasız büyük payı oldu.

Öyle ya artık kapitalist sistem karşısında kendisini tehdit edecek bir güç görmediği için daha önce işçi ve emekçilere tanıdığı bütün hakları bir bir geri almaya başladı.

Bunları gerçekleştirirken öyle acımasız davrandı ki kendi ülkelerinin işçilerinin ücret ya da sosyal hak istemlerini geri çevirmek ve onlara boyun eğdirmek için başka ülkelerden işçi getireceği tehdidinde bulundu. Bulunmakla da kalmadı getirdi de.

Sonra baktık gördük ki sendikalara üye sayısı azalmakla kalmadı, sarı sendikalar bir anda ortalığı kaplayarak işçileri kıpırdayamaz hale getirdi. Bunlar da yetmediyse çalışanlar işlerinden edildi, işsizlikle karşı karşıya kaldılar olmadı her türlü hakları da sistemli bir şekilde ellerinden geri alındı. Bu yaptırımlara karşı direnenler ise polis tehdidiyle sindirilip hak arayamaz hale getirildi. Bugün gelişmiş kapitalist ülkelerin çoğunda bu yaptırımları açıkça görebiliyoruz. Eskiden olduğu gibi demokrasi bile kitlelere çok görülmeye başlandı ve yönetimler ya otoriterleşme yolunda adımlar attılar ya da sözünü ettiğimiz ülkelerde sağcı otoriteyi savunan iktidarlar işbaşına geldiler.

Bütün bunlar yaşanırken orta sınıf olarak isimlendiren kesimler ise alışık oldukları yaşamı devam ettirdiler. Bu konuda bir olumsuzlukla mı karşılaştılar alışık oldukları yaşam tehlikeye mi düşüyor, iktidarların propagandalarına kanıp bu değişikliğe neden olan şeyin sistemden kaynaklı değil de başka alakasız konularda olduğu zokasını yuttukları için orta sınıfların hıncı daha çok o ülkelerde çalışan hatta yurttaşı olan yabancılara yöneldi. Sanıldı ki orta sınıfın alışık yaşam tarzı bu kesimlerce tehdit edilmektedir. Bu yüzden de bu çevreler iktidarların işine gelen yabancı düşmanlığı ve bu anlayışa bağlı olarak da ırkçılığı kendileri için bir kurtuluşmuş gibi görerek mevcut iktidarların ve tekelci sermaye güçlerinin yarattığı kötü ortamın suçu yabancılarda ve o ülkenin işçi ve emekçilerinde görüldü. Bu yüzden de orta sınıf olarak adlandırdığımız bizim ülkemizde de ilk kez Turgut Özal tarafından orta direk olarak nitelendirilen ve sistemin gerçekten de ölümüne savunucuları oldukları düşünüldüğü için bu kesimler hiç dilden düşürülmedi.

Diğer gelişmiş kapitalist ülkelerden farklı olarak bizim ülkemizde sözü edilen bu orta sınıf veya orta direk zaman zaman bazı tepkilerle öne çıktıysa da çabucak kurulu düzene muhalefet etmeyi bırakarak iktidarların yanında yer almaları zor olmadı. Küçük bir değerlendirme yapacak olursak; bu kesimlerin rahat rahat oturacakları evleri var, altlarında arabaları da bulunuyor. Faturaları da ödeniyor, çocuklarını özel okullara da gönderme şansları bulunuyor. Tatil bölgelerinde ya yazlıkları bulunuyor ya da otelde çolukları çocukları ile tatil de yapabiliyorlar. Alışık oldukları yaşam düzeyi de şimdilik bile olsa sürdürülebilmekte.

İşte bu kesimler bunalım dönemlerinde kolayca bunları yitirecekleri kaygısına düştükleri için görüşlerini beğenmeseler bile kolayca gerici, demokrasi karşıtı iktidarları savunabiliyorlar. Onları daha da yandaş hale getirmek için egemenler bir de terördü, iç düşmandı, dış düşmandı gibi tehlikeler önlerine konduğunda seçimleri kolaylıkla kurulu düzenden yana olabiliyor. Bu çevrelere baktığınız zaman en azından demokrattır diye aklınızdan geçirseniz bile gerçeklerle yüz yüze kaldığınızda şaşırıp kalıyorsunuz.

Bugün korona virüs dalgası ile birlikte tartışılan yarın ne olacak düşüncesi kimi yorumcularda otoriter yönetimlerin ağır basacağı şeklinde olurken bir kısmı da yelkenlerini açmış pupa yelken sosyalizme doğru yol aldıklarını görüyorsunuz.

Bütün bunları kolay kolay konuşanlara bakıyorsunuz hiç kimsenin ağzında işçilerden, emekçilerden eser yok. Yok, çünkü sınıf sözcüğü dün olduğu gibi bugün de hemen pek çok kimsenin aklını başından alıyor. Kolay kolay orta sınıf bizde olduğu gibi orta direk betimlemesini yapanlar sanki başka sınıf ve katmanlar yokmuşçasına gerçeklerden uzak duruyorlar. Hani geçtik bizim gibi ülkeleri dünyanın en gelişmiş kapitalist ülkesi Amerika’da bile sokağa inenler kim? Bunlar hiç çalışmadan serseri serseri gezip armut piş ağzıma düş diyenler mi? Sokağa inenlerin çoğunun yoksul siyahi ya da beyaz fark etmez olduklarına göre bunlar orta sınıf kategorisinde de değerlendirilmiyorlarsa hem bunların tamamına da lümpen denilmeyeceğine göre siz söyleyin kimdir bunlar?

Bugün Amerika’da seçimler bile değerlendirilirken orta sınıfları egemenler hem seçim kazanmak, hem iktidarı otoriterleştirerek sürdürmek için neden bu kadar gerekli kesimler olarak sistemin direği olarak elde bir kazanç olarak tutmaya çalışıyorlar? Yoksa diğer bütün sınıf ve katmanlar doğal bir elenişle yok oldu da bir tek sisteme orta direklik edecek bu kesimler mi kaldı?

Demek ki sınıflar halen nitel ve nicel olarak kayda değer bazı değişmeler gösterseler de oldukları gibi durduklarına göre sınıf mücadelesi de her zaman için vardır.

Yok sayma, yorumlarının ise amacı başka olup her zaman kapitalizmin kapı kulluğuna fit olmaktır ki bizim işimiz de bu sınıfsal saldırı dalgasını kırıp geçersiz kılarak sosyalizm yolunda bilimi kılavuz edinip yürümektir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA